Türkiye’nin gündemi bir anda değişti. Herkes, Fenerbahçe otobüsüne silahlı saldırıyı düzenleyen kişi ya da kişilerin kimliğini ve olayın arkasında birilerinin bulunup bulunmadığını merak ediyor.
 

Dün, olayda kullanıldığı tahmin edilen bir av tüfeği bulundu. Şu ana kadar ulaşılan bulgular, saldırının

bireysel olduğu görüntüsünü veriyor ancak yine de terör dâhil her türlü ihtimal ciddiyetle değerlendiriliyor.

Ankara’dan gelen özel bir ekip, Trabzon Emniyeti’nin çalışmalarına destek veriyor. Baştan söyleyelim, bu menfur saldırı Trabzon kenti ve Trabzonspor taraftarının üzerine yıkılamaz.
 

Çünkü fail ya da failler Trabzonlu değil. Trabzonsporlu da değil. Daha doğrusu taraftar değil, olamaz. Nereden mi biliyoruz? Açıklayalım.
 

Biz bu failleri, İstanbul’da Makine Mühendisi Oktay Akdemir’i sırf boynunda rakip takımın atkısı olduğu için linç ederek öldürdüklerinde görmüştük. Forma rengi farklı diye Burak Yıldırım’ı katlettiklerinde de…


Tribünde henüz 16 yaşındaki Cihat Aktaş’ı bıçakla öldürdüklerinde görmüştük. Sırp taraftar Marko İvkoviç'i hayattan kopardıklarında da… Tekirdağ’dan Bursa’ya, Eskişehir’den Konya’ya, Kayseri’den Sivas’a, Diyarbakır’dan Rize’ye, Trabzon’dan Mersin’e, velhasıl nerede futbol bahanesiyle terör estiriliyorsa, bu failler oradadır. Kan revan içindeki hakem, futbolcu, taraftar fotoğraflarıyla dolu arşivler.


Eğlenmek için gittiği tribündeki olayların korkusu minik gözlerine yansımış o çocuğun ‘Baba beni eve götür’ çığlıklarını unuttunuz mu yoksa? Bu listeyi uzatsak sayfalar yetmez. Bunlar her olayda, farklı forma renkleriyle çıkar karşımıza… Farklı takımların taraftarı gibi görünürler ama onların tek rengi vardır, matemin acının rengindedir formaları, siyahtır.

***

Bir de bunların suç ortakları, azmettiricileri var. Kimileri tribünde adam dövdürür, kimileri hakem odasını basar. Futbolcusunu mumyaya çevirip şampiyonluk alan da var, tarla sürerek kupa çalan da… Şike yapanlar, yargının belgelediği şikenin sahaya yansımadığını savunanlar, şikeciyi kurtarmak için yasa değiştirenler bunlardandır.
 

Söylediği her kelimenin, yüz binlerce taraftarı etkileyeceğini hesap etmeyen sorumsuz yöneticiler de var içlerinde, futbola iliklerine kadar siyaset bulaştıranlar da… Spor yorumcusu, yazarı, medya yöneticisi kılığında holiganlık yapanlar da var, futbolcu kılığında karşımıza çıkan da… Hepsinin ortak özelliği kitleleri tahrik etmek, birbirine düşmanlaştırmaktır.


Bir spor kulübünü ‘Cumhuriyet’ ilan edenler de var, bir kupayı ‘ya o beni alacak ya ben onu’ diyerek hayat-memat meselesine dönüştüren de… Otobüslere döner bıçakları doldurup savaşa gider gibi deplasman maçına gidenler de, işte bu futbol paşalarının maşalarıdır.

Uzatmayalım.

Bir kulübün kasasına birkaç milyon dolar daha fazla para, müzesine de bir kupa daha koyabilmek için bu ülkede ne dolaplar döndüğünü hepimiz biliyoruz.
 

Hiçbir kulübü, yöneticisiyle, taraftarıyla diğerinden ayırmıyorum. Hiçbirimiz masum değiliz. Futbolu bir eğlence olmaktan çıkaranlar, yenildiğinde üzülen, yendiğinde sevinen ama rakibini tebrik etme erdemini de gösterebilen bir çoğunluktan ziyade, birbirine kin ve nefret kusan kitlelerin yarattığı tehlikeyi sorgulamalıdır.
 

Elbette kınıyoruz, mutlaka bulunup en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyoruz fakat faili sadece Sürmene’de aramanın çözüm olmadığı gerçeğini anlatmaya çalışıyoruz.

Sözün özüne gelirsek; Her kriz aslında bir fırsattır. Fenerbahçe’ye yapılan saldırı, holiganlığın ne vahim sonuçlar doğurabileceğini tüm dünyaya bir kez daha gösterdi. 7’den 70’e kınadık ama sadece bu yetmiyor, adım atmak gerekiyor. Başta kulüp başkanları olmak üzere, futbola ve diğer sporlara yön veren tüm kurum ve kuruluşların yetkilileri, medya mensupları ve tüm paydaşlar, bu

saldırıyı bir milada dönüştürmelidir. Gerilim yaratmak değil, camialar arasında barışı sağlamak, futbolun bir oyun olduğu gerçeğini beyinlerde yeniden tesis etmek gerekir. Elbette bunu yaparken, öncelikle birilerinin, masa başı oyunlarla, sahada akıtılan terin emeğini çalmaktan vazgeçme iradesi önemlidir. Bu saldırının sebebi belki sportif bir neden

olmayabilir ama hiç önemli değil.

Önemli olan bir gerçek var ki; o da karanlık ellerin futbolun içinden çıkarılması için tarihi bir fırsatın önümüzde durduğudur. Kimin hangi adımı atacağını göreceğiz.

Kalın sağlıcakla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com