Orhan Veli bir şiirinde “Neler yaptık şu vatan için, kimimiz öldük kimimiz nutuk söyledik” der. Bazı durumlarda kelimeler anlamsızlaşır, insan ne yazacağını şaşırır. Yazdıklarımızın yaşananlar karşısındaki kıymet-i harbiyesi nedir? Böyle anlarda dilim tutulur, yaşama sevincimi kaybederim, utanırım, sıkılırım, lokmalar boğazımda taşlaşır. Gülersem kendime kızarım, ağlarım gözyaşlarımı belli etmeden, her akşam bir fidan toprağa düşerken... Evet, televizyondaki şehit haberlerinden ve bu haberlerin bendeki çağrışımlarından söz ediyorum sevgili dostlar. Bir şehit haberi ne kadar da kolay verilir oysa. Yirmili veya otuzlu yaşlardaki gençlerimiz tırpan yemiş ot gibi toprağa düştüğünde, bizler sadece bakmakla yetiniriz bu kara habere. Oysa bu yağız delikanlılar da bizim gibi insandırlar. Onların da sevdikleri, onların da arzuları, onların da hedef ve idealleri vardır. Onlar da sevdiklerinin isimlerini dövme yaptırmışlardı belki kollarına ama şimdi kolları da yok yanlarında.

Bu vatan için canlarını seve seve veren, ölümden korkmayan askerlerimiz için ne söylesek azdır. Biz en kolayını yapıyoruz. Birkaç satır karalamakla görevimizi yapmış olmayız. Hepimizin bu çocuklara borcu vardır. Bu borç öylesine büyüktür ki, ağırlığını ömrümüz boyunca taşımak zorundayız. Şehitler ölmez diyoruz, şehitler unutulmazsa ölmezler.

Türkiye Cumhuriyeti sonsuza kadar yaşayacaksa, bu topraklardaki şehit kanları onun hayat iksiri olacaktır.

Değerli okurlar, bu ülkenin sadık bir vatandaşıysak şehitlerimize gereken hassasiyeti gösterelim. Şehit haberlerini sıradan haberler gibi algılama yanlışlığına düşersek, düşmanlarımızı cesaretlendirmekten başka bir amaca hizmet etmediğimizi bilmemiz gerekir.

Okullarda öğretmenlere bu konuda büyük görev ve sorumluluklar düştüğünü unutmayalım. Çocuklarına, gençlerine vatan sevgisi aşılanmış bir milletin geleceği emin ellerde demektir. Tarih bilinci kazanmış, kültürüyle barışık, manevi değerlerini tanıyan bir gençliği inşa ederek ancak şehitlerimizin acısını hafifletebiliriz. Birey olarak, millet olarak en temel görevimiz “vatan” olmalıdır. Vatan elden gittiğinde insanların başına nelerin geldiğini her sokak başında karşılaştığımız Suriyeli çocuklara ve gençlere bakarak anlayabiliriz. Zira bir musibet bin nasihatten iyidir.

O halde her şehit cenazesi bizim cenazemiz olmalıdır. Cenaze çıkan evde nasıl bir matem havası esiyorsa, gözler yaşlıysa, gönüller kırıksa biz de aynı iklimi yaşayalım. Yapmacık olmasın davranışlarımız, gözlerimizden damlasın acımız. Unutmayalım, bu dünyada her şeyin riyası vardır. Sevginin, fedakarlığın, saygının hatta ibadetin bile... Riyası olmayan tek şey ölümdür.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.