Bir seçimi, tarihi bir dönemi geride bıraktık. Her parti halkın şaşmaz kantarının neticesiyle halk nezdindeki itibar ve güveninin ölçüsünü aldı. Artık hiç kimsenin sonuçların meşruiyetini tartışma haddi ve hakkı kalmamıştır. Ama herkes tabii ki analiz edebilir, her bakımdan tartışabilir. Biz de kendi açımızdan analiz etmeye çalışalım.

Daha öncede değindiğim ve oldukça önemli bulduğum konu; seçime giren partilerin Türkiye partisi olup olmadıklarıdır. Kaç seçimdir Türkiye seçim sonuçlarının hemen herkesi uyarması gereken sonuçlarını görmekteyiz. Tablo şudur. Doğu ve Güneydoğu’da sadece ve sadece AK Parti ile karşısında mücadele ettiği PKK’nın siyasi unsuru aday ve partileri izliyoruz.

Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu’sunda alınan sonuçlara göre ‘Kürdistan’ın haritasını çiziyoruz’ diyenlere karşı anlı şanlı asırlık siyasi partiler, oldukça rahat bir şekilde kendi küçük iktidar dairesinde debelenip durmaktalar.

Bu konu ne 90 yıllık CHP’nin ne de 40 yıllık MHP’nin hiç ama hiç umurunda olmamaktadır. Savaş açtıkları ve yok olması için her şeylerini feda edecekleri AK Parti olmazsa oralarda PKK’nın mutlak iktidar çıkaracağının hiç ama hiç ne farkında ne de derdindeler!

Ukrayna örneği de kimseyi uyandırmamaktadır. Ukrayna doğu ve batısıyla iki ayrı siyasi yapılanma ile seçimlere giriyordu. Batı yanlısı parti Kiev ve çevresinde yüzde 98 oy alırken, Donestk ve çevresinde ise Rus yanlısı parti yüzde 98 oy alıyordu. Ve gün geldi, koskocaman ülke ortasından ikiye bölündü. Rusya, payına düşeni oturduğu yerden yutuverdi.

Eğer AK Parti bu bölgede olmazsa buralarda da alınacak sonuçlar bundan faklı olmayacak.

AK Parti, bu açıdan bakıldığında Türkiye’nin bölünmesinin önündeki en önemli faktördür. Bölgede il-il, ilçe -ilçe, köy -köy mücadele edebilen ve Ankara’yı temsil eden tek partidir. Türk bayrağı ile Türkiye’nin tamamında miting yapabilen tek partidir. Bu konunun önemi ortadayken yeminli AK Parti düşmanları ile birlikte, diğer siyasi oluşumlar da aynı aymazlık içindeler.

Sormak lazım CHP ve MHP’ye; Doğu ve Güneydoğu hakkında hiç ama hiçbir fikriniz, endişeniz yahut herhangi bir gelecek tasavvurunuz var mıdır? Ne kadar rahatlar değil mi? Umurlarında değil. O konuyu, o bölgeden sorumlu olan AK Parti düşünsün.

Bu iki seçim süresince devamlı kullanılan argüman; HDP’nin Türkiyelileşme konusu idi. Sadece HDP batıdan ne kadar oy alacak sorusu soruluyor, Türkiye’nin her tarafında olması gereği dillendiriliyordu. Bu tarafta ise siyasetimizin kadim partileri sırtlarını rahat ve garantili koltuklarına dayamış vaziyette, seçimlere dertsiz, tasasız, fazladan miting yapmadan, sadece batıdan, kıyılardan veya Orta Anadolu’dan aldıkları oylarla, alacakları belli milletvekilleri ile yetinmekteler. Oldukça rahatlar. HDP’nin Türkiye partisi olma konusu gündeme gelir ama bu kadim partilerimizin Türkiyelileşme dertleri hiçbir zaman yoktur ve gündeme gelmez.

Bu 90 ve 40 yıllık partilere kimse de ‘Niye Türkiye partisi olma gayretiniz ve niyetiniz yoktur?’ diye sormaz. Kimsenin de aklına gelmez. Seçim akşamı bütün Türkiye, o bölgelerde AK Partinin PKK ve uzantılarına karşı mücadelesini uzaktan izler.

Bu ehlikeyif partilere oy verenlerin çoğu da seçim günü akşamı içten içe heyecanla o bölgede AK Parti’nin başarılı olmasını arzular. Ama seçim biter, nasılsa o bölgeden sorumlu AK Parti yapacağını yapmıştır, nerede kalmıştık derler ve AK Parti’ye, Erdoğan’a lanet okumaya başlarlar.

Bakalım bu seçimden sonra bu iki partinin Türkiye partisi olma konusu gündeme gelecek mi?

Sıfır çektikleri il sayısının kaç olduğunu öğrenmek için epey bir gayret lazım.

Onlar oldukça rahatlar. Nasılsa o bölgelerde ülkenin namusunu kurtaran bir parti var. Onlar için hedef; Türkiye partisi ve iktidar olmak değil, parti içi rakiplerle mücadele etmek, parti içindeki iktidarı daim kılmak.

Sorum şu;

1-Doğu ve Güneydoğu ile alakası olmayan bu partilere, ülkenin gerçekten ihtiyacı var mı?

2-Olmasalar kaybımız ne olur?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.