Her sabah, “Acaba gece ne oldu?” diye güne başlamak çok kötü… Son günlerde yaşanan terör olayları nedeniyle kötü haber duymamayım diye televizyonumu dualarla açıyorum:  “Allah’ım günümüzü iyiliklere/güzelliklere ortak eyle… Milletime, aileme yaşama gücü/azmi ver… Günümüzü mutlulukla tamamla… Askerimize, polisimize yardımcı ol, onları koru…”

Çok daha uzun dua etmek de olası… Örneğin,  ülkemizi yönetenlere akıl-basiret, sağduyu v er.  Onları azimli/kararlı eyle… Kararlarını ülkemize, insanlığa yaralı eyle…

Daha da uzun duada/niyazda bulunulabilirim…  Ama zaman vaaz etmiş olurum.  Amacım o değil.

TV haber spikeri sabah-sabah  –kendi algı gücüne göre- olaylara yorum getiriyor aklınca. Yaşanan bunca olayda şehit vermiş bir toplum olarak acılar içinde iken  “Demokratikleşme Paketi”nden söz ediyor. Siyaseti devreye sokmalı vb. ahkâm kesiyor.

Şehit kanı/mız nehir olmuş akıyor. spiker kendi kafa ölçülerine göre yorum yapıp akıl veriyor.  Bu işin kolay yanı… Yani bu manzarayı miyop gözlükle izlemek gibi…

                                                                       X    x   x

Siyasetçi “başına buyruk” değil hiçbir zaman…  Genel Başkanın görüşü, Parti Meclisinin kararları, kamuoyunun tepkisi gibi durumlar onun dikkate alması gereken hususlar…  Ama öyle konular da vardır ki, o zaman her birinin parti ayrımı gözetmeden birlik olma, birlikte davranma gibi bir sorumlulukları da var.  Örneğin, ülkenin birliği, bütünlüğü söz konusu ise Genel Başkan’a, Parti Meclisi’ne gerek kalmadan ortak görüş etrafında buluşmak gibi...

Maalesef böyle bir düşünceyi göremedik/yaşayamadık bugüne değin…  Şimdi  -İnşallah bir daha yaşamayız-  iki günde 100’den fazla vatan evladını şehit verdik.  Birisi açıklasa da aklım açılsa, daha ne bekleniyor milletin nabzını attığı TBMM’nin toplanması için?

Dinmez acılı manzarayı görememek mi yoksa bu?

                                                                       X   x   x

“Nereye gidiyoruz” diye soran da yok maalesef… O zaman biz soralım; “Ülkede seçim mi önemli, yoksa akan şehit kanının durdurulması mı?”

“Koltuğa oturup bir daha kalkmama” sevdalanmasına kapılıp demokratik bir “Seçim Yasası”nı ve de demokratik “Siyasal Partiler Yasası”nı seçilmeden önce söz verip yapmazsanız işte böyle sonuçlar gelir ülkenin önüne. TV spikerinin sözünü ettiği “Demokratikleşme Paketi”nin önceliği, hatta ondan çok önce sözünü ettiğimiz iki yasanın  “Bilim/Hukuk Kurulları”nca görüşülüp, şekilledirilmesi, yasalaştırılması gerekmez mi?  Ama siyasetin bu “özgüven”i nerede?

Şimdi siyasetin rüzgârı 1 Kasım seçimine göre esecek…  Ama devlet gemisinin yelkenini ne denli doldurup/şişirip harekete getirecek?  Göreceğiz…

Siyasetçi;  “seçmenine” duyduğu hizmet sorumluluğundan önce ülkeye/vatana borcunu ödemek zorunda olduğunu unutmamalı…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.