Zor bir maç bekliyordum, öyle de oldu.
Ama ilk yarısı…
İlk yarıda her yere ayak basan Konya
takımı ve kuvvetli bir orta sahaları omuz
vurdun mu düşmeyen cinstendi.
Bir de yabancılarından Jens Jonsson
vardı ki, adam da tabiri caizse sanki köpek
ciğeri, kıçında da DC 10’ların motoru
vardı. Her topun altından o çıktı ilk yarıda.
Kafa kafaya bir ilk 45 dakika, ondan
sonra yandı yünüm keten helva.
*
Trabzonspor için çok önemli bir haftaydı.
Takımın kendine güveni açısından
galip gelmesi gerekiyor, en azından mağlup
olmadan haftayı bir puanla kapatmak
istiyordu.
Çünkü bu hazırlık ve geçiş haftaları zordur.
Puan olarak ne toplarsan öp te alnına
koy haftalarıdır, bu haftalar...
Bordo-Mavili ekibin maç kadrosunda
Yusuf Yazıcı, Ramil, Güray, Abdülkadir ve
Uğur, olmayan isimlerdi.
Bi defa şu belli oldu. Bu kadroda
defans bloğundaki 4’lü artık belli, Zeki-
Mustafa Yumlu-Durica- Mustafa Akbaş.
Bu dörtlü de kesinlikle ısrar edilmeli.
Mustafa Akbaş ve Zeki biraz daha kendilerine
çabukluk ve sürat katarlarsa, bir o
kadar daha iyi olacaklardır.
*
Bu karşılaşmada özellikle bu defans
dörtlüsü ve kaptan Onur geçer not aldı.
Orta sahada Bero, Mehmet, Aytaç ve
Okay, tüm güçlerini ortaya koyarken, forvet
hattı çok zayıf.
Jun Suk adapte olmaya çalışırken,
Muhammed Demir’in inanılmaz düşüşü
devam ediyor ama Senegalli N’Doye denilen
adamı güvenip sahaya soksan, oynamıyor,
oynayamıyor. Umurunda değil
adamın. Al parayı yat aşağıya.
Niye?
Sezon başı kampına götürülmeyip sonradan
geri çağrılınca “Madem öyle işte
böyle” demek mi istiyor acaba anlayamadım.
Çünkü bu Muhammet Demir ve Jun
Suk ikilisi ile bu takımın gol atması inanın
çok zor.
*
İlk yarıda her iki takım adına çok net
pozisyonlar yok ama ikinci yarı o dirençli,
koşan, dişleyen! Konya’nın oyuncuları gitmiş,
yerlerine sanki 11 tane semazen gelmişti.
Çok şaşırdım.
Haliyle Trabzonspor oyunun ikinci 45
dakikasında uzun zamandır görmediğimiz
bir şey yaptı, rakibiyle tek kale oynadı.
Fenerbahçe maçından cezalı olan 20
bin taraftar gelemeyince, tahmin ettiğim 3
bin kişilik taraftar sayısı tribündeki yerini
aldı. En büyük alkışı da bu yağmur altında
destek veren onlar ve son dakikada gelen
direk golün sahibi Yusuf Erdoğan aldı.
*
Avni Aker’de günün rezil adamı
İstanbul bölgesinden gelen 4. hakem
Abdülkadir Bitigen idi.
Bu rezil kenar hakemi Trabzon yedek
kulübesinden, sadece bir pozisyon sonrası
kararı alkışlayan tercümanı, biraz sonra da
teknik adam Ersun Yanal’ı kulübeden attı
ve tribüne gönderdi.
Adam Bitigen değil tam bir diken!
Ya yine aynı şehirden gelen orta
hakem Serkan Çınar’a ne demeli?
68.dakikada Zeki’nin sağ kenardan şutla
karışık ortasını elle kesen Barry Douglas’ın
yüzde yüz penaltı olan pozisyonuna çalmadı.
Hayret ki; yayın ekibi Lig TV bu pozisyonun
tekrarını bile vermemiş, izleyenler
bana aynen öyle dedi.
Ah da Fener’e olsaydı, 10 kez tekrar
verirlerdi.
Geçen hafta Alanya deplasmanında
olduğu gibi, bu hafta da Trabzonspor’un
net penaltıları çöpe gitti anlayacağınız.
*
Oyunun son bölümüne kadar stadyumun
üzerinde hava kapalı ve yağmurluydu.
Ardından güneş açmaya başladı.
Güneş açtıkça Trabzon takımı da açtı.
Ardından 7 renkli bir gökkuşağı, kubbe
oldu üstümüzde.
Gökkuşağı rengarenkti ama ilk yarı
sonuna kadar gri bir görüntü veren ev
sahibi oldu.
İkinci yarıda son dakikalarda oyuna
giren, uzatmanın son dakikasında serbest
atışı rakibe çarpıp filelere giden Yusuf
un golü sonrası, bu oyuncu son haftalarda
aldığı haksız eleştirilere en güzel cevabı
verirken, hırsından ağlaması da, taraftarlar
arasında onu anlamayanlara gitmiştir
sanırım. Velakin, bu hafta Trabzonspor ve
camiası için bir sırat köprüsü gibiydi. Bunu
golden sonra tüm takımın, Yusuf’a doğru
sevinçten müthiş bir depar atmalarından
anlamışsınızdır sanırım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
www.karadenizinsesi.com.tr