Alışmış-kudurmuş meselesi..?

İngiltere'nin bilmem nesi, Türkiye'nin AB'ye alınmasına uzuuun bir yol tarifi yapmış.. Dilini altındaki bakla, "Türkiye'yi AB'ye alamayız" demek istemiş...

Eeeeh!.. İngiltere bu... Elbette atacak-tutacak... Sonuçta Türkiye ile olan ilişkilerinde "yağlı bir kuyruk" kapacak...

Böyle davranmak eski alışkanlığıdır onların.

Sadece İngiltere'yi değil tüm Batı'yı biz alıştırdık.

"- Yağlı kuyruk kapmak" kötü bir şey mi, sonra?..

Bir kenara yazınız isterseniz. Bakınız bir süre sonra İngiltere yumuşayacak... Ama "kuyruk kapmak" isteyen bir başkası çıkacak...

***

"Elin atına inen..."

AKP'nin olağanüstü kongresi beklendiği gibi sonuçlandı.

Davutoğlu gitti, Yıldırım geldi.

"Bayrak yarışı" yani...

Yorulan bırakacak...

Yorulmaya kalmadan da bı.. ra.. kı.. la.. cak!..

İstersen bırakma!..

Kongrede konuşan Davutoğlu "yorulmaya kalmadan bırakmayı" açık ve net tarif etti:

"- Yeni bir kongre için karşınıza çıkmak arzu ettiğim bir şey değildi. Bu durumun sizin ve milletimizin mahşeri vicdanında yarattığı rahatsızlığın farkındayım" diyerek "zoraki bir ayrılık"la karşı-karşıya kaldığını ima yollu da olsa herkese açıkladı böylece...

Hep böyle olur zaten...

Hani, derler ya, "Elin atına binen tez iner" diye...

Davutoğlu kendisine "Başbakanlık koltuğu" hediye eden ve sonra alan güce bu sözlerle veda etmemeliydi.

***

Gelse ne yazar?..

AKP'nin kurucularından 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve TBMM eski başkanlarından Bülent Arınç kongreye gelmeyenlerden.

Hemen kulislerde farklı yorumlar... Oradan da TV ekranlarına ve gazetelere yansıyan haberler.

Davet edilen her kişinin illa da icabet edecek diye bir koşul yok ki...

Mazeret beyan etmiştir gelemez.

Bunu unutuyoruz...

Sonra da işimize geldiği gibi yorum üzerine yorum üretiyoruz.

Gül kongreye yazılı mesaj gönderdi.

Arınç, zaten davet edildiği akademik çevrelerde bile konuşturulmuyor.

İstenmiyor...

Çok mu önemi var gelmesinin?

***

Başarı ve alkış beklentisi...

Binali Yıldırım kabine üyesi arkadaşlarını açıklayıp hükümetini kurduktan sonra azıtan terörün üzerine-üzerine gideceği konusunda herkes hemfikir...

Zaten kendisi de kongredeki konuşmasında ön güvence verdi bu konuda.

Göz göre-göre gelen terör belasının hakkından geleceğine Hani, bir türkümüzdeki gibi, "terör" Türkiye'nin birincil sorunu iken; "Ne bakarsın uzaktan / Yakına gel, yakına..." türkü örneğindeki gibi terörü bitirmek için üzerine-üzerine gitmek gerekir.

Böyle yapılmazsa?..

Bunu düşünemeyiz bile... Çünkü, Binali Yıldırım'ın kongrede terör konusundaki teminat olan sözleri "Hakkından gelemezsem / O zaman beni kına!.." dizeleriyle bire-bir örtüşüyor.

Yıldırım böyle bir duruma düşmek istemez. Çünkü, kınanmak da var işin sonunda...

Üstelik, Davutoğlu bu konuda kararlı ve başarılıydı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.