Trabzonspor Kulübü Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun ‘Bu bir milat olacak’ diyerek stadyumun soyunma odasında hakem rehin aldırmasını (!) ve sonrasında yaptığı açıklamaları, üç başlıkta yorumlamak gerektiğini düşünüyorum. Bir insanın geldiği cinnet noktası... Türk sporunun içine düşürüldüğü hal ve güvensizlik ortamı… Trabzon’un ve Trabzonspor’un imajı...

***
Hacıosmanoğlu, hem eşinin hastalığı hem de Trabzonspor’un kötü gidişatı yüzünden hakikaten zor günler geçiriyor. Hayat arkadaşı, çocuklarının annesi amansız bir hastalıkla mücadele ediyor. (Acil şifalar diliyoruz) Bu üzüntüye, Trabzonspor’un ekonomik sorunları, bitmek tükenmek bilmeyen eleştiriler ve üst üste gelen kötü saha sonuçları da eklenince, belli ki psikolojisi iyice bozulmuş. Hepimiz insanız, zaman zaman sarmala dönüşen sorunlar arasında benzer ruh haline bürünmüş olabiliriz.

Fakat en küçük hareketi bile çok büyük kitleleri tahrik edebilecek bir makamda oturanlar, öfke kontrolünü sağlamak ve sorumluluğunun bilincinde davranmak zorundadır. Trabzonspor Başkanlığı böyle bir makamdır. O makamda oturan bir insanın, hakem rehin aldırması ve ‘Cezaevine girmeye hazırım’ türünden tehditler savurması, milyonlarca taraftarı terörize etmekten başka hiçbir işe yaramaz. Ne hakemleri korkutur, ne de futbol baronlarını. Hakemlerin yanlış karar verdikleri ve Trabzonspor’un haklarını gasp ettikleri doğrudur. Bu ilk defa olan bir şey değil ve kesinlikle son da olmayacak. Çünkü sistem, adaleti önceleyen bir yapıda değil.

Ne yazık ki; hukukun üstün olmadığı, üstünlerin hukukunun geçerli olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Kesinleşmiş Yargıtay kararının, yerel mahkeme tarafından bozulması (!) gibi tarihi bir olaya şahitlik etmedik mi kısa süre önce? Elbette tepki gösterilmeli ve bu da demokratik yöntemlerle yapılmalıdır. Sistemin değişmesi için verilen mücadele akılcı olmalıdır. Yazı çok uzamasın diye bu konuyu fazla derinleştirmiyorum. Başka bir yazıda daha detaylı ele alırız. Türk futbolunun, nasıl bir bataklığın içine düşürüldüğünü, şike sürecinde yaşanılanlarla apaçık gördük.

Bunlar ortadayken, hakemi rehin aldırtarak gönderilen mesajın, sistemin oyun kurucuları tarafından dikkate alınacağını ve gereğinin yapılacağını düşünmek saflık olur.

***
Hacıosmanoğlu’nun bu çıkışının Trabzon ve Trabzonspor’un imajına vereceği zararın büyüklüğünü tahmin bile edemeyiz. Böylesine güzide bir kulübün başkanının, ‘Eski işime geri dönerim (!) (Gerçekten merak ediyoruz, neydi o iş?)’, ‘Gerekirse kapalı ceza yatarım’ gibi spor terminolojisine aykırı, tamamen polisiye ve kriminal terimler kullanması üzüntü verici. Üstelik buna da bir grup taraftarın da ‘Durma ilerle Trabzon seninle’ tezahüratlarıyla alkış tutması yüz kızartıcı… Trabzon yıllardır, kim tarafından ve nasıl terörize edildiklerini bir türlü öğrenemediğimiz çocukların öldürdüğü, Rahip Santoro ve Hrant Dink’in hayaletleri ile yaşıyor! Bugün turizmin parlayan yıldızı ve mark kent olma iddiasındaki bu şehrin, dünyaca bilinen futbol kulübünün başkanından etkilenen başka çocuklar, ümit ediyorum yarın bir hakemin kafasına sıkmazlar!

Hacıosmanoğlu cezaevine girmeye hazır olabilir ama Trabzon’u yeni hayaletlerle yaşamak zorunda bırakmaya hakkı yok. Sadece onun değil, hiç kimsenin, hiçbirimizin hakkı yok. Hacıosmanoğlu’nun dediği gibi bunun bir milat olmasını temenni ediyorum. Öfke ve şiddet dilini terkin miladı…

NOT: Hacıosmanoğlu’nun, kadınları kızdıran sözleri nedeniyle de birkaç eleştirim olacaktı ancak kendisi özür dilediği için gerek kalmadı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.