Türkiye’deki muhalefet partileri ve içlerindeki katranlarla ülkemizin ve milletimizin düşmanı, karanlık suratlı aydın geçinenler ne derse desin, Türkiye kadar şeffaf dış politika uygulayan başka bir ülke yoktur. Türkiye komşularına davranışlarında hem şeffaftır hem de ahlaklıdır.

Bütün dünya İran’a ve Rusya’ya ambargo uygularken, Türkiye bütün dünyaya ve Birleşmiş Milletler’in kararlarına rağmen bu iki komşusuna karşı alınan ambargolara uymayacağını açıklıkla deklare etmiş, kimseyi umursamadan da bu kararlarını uygulamaya koymuştur. En başta İran olmak üzere bu davranışımız, ihtiyacı kalmayınca nankör bir karşılıkla cevaplandırılmıştır. İran, Türkiye’nin kendi vatandaşı Kürtler ile olan problemini çözmeye çalışırken, kahpece, sinsice davranarak PKK’yı savaşa devam kararı alıncaya kadar tahrik ve teşvik etmiştir.

İran, Ermenistan’ın Azerbaycan ve Türkiye’ye karşı problemlerinde de baş oyun bozuculardan bir unsur olagelmiştir. İran, Suriye ve Irak’taki durumdan vazife çıkartarak, boyunu aşan heves ve hedeflere yönelmiştir. ABD’nin Irak’taki bilinçli veya bilinçsiz omurgasızlığını alabildiğine kullanarak, Irak devletini Sünni düşmanı haline getirerek, DAEŞ belasının Sünni coğrafyada doğmasındaki, baş sebeplerden, baş bozguncu ülkelerden birisidir. P-5 ülkeleriyle imzaladığı atom kısıtlaması anlaşması ile ambargodan kurtulmak için günleri sayarken, yaşadığı özgüven patlaması ile Pers imparatorluğunun Şii versiyonu hülyalarına dalmıştır. Her şeyi ile pervasızca Irak ve Suriye’de at oynatmaktadır. Suriye’deki General bozuntusu Süleymani, şia tugaylarla bozguna uğrayınca, Rusya’yı da Suriye bataklığına çekmiştir. İran, aklı sıra bizi güneyden çevrelemeye, Anadolu’ya hapsetmeye çalışıyor. İran sadece şunu bilmelidir ki; Türkiye onun yaptığı ahlaksız politikaların onda birini yapma kararı alırsa, İran altı ayda kabak gibi ortadan ikiye bölünür. Nokta…

Rusya’ya gelince, Türkiye’nin Rusya’ya verdiği önem ona açtığı beyaz sayfa ve sonsuz kredinin farkında değilmiş gibi davranış gösteriyorlar. Biz Rusya ile tarihi düşmanlık kapısını ebediyen kapatmaya çalışıyorken, Suriye’de bize karşı umursamazlığını ve saygısızlığını uzun zamandır anlamakta zorluk çekmekteydik. Türkiye hiçbir zaman Rusya’nın Akdeniz’deki stratejik menfaatlerini, Suriye’deki tarihi bağlarını inkâr etmedi. Batı dünyasının Suriye’nin ortaçağa dönüşmesi umursamazlığına ve gizli niyetine karşılık, her platformda bu konuyu birlikte çözmeyi teklif etmiştir. DAEŞ’i yaratıp sahaya sürenlerin kimler olduğunu en iyi Ruslar ve biz biliyorduk. Bu oyunu birlikte bozalım teklifine hiçbir zaman hayır demediler ama hiçbir zamanda olumlu cevap vermediler. Sina çölünde düşen ve 270 vatandaşı ölen Rusya, DAEŞ’ i vuruyorum diye Hatay’ın hemen güneyinde bulunan Türkmen dağında gözümüzün içine bakarak, pervasızca bayır bayır, bucak bucak Türkmen avına çıkmıştır.

Efendim uçağını düşürmüşüz. Uçağın, sınırı geçti geçmedi hesabı ayrı bir bahis ama Rusya, kendisine karşı hiçbir hesabı ve alakası olmayan bu günahsız, Türk olmaktan başka suçu olmayan soydaşlarımıza karşı yürüttüğü Av Partisi’nin hesabını nasıl verecek. Putin ve yeni İmparatorluk şürekâsı ne derse desin, Türkmendağı av partisinin hesabı onlardan, anladıkları dilde ve uygun bir zamanda mutlaka sorulacaktır.

Rusya, Türkiye ile birlikte olmanın, ona sağlayacağı tarihi faydayı yeniden hesaplamak zorundadır. Türkiyenin dostluğunun değerini ölçecek birim yeryüzünde henüz icat edilmemiştir. Aynı şekilde, düşmanlığımızın da…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×