Yazımın başlığına bakıp önce şaşırdığınızı, sonra da bir şey bulmuş, bir şey icat etmiş gibi yüzünüzde bir gülücük/tebessüm belirdiğini görür gibiyim. Dört harf olan TÜRK ve KÜRT sözcüklerinin oluşturduğu temeldeki bütünlüğe dikkatinizi çekmek istedim önceleyin. Gördünüz/görüyorsunuz bu dört harfin temelde oluşturduğu anlamlı iki sözcüğün birlikteliğini/kardeşliğini…

TÜRK ve KÜRT sözcüklerinden sadece bir harfin eksilmesi/çıkarılmasıyla nasıl anlam yitirdiğine, anlamsızlaştığına da dikkatinizi çekmek isterim.

Özde bir büyük birlikteliği sağlayan dört harfin kendi bütünlüğü içinde iki ayrı sözcük oluşturması bir terazinin iki ayrı kefesi gibi bir durum değil de ne?  Birinin eksikliği/noksanlığı, var olan “Bütünlüğü” özde bozduğu gibi eşitliği de ortadan kaldırıyor.

Terazinin iki kefesinden birinin yokluğunu düşününüz, tartma eylemini arzuladığınız gibi yapabilir misiniz? TÜRK ve KÜRT sözcükleri de öyle…

                                                                     ***

Ortadoğu coğrafyasında bin yıl birlikte, kardeşlik ortamında yaşamış insanların nasıl birbirlerine karşı oyuna getirilip, birbirlerine düşman edilmek istendiğinin acı olaylarını/günlerini yaşıyoruz.

Oysa hepimiz biliyoruz ki, TÜRK olsun, KÜRT olsun nice kanlı vuruşmada/savaşta bu toprakların bütünlüğü/paylaşılmazlığı için birlikte can verip şehit oldular.Peki, ne oldu da bu kardeşlik/bütünlük bozulmak isteniyor?  Artık görünen köyü tarife hacet var mı?

1918’de “Paylaşım Masası”na yatırılan Osmanlı İmparatorluğu’ndan o günün koşullarında büyük-küçük “Batılı kan emiciler”i kendilerinde yürek bulamayınca  “şamar oğlanı” olarak seçtikleri güçleri Anadolu’nun bağrına saldılar. 15 Mayıs 1919 bu amaçla Yunanlının İzmir’e şımarıklıklarla asker çıkardığı “kara gün” oldu tarihimizde…  Gazeteci Hasan Tahsin (Nevres) Bey,  “İlk kurşun”u sıkarak işgalci Yunanlıyı İzmir kordonda  yere sererken, kendisi de bu topraklar için canını seve-seve feda etmeyi bildi.  İzmir’in ardından Antalya, Adana yöreleri ve İstanbul aynı kara günleri yaşadı  ne yazık ki…

Sonuçta nice vatan evladı bu toprakların bütünlüğü için canlarını verip şımarık  Yunan’ı denize döktü. Ardından tokatın kendisine geldiğini gören Batılı sömürge güçleri sıvışıp yuvalarına kaçmayı yeğlediler kendilerine…

                                                                               X   x    x

Her devrin “satılmış”ları, kimliksizleri olur. Dün vardı, bugün de var. Yarın da olacak...  İngiliz ajanı Lavrens’i anımsayınız. Arap görünüp  “Kutsal Topraklar”da isyan bayrağını açtırıp bu coğrafyaya nifak sokmadı mı?  Sonucu ortada bugün…

Bugün aynı oyun Anadolu üzerinde yine oynanıyor.  İslam dünyası üzerine çöken  “sömürgeci zihniyet “  1918’in tarih olmuş eski hesaplarını Türkiye üzerinde yeniden oynama sevdasına kapıldı. Kalkınmak isteyen Türkiye’nin önünü böylece kesmek istiyorlar.

Bu adi/aşağı oyun,  - özde bir olan-  TÜRK+KÜRT BÜTÜNLÜĞÜ’yle ve aşılacak…  Oyunun aktörleri ve onların  satılık uşakları bu bütünlükten gereken yanıtı/cevabı elbette  alacaklar. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com