Sürmeli gözlerinin pınarlarında bir
kara bulut.
Boşandı boşanacak, dökülecek
neredeyse.
Aklımdan geçenleri okuyorsun
müneccim gibi.
Dünya gördü, bak bizi boğazlıyorlar..
Tutma gözyaşlarını, bırak yıkansın
Ortadoğu,
Irak, Suriye ve yeryüzü
Toprak, siyah, lacivert, yeşil, ama
kırmızımsı,
altın ışıkları günbatımının...
*
İşte şafaktayız gene çırılçıplak,
gözyaşların ıslak.
İşte sanki dağ yeli ve işte sanki
meltem...
Kimse toz konduramaz kesip
attığımız tırnağa bile.
Sen, aslında en güzel insanısın
bütün gezegenin.
Bense tozuyum İbrahim’i yakmaya
çalışan kara odunların...
Kör kuyuların dibindeki Yusuf’um.
Surlardaki Ulubatlı Hasan,
Beşparmak Dağları’ndaki Mehmet,
Kore’deki Ahmet,
Çanakkale’de Onbaşı Seyit’im.
*
Ne alnımızda bir ayıp, ne bir leke.
Ne Allah’ın adıyla, ne de Kuran’la
kandırdık kimseyi,
ne seccade sorduk uluorta, ne de
koltuk altında saklı haçımız.
Bu şehirde ne müzeyi cami yaptık,
ne camiyi müze...
Yapıp da, müsteşar olmadık
Ankara’ya.
Olmadık, olmaması gereken yere
vali.
Olmadık, susuz kasabaya
kaymakam,
asfaltı hala dökülmeyen karşı köye
muhtar…
*
Çıkar için düşmedik yüksek maaşın
peşine.
Biz üç gün sonra maaşı biten
emekliyi sevdik.
Kömür ocağı mezarı olan madenciyi,
lağım çukurundaki işçiyi,
dağda şehit düşen evlatları sevdik.
Biz insanı sevdik yaradandan ötürü,
Biz Anadolu’nun sırtı sıvazlanıp
geçilen bu saf halkını sevdik,
bu bayrağını, bu ülkeyi...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.