MÖ 280 ve MÖ 279 yıllarında Grek kolonisi Tarentum Kralı ‘Şan şeref düşkünü’ Pirus Roma'ya saldırır ve ne pahasına olursa olsun savaşı kazanmak için her şeyini feda eder.

 Sonunda Pirus savaşı kazanır ancak 50 filin desteklediği ordusunun tamamını kaybeder. Savaşı kazanmıştır ama yanında koskoca ordudan arta kalan üç-beş sefilden fazlası kalmamıştır. Pirus’un bu zaferin ardından “Tanrım, bir daha böyle bir zafer verme” dediği söylenir.

Pirus zaferi aslında ‘Yenilmeye mahkûm galibiyetleri’ anlatmak için kullanılır.

Pirus zaferi, yıkıcı büyüklükte kayıplar pahasına kazanılan bir zaferdir. Kazanılan zaferin verilen kayıplardan sonra anlamsız hale gelmesini ifade eder.

         Tarihteki Pirus zaferinin benzer uygulamaları günümüzde birçok alanda karşımıza çıkmaktadır.

         Pirus gibi şan, şeref, nam ve makam düşkünü insanlar kendi varlıklarını sürdürebilmek uğruna, etrafında kendisine değer veren, inanan birçok insanı kullanıp, kandırıp paçavra gibi bir tarafa atmaktadır.

         Örneğin birçok spor kulübü yönetiminin başkan ve üyeleri, başarıyı, delegeleri, taraftarı, o kulübe gönül veren tüm insanları, sporseverleri, kulübün marka değerini ve tarihini, şehre kattığı değeri ve pek çok unsuru bir kenara bırakıp, şan, şeref, nam ve makam uğruna, başarısız oldukları halde sonucu belli olan Pirus savaşına devam ediyorsa…

         Bir parti lideri ve yönetimi, o partiye oy veren veya vermeyen insanların beklentilerine çözüm bulamıyorsa, milli bir duruş sergileyemiyor, ülkenin geleceği ile ilgili karar alamıyorsa, yeni politikalar üretip partiyi büyütemiyorsa, halktan yeterli karşılık alamıyor, kararlarıyla ülkeye kalıcı zarar veriyorlarsa... Bu tip liderlerin ve yöneticilerin varlığı ve zafer anlayışı Pirus’un var oluş mücadelesi ile eş değer değil midir?

         Bir şirket yönetimi, çalışanı ve müşterileri ile birlikte var olduğunu unutuyor, bu bağlamda politikalar üretmiyorsa. Kazancın iyi olduğu dönemde çalışanlar ve müşteriler baş tacı yapılıp, işlerin kötü olduğu dönemde değersizleştiriliyorsa, geçmiş başarılar çok çabuk unutuluyorsa, firma, marka, çalışan ve müşteri sadakati üzerine kararlar alınmıyorsa, gerekli olmadığı halde işten çıkarmalar yapılıyorsa , bu yönetimin başarı ve zafer anlayışı Pirus’un var oluş mücadelesi ile eş değer değil midir?

     Dediğim gibi günümüzde birçok alanda Pirus zaferi uygulamalarını görebiliriz. Örnekler çoğaltılabilir. Bizlere düşen görev bu tarz zafer anlayışının kurbanları olmama adına uyanık olmaktır. Aramızda Pirus’un ordusunda yer almak isteyen çok insan var biliyorum.

Ama bu işin sonu hüsran unutmayın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com