Bu ülkede her zaman siyasetçi konuşur. Konuşmak onların işi... Plan/ proje yapıp ülkeye hizmet götürmek de... 1946 yılından bugüne konuşula-konuşula bugünlere gelindi. Gelirken de ne köprülerden geçildi, ne vartalar atlatıldı. Demokrasiye geçiş yıllarının şikayet/yakınma baş konusu CHP’nin 27 yıllık iktidarıydı. Tuzu, gazı, pazeni, en önemlisi ekmeği “karneye bağlamıştı.” Millet jandarma baskısından şikayetçiydi. Tabii ki DP’lilerin dışarıdan okuduğu bir gazeldi bu...

Sanki DP iktidarda olsa yapacağı farklı bir şey mi olurdu. Koca dünya, 2. Dünya Savaşı’nı yaşarken Türkiye’de tek bir mermi atılmamış, burun kanamamışken buna şükredecekler savaş bitince veryansın ettiler CHP iktidarına... “Demokrasi geldi” iddiasıyla özgürlük havasına kapılanlar devleti yönetenleri hainlikle suçlayıp İsmet Paşa’yı “Asker kaçağı” olarak ilan ettiler hemen. Bizim huyumuzdan... “Düşenin dostu olmaz”, deriz ya belki ondan...

27 Mayıs 1960 darbesi oldu. “Etme, bulma dünyası” ya; bu kez DP’liler Yassıada’da yargılandılar Nelerle suçlanmadılar ki... Bebek Davası... Köpek Davası... Vinileks Davası... Ali İpar Davası... Değirmen Davası... Barbara Davası... Radyo Davası... Topkapı Olayları... Kayseri Olayları... Üniversite Olayları davaları... İstimlak Davası... Vatan Cephesi Davası... Bu davaların öyle ya da böyle oluşu çok tartışıldı. Anlatmak istediğim de bu değil zaten...

27 Mayıs darbesinin sosyal adalet anlayışına getirdiği olanakları kötü yorumla kullanmaya kalkanların neden olduğu krizlerle neler yaşamadık ki 1960-1980 sürecinde... Her biri siyasetçinin kulağına küpe olacak denli deneyimlerdi ama, kimin umuruna... Maksat, “koltuk kurtulsun siyasetine kapıldık”,ne yazık ki... 1980’den bu yana olan olayları birlikte yaşadık. Eleştiri yapsam “-Ohooo... Sen de Çokbilir Tahir’i geçtin” diyenleriniz olacağını da biliyorum. Kısaca değineyim o zaman: Özal döneminin “orta direk” denen sınıfı nerede? Terhis mi oldu, yoksa?

Türkiye’de iyiyi de, kötüyü de siyasetçi yapıyor. Başarıyor, hizmet getiriyor. Başarılı oluyor, alkışlanıyor. Bu bir plan/program işi tabii ki... Ama bir yerlerde aksamalar oluyor da başarısızlık geliyorsa; hiç bir siyasetçi “başarısızlık yaftası”nı boynuna takmak istemiyor. Kim taktı ki, o da taksın? Boşuna mı demişler; “Kabahat kürk bile olsa kimse giymez” diye.

Özet şudur: Ülkemiz zor bir süreçten geçiyor. “Siyasette ayrı-gayrısı yok dönemi.” Bu alanda yaşanacak birlikteliğe tüm siyasetçilerin parti gözetmeden katılmaları, geleceğin koltuk hesaplarını unutmaları gerekiyor. Yoksa dış kaynaklı şer güçler kapıda bekliyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.