Türk ordusunun PKK terör örgütüne karşı verdiği mücadele emperyalizme, daha doğrusu AB, Amerika ve İsrail’e karşı verilen milli bir mücadeledir. Bu mücadeleyi “Saray Savaşı” gibi sıfatlarla küçümsemek ve değersizleştirmek ordumuzun maneviyatını bozacağı gibi emperyal güçlerin ekmeğine yağ sürmekten de başka bir amaca hizmet etmez.

PKK’nın solculuk maskesiyle ya da kandırmacasıyla eline geçirdiği bazı dernek ve sendikalar, bilerek veya bilmeyerek hem kuruluş nedenleriyle çelişmekte, hem de ülkelerine ihanet noktasına sürüklenmektedirler. Benim bildiğim “Sol” tarihsel ve felsefi olarak sömürüye karşı ve anti-emperyalisttir. Fakat belli bir grubu tenzih ederek söylüyorum, ülkemizdeki sol mutasyona uğramış ve devrimci karakterini kaybetmiştir.

Ülkemizi bölmeyi, Sevr’i yeniden canlandırmayı amaç edinmiş emperyal güçlerin karşısında ilk önce göğsünü siper etmesi gerekenler solcular olmalıdır. Bu savaşın kimin önderliğinde verildiği değil, niçin verildiğini, sonuçlarının ülkemiz ve milletimiz için neler olabileceğini anlamak ve anlatmak her vatanseverin boynunun borcudur. Sol böyle de, kendini ‘Müslüman’ veya ‘Siyasal İslamcı’ olarak tanımlayanların durumu farklı mıdır? Elbette hayır! 1950’li yılların başında ABD Dışişleri Bakanı John Foster Dulles, “Din, Müslüman ülkelerde en güçlü ve en etkili silahımızdır. Bu silahtan mutlaka yararlanmalıyız” diyordu. Ne acıdır ki, milli hassasiyetleri olmayan Müslümanlık sonunda emperyal odakların sömürü sistemlerinde kullandıkları ideolojik manipülasyonların aracı haline gelmektedir.

Allah’tan başka otorite kabul etmeyen, kula kulluğu reddeden İslam, nasıl oluyor da Batı’nın bu tuzağına düşüyor? Bunu anlamak mümkün değildir. Artık anlaşılmıştır ki, ABD ve İsrail, Ortadoğu’da bir Kürdistan kurma peşindedir. Bunu yaparken de Müslümanlar arasındaki mezhep çatışmalarından yararlanmakta, aynı Allah’a inanan insanları birbirine kırdırarak hedefine emin adımlarla yaklaşmaktadır.

Bugün, Kurtuluş Savaşı öncesi kadar tehlikeli ve karanlık günlerden geçmekteyiz. Tuttuğumuz siyasi partiyi, gönül verdiğimiz siyasi lideri bir tarafa bırakarak birlik olma günüdür.

Gün, Türk ordusunun yanında kenetlenme günüdür. Kırgınlıklarımızı, kişisel hesaplarımızı bir süreliğine erteleyelim, saflarımızı sıklaştıralım. Bizim başka bir vatanımız yok bunu herkes iyi bilsin. Artık her vatandaşımız bu ülkenin tarihinde kim varsa, bu ülkeyi bize kim bırakmışsa ona saygı göstermeyi öğrenmelidir. Bunun aksi, ihanet sürecine hizmet eder. Bir sabah uyandığımızda her şey için geç kalmış olabiliriz.

Unutmayalım ki, Amerika’nın stratejik piyonu olan PKK terör örgütü bu topraklardan sonsuza kadar silinmedikçe, bize, çocuklarımıza ve torunlarımıza rahat yüzü yoktur. Onun için şimdi birlik zamanı diyoruz.

Bütün dünya tutuştuğunda ‘Ateş insanı yakmaz’ demenin bir anlamı yoktur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
www.karadenizinsesi.com.tr