Yeni yaptırılan Cumhurbaşkanlığı Sarayı büyüklüğü, ihtişamı ve maliyeti nedeniyle tartışmaları da beraberinde getirdi.
Yok efendim çok gösterişliymiş, büyükmüş, israfmış, günahmış, kabul edilemezmiş, milletin parasını çarçur etmekmiş vs…
Öncelikle yeni yapılan bu binanın Cumhurbaşkanlığı Sarayı olarak kullanılmaya başlanmasıyla birlikte Çankaya Köşkü de Başbakanlığa devredildi. 
Mevcut Başbakanlık binası Kızılay’ın göbeğinde. Hemen önünden trafiğe açık bir yol geçiyor. Bugüne kadar o binada bir karşılama töreni yapılmak istendiğinde yol kesilip trafiğe kapatılıyordu. Tören bittiğinde ise yol yeniden kullanıma açılıyordu.
Bu durumun Türkiye’nin itibarını zedelediği su götürmez bir gerçek idi. 
Şimdi Başbakanlığın Çankaya’ya taşınması ile bu saçma ve yakışıksız durum da son bulmuş olacak. 
Öte yandan yeni yapılan Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın ‘Küresel ve Öncü Güç’ olma iddiasındaki Türkiye’ye elbette ki yakışır olması gerekirdi. Öyle de oldu. 
Nihayetinde yapılan bu bina Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin demirbaşıdır. Kimsenin babasının malı değildir. “Erdoğan’ın Sarayı” gibi ithamlar bu açıdan kabul edilemez. 
Bu yeni Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı büyüklüğü, ihtişamı ve maliyeti açısından eleştirenlere bir örnekle cevap vermek gerekir:
Gazi Mustafa Kemal Atatürk zamanında Türkiye’nin ekonomik koşulları hepimizin malumudur. Cumhuriyet henüz ilan edilmişti. Zor ve sıkıntılı dönemlerdi. Bu dönemde yeni kurulan Cumhuriyet’e yakışır bir bina gerekliydi. O yüzden tüm bu sıkıntılara rağmen 1924 yılında Çankaya’da 1071 rakımlı tepede yaklaşık 4 milyon metrekare alan üzerine son derece gösterişli ve ihtişamlı bir bina inşa edildi. Öyle gerekiyordu. Öyle de oldu. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyete de böylesi yakışırdı.
Bugün inşa edilen Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na da aynı perspektiften yaklaşmak gerekir. 
Yeni Türkiye’ye böylesi bir bina yakışırdı. Yakışan neyse o yapıldı.
Şimdi bugün yapılan Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na gereksiz, israf vs yorumlarını getiren kimseler 1924 şartlarında inşa edilen Çankaya Köşkü için de aynı yorumları yapabilirler mi?
Yapamayacakları aşikâr.
Kaldı ki buna gerek de yok. 
O gün yapılan da doğruydu bugün yapılan da…
Bırakın bağcıyı dövmeyi de üzüm yemeye bakın. Bu ülkeyi sığ ve gereksiz tartışmalar çemberine hapsetmek yerine maddi, manevi her türlü kazanımımızla gurur ve övünç duyun!

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.