Vladimir Putin, Rusya Federasyonu'nun kudretli lideri. 
1989'da dağılan Sovyetler Birliği'nin yerine kurulan Rusya Federasyonu'nun ilk başkanı olan Yeltsin; dünya medyasında sarhoşluğu ve komiklikleriyle ancak magazin konusu olarak yer alıyordu. 
Dünya sahnesinden dramatik olarak yerini kaybetmeye başlayan Ruslar, beklenmedik bir hamle ile Putin'i politika sahasına sürdüler.
Dünyada kimsenin tanımadığı, eski istihbaratçı Vladimir Putin, ilk zamanlar pek önemsenmedi. 2000 yılından bu yana; önce Devlet Başkanı, sonra Başbakan, sonra tekrar Devlet Başkanı olarak seçildi ve görev aldı.
17 milyon km2'lik dünyanın en büyük ülkesindeki yeni lider; icraatlarına hızlı başladı. Önce yer üstü ve yeraltı kaynaklarını aç kurt gibi yabancı ortaklarıyla paylaşan Olligarklar’ı hizaya getirdi. Karşı koyanları acımadan sistem dışına itti.
Dışarıdaki sözde demokratik ve sosyal kuruluşlarla garip bağlantıları olan sivil kuruluşları, dünyaya kulaklarını kapatarak etkisiz hale getirdi.
Dışarıdan gelebilecek Soros soslu renkli devrimlere karşı sert tedbirler aldı. Hızla ülkesinin itibarını toparladı. Yükselen petrol ve gaz fiyatlarıyla birlikte siyasi gücüne, askeri ve ekonomik gücü ekleyerek, dünyada adından en çok bahsedilen liderler arasında yerini aldı.
Ve aynı Vladimir Putin bugün zor durumda. Aynı şekilde ülkesi de.
Boyun eğmediği Batı dünyası, Ukrayna dalaşması sebebiyle, önce geniş çaplı ambargo, sonra da, petrol fiyatları oyunu ile Putin'i ve ülkesini çok zor durumda bıraktı.
Merakla izliyoruz, Putin ve Rusya'yı. Bu defa bu çıkmazdan çıkabilecek mi? Elindeki petrol ve doğalgaz kartı ne kadar işe yarayacak?
Ülkesinin petrol ve gaza bağımlılığı, sanayi ve teknolojik üretimde yetersizlik ve verimsizlik, Rusların en büyük handikabı. 
Burada kendimize dönük, çıkaracak çok dersimiz var.
Ülkemiz, petrol ve doğalgaz zengini bir ülke değil. Çok zengin yer altı kaynaklarımız yok.
Ama kim ne derse desin; yetişmiş insan gücümüzle Şanghay'dan Frankfurt'a kadar olan havzada en büyük üretim ülkesi Türkiye'dir.
Türkiye hemen her alanda üretim kabiliyeti ile dünyada nadir ülkelerden birisidir. 
En küçük makine aksamından, en büyük tonajlı gemilere, her türlü kara taşıtından, havada helikopter ve eğitim uçağına, insansız hava araçlarına varıncaya kadar üretme kabiliyeti olan bir ülkeyiz.
Savunma sanayinde kendi tankını, topunu yapabilen bir seviyeye ulaşmanın da gururunu taşıyoruz.
Dünyada tarımda kendi kendine yetebilen nadir ülkelerden birisiyiz. Avrupa'nın en büyük, dünyanın 7. tarım ülkesiyiz. 
77 milyon ülke nüfusu ve 30 milyonu aşkın turist; ülkemiz kaynaklarıyla beslenmektedir. Anadolu'da hemen her ildeki organize sanayi siteleri, Türkiye ve dünya için her gün artan bir şekilde üretim yapmaktadır.
Sanayi ürünleri ihraç eden ülkeler arasındayız.
Dünyada bu günlerde şahit olduğumuz post modern 3. Dünya Savaşı'nın en önemli savaş alanı ekonomik alanlarda olacaktır. 
Bu savaşta hedef ülkelerden başta geleni Rusya'dır.
Gizli hedef ise Türkiye'dir. 
Putin ve Erdoğan hedef ülkelerin kontrol edilemeyen liderleri olduğu için devrilmeleri istenmektedir. 
Putin'in avantajı olan petrol ve doğalgaz, bizim dezavantajımızdı.
Fiyatların düşmesi, Putin'i zora sokarken, bize avantaj olacaktır. 
Finansal stokumuz olan 130 milyar dolar döviz birikimimiz, şu an için yeterli fakat sınırsız değil. Rusya'nın elindeki 350 milyar dolarlık birikimi ise bir kaç yıla yetebilir.
Putin bu kuralsız ve ölçüsüz savaşı, İkinci Dünya Savaşı'nda olduğu gibi Ruslar’ın meşhur birlik ve beraberlik ruhunu öne çıkararak muhakkak aşacaktır.
Biz böyle bir ekonomik saldırıya muhatap olursak, ekonomik yapımız dayanıklılık testinden geçebilir ama ülkede birlik ve beraberlik konusunda Rusya kadar şanslı olabilir miyiz, emin değilim.
Türkiye'de büyük bir ihtirasla artan, gözleri ve vicdanları kör eden Erdoğan düşmanlığı, dış saldırılar karşısında en büyük handikabımızdır. 
Gezi olaylarında bunu gördük. 31 Mayıs 2013, ekonomide ülke olarak geldiğimiz, en iyi noktaydı. Faizler ve enflasyon tarihi dip noktadaydı.
Bir kıvılcımla dış servisler, içerdeki baronlar ve paralel ihanet şebekesinin operasyonu ile, bütün ülke bir anda yangın yerine döndü.
On milyarca $ kaybımız oldu. Birçok can kaybı yaşandı. Faizler bir gecede 5.5 puan artırıldı.
Türkiye; anahtar teslimi şer şebekelerine, faiz vampirlerine, ihale edilmişti. Tencere ve tavalarla adeta iç savaş tamtamları çalınıyordu.
Zor günlerden geçtik. Millet, olan biteni tam zamanında fark etti. Planlı operasyona, farkında olmayanların aymazlığına rağmen dur dedi.
Her türlü saldırıya karşı, her açıdan güçlü, hazır ve uyanık olmalıyız.
İç siyasette her şeyi tartışalım. Sandıkta istediğimize oy verelim. İstediğimizi iktidar yapalım, ama biz yapalım.
İç siyasetle, dış etkenli siyaseti karıştırırsak, kaybolacak huzur ve istikrarımızı bir daha bulamayabiliriz. Etrafımızda yaşananlar, bize her konuda örnek teşkil etmelidir.
"Eyvah, para etmez." der atalarımız.
Osmanlı'nın son kudretli ve dirayetli sultanı Abdülhamid Han'ı; diktatör ve kızıl sultan ilan edip, Londra'dan bize istikamet vererek bize devirtenlerin torunları, bugün de aynı taktiklerle Türkiye ve liderlerine saldırmaktadırlar. 
Sahne aynı.
Aktörler aynı.
Oyun aynı oyun. 
Bu defa koyun gibi güdülmeyelim…

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.