“Ben sıradan bir vatandaşım... Doğru bildiğim şeyler okulda aldığım bilgiler... Yani, sıradan, basit bir vatandaş... Üçkağıtçılığı bilmem... Yalan konuşmam... Milletimi, memleketimi severim... Bildiklerim dinimizin icabı olan herkese karşı dürüst olmak, kendi rızkımın peşinde koşup evimde pişecek aşı için helalinden para kazanmak........” diye başlayan bir mail aldım adının açıklanmasını istemeyen bir okurumdan.

Helal peşinde olmak...

Helalinden kazanmak...

Helal tüketmek...

Yaşamın zor bir koşusu bu...

Okurum yazdığına göre böyle zorlu yarışı yüz akı ile bitirmenin çabası içindeymiş...

Uzunca mailinin daha sonraki bölümlerinde günümüze, ülkemizin içinde bulunduğu duruma değinirken; “Vallahi, kime inanacağımı şaşırdım. Bana kalırsa dürüst oluyor, dürüst düşünüyorum. Ama iş siyasete gelince şaşırıp kalıyorum” diyor.

İktidarın sözcülerini, dilediğini yaptıkları işleri anlatırken onlara hak verdiğini belirtiyor okurum. Muhalefet sözcüleri için de şöyle değerlendirme yapıyor: “Salı günlerim eğlenceli oluyor. İktidar sözcüleri çıkıyor konuşuyor, muhalefeti kötülüyor, karalıyor. Ardından muhalefetin sözcüler kürsüye çıkıp iktidara veryansın ediyor. Şimdi ben bu karşılıklı atışmaların ortasında kalmış bir okurunuz olarak ne yapmamı önerirsiniz?”

Okuruma hak vermek durumundayım. Mailinin bir bölümünde ne iktidardan, ne de muhalefetten yana olduğunu belirttiğine göre kalkıp da kendisine; “Boş ver onları, sen işine bak!..” desem sorusuna yanıt vermiş olmam diye düşündüm.

***

Gerçekten, bugün ülkemizde iktidar-muhalefet atışmasından şikayetçi olmayan, yakınmayın var mı? Ülkenin içinde bulunduğu zor duruma ve yurttaşın ağırlaşan geçim koşullarına çare/çözüm aranacak yerde siyasetçilerin kişisel çekişmelerin peşine takılıp birbirlerini karalamaları doğru mu?

Kaynana-gelin çekişmesi...

Sonuçta ülkemin esenliğine, yurttaşın mutluluğuna bir katkı olsa bu kısır çekişmelerden...

Olmayacağını bile-bile “birbirini karalama yarışı”nın devamından ne yarar beklenir?

***

Yurttaş kendisine düşen görevi her zaman ve her yerde yaparken siyasetçilerden de ayni hizmet anlayışının sahiplenilmesini ister.

Hakkıdır da...

Ama öyle olmuyor maalesef...

Demokrasimiz 1946’dan beri bir karalama yarışına girmiş, bu ortamdan siyasetçiler yüzünden bir türlü çıkamıyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com