Türkiye’nin dört bir yanında hemen her gün FETÖ/PDY (Fethullahçı Terör Örgütü-Paralel Devlet Yapılanması) operasyonları yapılıyor.

Son olarak Trabzon’da başlatılan ve 10 ili kapsayan soruşturma kapsamında 74 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

Hazır gündemde bu yapı varken, bir hakkın teslimini yapmak gerektiğine inanıyorum.

*** 

Toplumun kahir ekseriyeti Fethullah Gülen’in devlet içinde devlet kurmaya çalışan bir örgüt lideri olduğuna 17 Aralık 2013’ten itibaren inanmaya başladı ancak bu yapının devleti ele geçirmeye çalıştığını tam 17 yıl önce ortaya çıkaran bir isim vardı.

Dönemin Ankara Emniyet Müdürü Trabzonlu hemşehrimiz Cevdet Saral.

Saral ve ekibi, sadece o yıllarda değil sonraki yıllarda bile siyasetten bürokrasiye, iş dünyasından sanat ve spor camiasına kadar hemen herkesin, ‘Kendilerini eğitime adamış insanlar topluluğu’ olarak görüp sempati ile yaklaştığı Fethullahçı yapının asıl amacının devleti kuşatmak olduğunu ilk kez 1999’da devletin kayıtlarına geçirmişti.

Hem de pişmiş tavuğun başına gelmeyenlerin kendi başlarına geleceğini bildikleri halde yapmışlardı bunu.

Fethullahçıların, MİT, Emniyet ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne sızmak istediğini ve müthiş bir kamuflaj yaptıklarını raporlaştırıp, 15 Mart 1999’da İstihbarat Daire Başkanlığı ile Teftiş Kurulu’na göndermişlerdi.

Ne hikmettir ki Fethullah Gülen, anında bu rapordan haberdar olmuş ve 18 Mart’ta apar topar ABD’ye gitmişti.

Gidiş o gidiş!

***

Peki, sonra ne oldu?

Ankara Emniyeti’nde ‘Telekulak Skandalı’ patlak verdi!

Asıl amaç Cevdet Saral ve ekibini, yüzlerce kişiyi usulsüz dinledikleri suçlamasıyla itibarsızlaştırmak ve teşkilattan tasfiye etmekti. Nitekim bunda başarılı da olundu.

Her ne kadar Cevdet Saral ve arkadaşları Telekulak Davası olarak bilinen davadan beraat etmiş olsalar da, hazırladıkları rapor devleti yönetenler tarafından yıllarca görmezden gelindi!

Fakat değişmeyen bir kural var ki; zaman, gerçeklerin ilelebet gizli kalmasına izin vermiyor.

Yine öyle oldu ve Fethullah Gülen’in devlet içinde devlet kurmaya çalıştığı, Cevdet Saral’ın tespitinden tam 14 yıl sonra ayyuka çıktı.

Masum ve mütedeyyin görünen o yapının aslında ne kadar tehlikeli olduğu ve tıpkı Cevdet Saral’ın raporunda anlattığı gibi 70’li yıllardan itibaren devletin tüm birimlerinde nasıl örgütlendikleri geç de olsa deşifre edildi.

‘Tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet’ olarak tanımlanan bu yapıyla mücadelenin uzun yıllar süreceğine şüphe yok.

***

Başta bir hakkın tesliminden söz ettim ya, asıl meramı mı anlatayım.

Bugün teröristi hatta birkaç kişiyi öldüren bir katili bile ihbar edene ödül veren devletin, böylesine tehlikeli bir yapıyı yıllar önce tespit edip ortaya çıkaran ve bunun için bedel ödeyen Cevdet Saral’a bugüne kadar bir iade-i itibarda bulunmamış olması büyük eksikliktir.

Bırakın iade-i itibarı, bugüne kadar ‘Paralel Yapı’ konusunda devleti yönetenlerin kendisinden bir brifing dahi almamış olmaları şaşırtıcıdır.

Rus işgali sırasında halkı silahlandırarak direniş örgütleri kuran ve kısıtlı olanaklarına rağmen Baltacı Deresi mevkiinde Rus ordusuna büyük kayıplar verdiren, devletine bağlı ve köklü bir ailenin mensubu olan Cevdet Saral’ın, elbette teşekkür beklentisi yoktur.

Fakat Terörle Mücadele Daire Başkanlığı, Ankara Emniyet Müdürlüğü ve Emniyet Genel Müdür Yardımcılığı gibi çok önemli görevlerde bulunan, gövdesini ortaya koyan, kumpas soruşturmalar yüzünden yıllarca mahkemelerde uğraşan ve sonunda aklanan, paralelcilerin, sadece kendisine değil aile bireylerine de bedel ödettiği bir insandan söz ediyoruz.

Böyle bir insanın takdir edilmesi lütuf değil, devletine değer verene devletin de değer verdiğini göstermesi için şarttır.

Bir de şunu hatırlatmakta yarar var.

Nazım Hikmet’e 46 yıl sonra iade-i itibar yapıldı ama mezarında kemikleri bile kalmamıştı!

Umarım Cevdet Saral ve onun gibi bu memlekete hizmet etmiş insanların tamamı yaşarken hatırlanır.

Çünkü öldükten sonra verilen kıymetin değeri olmuyor.

Kalın sağlıcakla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.