İnsanlar ve meyveler…  Tanımadan, huyunu-suyunu, tadını-tuzunu bilmeden hangisine sarılırız hemen?

      “İnsanın dış görünüşüne aldanma”  demiş, unutmamak için küpe takmış kulaklarımıza eskilerimiz. O nedenle insanlarla olan ilişkilerimizde hep temkinli olur,  mesafe koyarız her zaman.. Zamana bıraktığımız tanıma olayından sonra da karar veririz arkadaşlığa/dostluğa…  “Görünüşe aldanma” öğretisi bu bakımdan güzel bir deniz feneridir dürüst/doğru/mert olanlara…  Ahlaki değerleri, gelenek ve görenekleri de unutmayanlara…

      Ama yaşam öyle bir süreç ki, önünüze renkten renge giren, rüzgâra göre yelken açan,  doğruyu gördüğü/bildiği halde susup dilsiz şeytan olan nice insan türünü/çeşidini çıkarıyor önünüze.

      Böyle durumlarda eğer sağduyunuzu kullanmaz, böyle kimliklerle oturup/kalkar, arkadaşlık ilişkileri kurarsanız sonunda ceremesini/zararını çekerken manevi/vicdan üzüntüsü de duyarsınız.

      Bu, bir tarafın dürüst, diğerinin ise işi “üçkâğıtçı anlayış” çerçevesinde görmekten kaynaklanan bir durumdur elbet.

                                                               X    x    x

      Günlük yaşamın hangi anında olursa olsun sizi saran/sarmalayan ve iç huzur kaynağı  “erdemli olma” zorunluluğunu nasıl unutmuyorsak;  daha bir zor durumu yaşıyor olduk nicedir.

      İnsanın değeri, iç dünyasının erdemi;  bir ölçülebilse şu koca dünyada insanlar birbirlerini aldatabilir mi? Kandırabilir mi hiç?

      Çok değil, birkaç yıl önce aslı-astarı olmayan konularda görevli-görevsiz insanlar için soruşturma/takibat/hapis isteminde bulunan…  Sonrasında bu iddia sahibi kişileri   “asma kabağı”  bile olmadığı savıyla  “Bat Pazarı”na atıp “veballeri/günahları ile başbaşa bırakmalar… Hukuk işleyecek ya,  “görev suçu/hatası” yaptığı anlaşılan bu kişileri Adalet önüne çağırmalar.

      Ve bir büyük “pırrrr!”…  Firar!..

      Adalet adaletten kaçtı!..

      Ey Yüce Allah’ım sen akıl ver bize…  Nasıl  içinden çıkılmaz bir anafora düştük böyle?  

      Kime inanacağız? Kavun değil ki insanlar koklayıp alalım/seçelim.

                                                            X  x   x

      Yüzmeyi bilmeyen ördek kıçtan dalarmış göle… Güzel ülkemde böylesi hukuk dışılıklar yaşanırken adalet dağıtıcılığı makamında bulunan “dolma kabakları”na alkış tutanlar…  “Heykeli dikilsin!” diye öneri yapanlar.  TV kanallarından milleti uyutmak için maydanozlu köfte servisi yapanlar…

                                                  X    x    x

      Şimdi gelin, çıkın ortaya… Ekranlardan milletin suratına kustuğunuz salyaları/kusmukları  yalayarak temizleyin bakalım.

      Ama,  “hafıza-i beşer nisyan ile maluldur” hastalığımız  her şeyi unutturuyor bize…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com