10 Mayıs 2018 Perşembe 20:34
Günaydın kooperatifçiliğe dikkat çekti

Globalleşmenin hız kazanması ile birlikte geleneksel yukarıdan aşağıya kalkınma politikalarının ulusal ekonomilerdeki dengeli büyümeyi teşvik etmede başarısız olduğunu ve bu politikalara duyulan güvenin azalmaya başlayarak yerel ekonomik kalkınma politikalarının ön plana çıktığını belirten Prof. Dr. Günaydın, Dünya’da ve Türkiye’de farklı alanlarda faaliyette bulunan kooperatiflerin, ürünlerin pazarlanması, girdi temini ve potansiyel işgücünün istihdamı ile yerel ekonomik kalkınmanın en etkili araçlarından biri olduğunu söyledi. Geçmişten bugüne yerel ekonomik kalkınmanın en önemli araçlarından birinin kooperatifler olduğunu dile getiren Prof. Dr. Günaydın, “Günümüzde ülkelerin temel hedefi, sürdürülebilir bir büyüme ve kalkınma, özellikle de yerelde yaşayan nüfusun hayat kalitesini ve ekonomik geleceğini iyileştirmektir. Bu hedefin gerçekleşmesi için, tüm yerel kaynakların yereldeki insanların refahını artıracak şekilde kullanılması olan yerel ekonomik kalkınmanın sağlanması gerekir. Yerel ekonomik kalkınmanın en önemli araçlarından biri geçmişten günümüze kooperatiflerdir. Kooperatifler, katılımcı karar verme ve sosyal diyalog, yerele dayalı olma, işbirliği, rekabetçi avantajlar ve yerel kaynakların harekete geçirilmesi gibi yerel ekonomik kalkınmanın özelliklerini taşırlar. Gelişmiş ülkelerde kooperatifler, yerel ekonomik kalkınmanın özel bir aracı olarak kurulmakta ve çalışmaktadır. Ülkemizde ise kooperatifçilik, yıllarca siyasi bir hareket olarak değerlendirilmiş ve olumsuz algılara neden olmuştur. Ancak, günümüzde kooperatiflerin yerel ekonomik kalkınmadaki rolü ve sorumlulukları giderek artmaktadır. Küçük ölçekli işletmelerin korunması, geliştirilmesi ve desteklenmesi gereği ve üreticilerin tek başına ölçek ekonomisini gerçekleştirememesi kooperatifleşmenin önemini daha da artırmaktadır.” dedi.

Kooperatiflerin başta tarım sektörü olmak üzere geniş bir alanda başat bir etkiye sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Günaydın sözlerini şöyle sürdürdü: “Kooperatif, kooperatiflerin üyeleri olan çiftçilerin sahibi olduğu ticari bir işletmedir. Tarım, birçok küçük işletmeden (bireysel çiftlik) oluşmaktadır. Tarım, otomobil endüstrisi, telekominikasyon ve gübre endüstrisinden tamamen farklıdır. Zira, her bir bireysel çiftçi ürününü piyasada satmak zorundadır. Normal işleyen piyasa ekonomisinde çiftçi etini, sütünü, tahılını, sebze ve meyvesini daima satabilecektir. Fakat kritik soru hangi fiyata satacağıdır. Çiftçiler, ürününü örneğin kesimhaneye sattığında, kesimhane çiftçiye mümkün olan en az parayı ödeyecektir ve çiftçiye başka bir çiftçiden daha ucuza ürün alabileceğini söyleyecektir. Tabi ki kesimhanenin de çiftçinin satacak ürününün olmaması gibi bir problemi vardır. Fakat, çiftçi bu oyunda nadiren kazanır. Bu nedenle çiftçiler, birlikte satma, birlikte alma, birlikte işleme, birlikte karı paylaşma ve birlikte karar vermek için kooperatifleşmeye gitmektedir. Böylece, bireysel çiftçiler ürünlerini piyasaya satmak yerine ortaklaşa satar, hammadde değil işlenmiş ürün satar, kooperatifler üyelerinden ürünü alır, işler ve satar ve ürünler daha yüksek fiyata satılır ve karlar çiftçilere gider. Özel sektörün kar amaçlı çalışması ve üretici lehine rekabet ortamının kurulamaması, üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkının minimuma indirilmesi zorunluluğu, üreticiyi koruyan uygulamaların yetersiz oluşu, yereldeki sermaye yetersizliği, yerelde istihdam oluşturulması, gıda kalite ve güvenilirliğinin sağlanması ve gelir dağılımının iyileştirilmesi gibi nedenlerle kooperatiflerin yerel ekonomik kalkınmadaki önemi giderek artmaktadır. Nitekim, tarımın en önemli ticaret sektörü olduğu, toplam ihracatın %30’unu tarımsal ürünlerin oluşturduğu ve tarımın istihdam için çok önemli olduğu Danimarka’da tarımdaki başarının temel nedeni çiftçilerin kooperatifleşmeye gitmesidir. Zira, bireysel çiftçiler sadece günlük üretimlerinde değil aynı zamanda piyasa, teknolojik gelişme ve üretim ve satış için politik şartlar gibi bir dizi olumsuzluklarla karşılaşmaktadır. Danimarka’da çiftçiler bu sorunları çözmek için kooperatifleşerek kendi süt işletmelerini, kesimhanelerini ve diğer işletmelerini kurmuşlardır.”

Trabzon’un tarım, ormancılık ve turizm gibi alanlarda önemli bir potansiyele sahip olduğunu dile getiren AK Parti Trabzon Milletvekili aday adayı Prof. Dr. İhsan Günaydın, “Trabzon’un sahip olduğu geniş potansiyelin değerlendirilebilmesi için kooperatifleşme büyük önem taşımaktadır. Zira kooperatifleşme ile birlikte sürdürülebilir üretim ve yüksek gelir daha kolay sağlanabilir. Ancak, ilimizde kooperatiflerin hem sayısı hem de ortakları çok düşük düzeydedir. Bu düşüklükte kooperatiflerin öneminin iyi anlaşılmamış olmasının, kooperatifçiliği siyasi bir hareket gibi göstermeye çalışan olumsuz algıların yanı sıra iyi yönetilmemiş olmalarının etkili olduğu söylenebilir. Kooperatiflerin başarısı için kooperatifin demokratik karar modelinde üyelerin aktif görev ve katılımı olmalı ve etkin bir yönetim olmalıdır. Türkiye’de sekiz milyon civarında kooperatif üyesi varken, İsviçre’de nüfusun yarısı iki kooperatiften birine üye, Almanya’da nüfusun dörtte biri olan yirmi milyon kişi kooperatiflere üye, AB ülkelerinde kooperatiflerin pazar payı ortalama yüzde 40 düzeyinde Hollanda da ise bu oran yüzde 70, Finlandiya’da yüzde 75, Danimarka’da yüzde 65, Fransa’da yüzde 55, İspanya’da yüzde 45 civarındadır. Dolayısıyla yerel ekonomik kalkınmanın önemli araçlarından biri olan kooperatifçilik ilimizde teşvik edilmeli ve hızla yayınlaştırılmalıdır.” şeklinde konuştu.

Son Güncelleme: 10.05.2018 20:37
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com