27 Mayıs 2016 Cuma 11:44

Uyku Derneği (UYKUDER) Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ,Türkiye'de, resmi verilere göre 1.5 milyon uyku apne sendromlu kişi bulunduğunu belirterek, "Buna rağmen uyku apne tanısı konulmuş hasta sayısı çok az. Tanı konulmuş kesin hasta sayısını bilemiyoruz. Avrupa'daki durum da ülkemizdekine benzer." dedi.

Dernek tarafından organize edilen, "5. Uyku Bozuklukları Kongresi"ne katılmak için Trabzon'a gelen Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Anabilim Dalı Başkanı da olan Prof. Dr. Karadağ, yaptığı açıklamada, uykuda tekrarlayan üst solunum yolu tıkanmalarıyla karakterize ve sıklıkla kandaki oksijen oranının azalmasıyla birlikte görülen durumun Obstrüktif Uyku Apne Sendromu olarak tanımlandığını söyledi.

Uyku apnesinin önemli bir sağlık sorunu olduğunu ifade eden Karadağ, "Düzensiz nefes alış verişi ve nefes durmasının şiddetiyle bağlantılı olarak vücut oksijen eksikliği yaşar. Oksijen sağlıklı yaşamın en vazgeçilmez ihtiyacıdır. Tüm sistemlerin sağlıklı yaşam için oksijene ihtiyacı vardır." diye konuştu.

Uykuda solunum bozukluğu
Karadağ, uykuda solunum bozukluğu yaşayan kişilerin uyandıklarında yorgun olduklarını vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çünkü uyku sırasında farkında olmadan nefes darlığı çekmişlerdir. Solunum eforunun yorgunluğu ile güne isteksiz ve yorgun başlarlar. Zaman içerisinde sabah baş ağrıları görülebilir. Beyin fonksiyonları berraklığını kaybetmeye başlar. Unutkanlık, isteksizlik, mutsuzluk, gündüz uyku hali, dalgınlık, gerginlik ve sinirlilik gibi kişilik değişiklikleri görülmeye başlar. Yaşanabilecek bu tür sorunlara bağlı olarak kişinin yaşam kalitesi de azalır." 

Uyku apne sendromundan öncelikle, oksijene en fazla ihtiyaç duyan hassas organların etkilendiğini anlatan Karadağ, şöyle devam etti:

"Sistemik hastalıklardan bir çoğu uykuda solunum bozukluğu olan kişilerde şiddetlenmeye başlar. Hipertansiyon, kalp damar hastalıkları, diyabet ve obezite denen aşırı şişmanlık hallerinde, uykuda solunum bozukluğu varsa mutlaka tedavi etmek gerekmektedir. Hipertansiyonu olan kişilerde uykuda solunum bozukluğuna bağlı gece ani tansiyon yükselmeleri ve buna bağlı beyindeki anevrizmalarda kanama ve felç tablosu gelişme riski çok artmaktadır."

Karadağ, horlaması, gündüz aşırı uyku hali olan ve gece uyurken nefes alış verişinde düzensizlik ya da durma olduğu bir başkası tarafından görülmüş kişiler başta olmak üzere, uyku ile ilgili sorun yaşayanların uyku polikliniğine müracaat etmeleri gerektiğine dikkati çekti.

"Erkekler, hastalığın görülmesi noktasında biraz daha şanssız"
Türkiye'de, resmi verilere göre 1.5 milyon uyku apne sendromlu kişi bulunduğunu belirten Karadağ, "Buna rağmen uyku apne tanısı konulmuş hasta sayısı çok az. Tanı konulmuş kesin hasta sayısını bilemiyoruz. Avrupa'daki durum da ülkemizdekine benzer." dedi.

Karadağ, farklı sağlık sorunları nedeniyle hekime başvuran kişilerin, tedavi uygulanmasına rağmen sonuç alamadığının altını çizerek şu değerlendirmede bulundu:

"Örneğin hasta reflü şikayetiyle geliyor. Uyku apneli kişide reflü olur ve apneyi tedavi etmediğiniz sürece reflüyü de tedavi edemezsiniz. Eğer hastanın uyku apnesi tedavi edilirse bir daha reflü olmuyor. Uyku apne sendromu diyabeti, hipertansiyonu ve obeziteyi tetikliyor. Bütün bunların çözümünde de apnenin tedavi edilmesi geliyor. Uyku apne sendromunu tedavi ettiğiniz zaman aslında bir çok hastalığı tedavi etmiş oluyorsunuz. Bu konuda ülkemizde yapılması gereken çok iş var. Dernek olarak 10 yıldır bu konuda farkındalık yaratmak amacıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz, sorunu çözüme kavuşturma noktasında bakalım ne kadar başarılı olacağız."

Uyku apne sendromunun, erkeklerde daha sık görüldüğünü  aktaran Prof. Dr. Karadağ, şunları kaydetti:

"Erkekler, bu hastalığın görülmesi noktasında biraz daha şanssız. Kadınlar ise hastalığa menopozdan sonra biraz daha yatkın oluyor ve hastalık bu dönemden sonra biraz daha artıyor. Uyku apne sendromu, yeni doğandan başlayarak 100 yaşındaki kişiye kadar herkeste olabilir. Amerika, bu konuda özellikle çocuklar üzerinde çalışma yapmaya başladı çünkü çocukluk çağında tedavi edilirse birey ömür boyu daha verimli ve sağlıklı bir yaşam sürebilir. Aksi takdirde çocuklar, okulda başarısızlık, konsantrasyon bozuklukları gibi bir çok sorunla karşılaşabilir. Kilolu, horlayan ve diş gıcırdatması olan çocuklara uyku apne sendromu ihtimali de akılda bulundurarak dikkat edilmeli. Uyku apne sendromu olan çocuklar, okulda da başarısız oluyorlar."

Karadağ, uyku apne sendromuna erken dönemde tanı konulması ve tedavi edilmesinin önemli olduğunu belirterek, "Hasta nefes alamadığı zaman beyin kanaması geçiriyor ve bu kişi ömür boyu felçli yaşıyor. Oysa apnesini tedavi etseniz beyin kanaması olmayacak. Tansiyonu yükselse bile beyin kanaması geçirmesine neden olacak kadar yükselmeyecek, kontrol altında olacak." diye konuştu.

Son Güncelleme: 27.05.2016 14:06
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com