21 Ocak 2013 Pazartesi 10:52
Tff'nin Kupayı Vermeye Niyeti Yok

HERKESİN BİLDİĞİ AMA KİMSENİN SÖYLEMEYE CESARET EDEMEDİĞİ GERÇEKLERİ ANLATTI

TFF ADALETTEN YANA DEĞİL

AK Parti Trabzon Milletvekili Aydın Bıyıklıoğlu, “Yargıtay, mahkeme kararını onayınca TFF’nin, kupayı vermeme şansı var mı? sorusuna içtenlikle yanıt verdi. TFF’nin kupayı Trabzonspor’a vermek için Yargıtay kararını beklemesine gerek olmadığını ifade eden Bıyıklıoğlu, “TFF adaletten haktan yana olsa şimdiye kadar bunu yapardı. Yapmadılar” dedi. 

ŞİKEYİ KABUL EDİYORLAR!

TFF’deki yetkililerin kişisel düşüncesinin Trabzonspor’un hakkının çalındığı, Fenerbahçe’nin şike yaptığı yönünde olduğunu ifade eden Bıyıklıoğlu, “TFF’ye bunu sorsanız: “Ya burada bir haksızlık yapılmadı mı?” Yüzde 80’i-90’ı derki, “Evet, kupa Trabzonspor’undur.” Peki “Oylamada gelin bunu düzeltin” derseniz, bu sefer herkes geri duruyor. 

TRABZON- Trabzon’un bir milletvekili var, dolmuşa binen bir milletvekili… Çocuklarının arkadaşlarına, “Benim babam milletvekilidir” demekten imtina ettiği biri isim… Halkın içinden gelen, halk ile aynı manevi değerlere sahip biri isim… AK Parti Trabzon Milletvekili Prof. Dr. Aydın Bıyıklıoğlu’ndan bahsediyorum… 12 Haziran 2011 milletvekilliği genel seçimlerinden önce AK Parti’de çok ciddi bir aday adaylığı yarışı başladı… Mevcut vekillerle birlikte 40’ın üzerinde isim AK Parti’nin milletvekili adayı olmak için yarıştı… Başbakan Recep Tayip Erdoğan Trabzon’a bir sürpriz yaptı… KTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Bıyıklıoğlu’nu 3. sıradan milletvekili adayı gösterdi. Rahatlıkla seçilebileceği yerden aday olan Bıyıklıoğlu, Başbakan Erdoğan’ın güvendiği isimlerden biri olarak Meclis’teki yerini aldı. Öğrendiğime göre aydın Bıyıklıoğlu’nun çocukları, “Baban ne iş yapar?” diye soranlara, “Babam milletvekilidir” cevabı vermiyormuş… İlköğretim öğrencisi olan küçük oğlu, okulunda çok zaman, “Babam devlet memurdur” demiş… Bıyıklıoğlu da sık sık dolmuşa biniyormuş… Evet, yanlış okumadınız, Trabzon Milletvekili Aydın Bıyıklıoğlu, Trabzon’a geldiğinde şehir içi ulaşımını dolmuşla yapıyormuş…

Avrupa’daki Türkler, yazları memlekete geldiğinde bizlere hep oradaki sistemi anlattı… “Avrupa’da milletvekili dolmuşa biniyor, bankada sıraya giriyor, sokakta yürüyor… Avrupa’daki milletvekilleri normal vatandaş gibi yaşıyor” denildi. Biz Türkler, Avrupa’daki milletvekili profiline hep hayranlıkla baktık. Hep, “Keşke bizim vekillerimizde öyle olsa, keşke bizde milletvekillerimize istediğimiz zaman ulaşabilsek” dedik… Ve gün geldi devran döndü… Trabzon, Avrupa’daki Türklerin anlattığı, Avrupalı milletvekili profiline kavuştu… O profil, Aydın Bıyıklıoğlu ile Trabzon’da vuku buldu… Peki bu kez ne olu? Bu kez de eleştiriler başladı. Aydın Bıyıklıoğlu’nun pasif olmakla suçlayanlar var Trabzon’da, sırf halk gibi yaşıyor diye… İstiyorlar ki, milletvekilleri halka değil, sadece kendilerine yakın olsun…

AK Parti Trabzon Milletvekili Prof. Dr. Aydın Bıyıklıoğlu ile röportaj için uzun süre önce randevulaşmıştık. İş yoğunluğundan ötürü randevumuzu çok zaman erteledik. Sonunda Kaşüstü’nde bulunan Özdemir Kasap’ta (restoran) bir araya geldik. Gürül gürül yanan sobanın yanında uzun uzun konuştuk. Büyükşehiri, şike sürecini, Trabzon siyasetini, önümüzdeki yerel seçimleri en ince ayrıntısına kadar masaya yatırdık. Yer sıkıntısından dolayı Bıyıklıoğlu röportajını iki bölüm halinde yayımlıyorum. Bugünün devamı yarın… Keyifle okumanızı diliyorum... 

2.20130121110219.jpg

 

İLKHABER: Sayın Vekilim ilk olarak büyükşehirden başlamak istiyorum. Büyükşehir Yasası, Komisyona geldiğinde Trabzon’da kurulan merkez ilçenin ismi Yavuz Selim’di. Sonradan bazı tartışmalar ile isim değiştirildi, Ortahisar oldu. Bu değişme sürecinin nasıl olduğunu Trabzon kamuoyu net olarak bilmiyor. Yani bu Ortahisar ismini kim önerdi? Yavuz Selim’i kim beğenmedi? Nasıl odlu da merkez ilçenin ismi değişti?

BIYIKLIOĞLU: Şöyle söyleyeyim, tabi hükümetin Komisyona gönderdiği taslakta o ilk şeklindeydi (Yavuz Selim) daha sonra tabi bazı hassasiyetler gündeme gelip değerlendirmeler oldu.

İLKHABER: Bu hassasiyetler nelerdir?

BIYIKLIOĞLU: Türkiye’nin genel yapısındaki hassasiyetler… Tabi bu o zaman öyle düşünüldü, t değişmeyecek anlamına gelmez...  Yani o isim esasta Trabzon kamuoyu tarafından da paylaşılmış isimdi.

İLKHABER: Yani bir Osmanlı padişahının isminin Trabzon’un merkez ilçesine verilmesi bazı hassasiyetlerin ortaya çıkmasına mı neden oldu?

BIYIKLIOĞLU: Şimdi orda öyle bir değerlendirme durumu ortaya çıktı. Yani bu perde arkasındaki bir akıştan kaynaklanıyor. Yoksa perde önündekiler bunu bilmez. Muhalefetteki arkadaşımız o zaman açıklama yapmıştı. O mesela perde önüdür. Orada konuşulup tartışılarak değerlendirilen bir konu değildir. Tamamen perde arkasında akan bir sistemin oraya yansıması şeklidir.

İLKHABER: Yavuz Selim, hassasiyetlerden dolayı olmasın denildi. Peki Ortahisar ismini kim önerdi?

BIYIKLIOĞLU: Orada gündeme geldi. Yapılan istişarelerle o ki Trabzon’un merkezi düşünülüyor, Trabzon’daki ilk Müslüman yerleşim yeri Ortahisar’dır görüşü öne çıktı. Diğer isimlerde tartışıldı, olsun mu olmasın mı diye… Bu orada gündeme gelince Ortahisar ismi ağırlık kazandı ve onun üzerine Komisyondan isim değiştirilerek Meclis’e gönderildi.

1.20130121105647.jpg

İLKHABER: Sayın Vekilim yine büyükşehir yasasından devam etmek istiyorum. Türkiye’de Trabzon ile birlikte 13 il büyükşehir oldu. Ve Trabzon büyükşehir olurken merkezin de tek ilçe kuruldu. Ama büyükşehir olan diğer illere baktığımız zaman Trabzon ile aynı nüfus yapısına sahip, daha küçük merkezi coğrafyaya sahip bazı büyükşehir olan illerin merkezin de birden daha fazla merkez ilçe kuruldu. 3 olan var, 2 olan var. Sonuçta bütün illeri büyükşehir yapan AK Parti iktidarı. Neden böyle bir uygulama getirip diğer illere 3, Trabzon’a 1 merkez ilçe kuruldu? Bunun gerekçesi nedir?

BIYIKLIOĞLU: Biz bunu kendi aramızda tartıştık. Partide bizim mensuplarımız ve burayla ilgili olan milletvekillerimiz biz bunu tartıştık. İzmit, İstanbul gibi yerleri değerlendirdik, orada çıkan problemler açısından olaya bakıldı ve tek bir merkez ilçenin daha verimli, daha etkin, hizmet yapma açısından daha uygun olduğu kanaatine varıldı. Şimdi İstanbul’da 1 milyondan fazla nüfusa sahip ilçe var. Ankara’da da var, Keçiören mesela öyle. Bunun gibi Adana’da Seyhan var. Yani Trabzon’un nüfusundan daha fazla yerler tek bir merkez ilçe şeklinde… Bu tamamen oradaki dinamiklerin yaklaşımının ortaya koyduğu bir sonuçtur.

İLKHABER: Trabzon’da tek merkez ilçe olunca özellikle CHP muhalefeti şunu söyledi: “İşte ‘3 merkez ilçe olsaydı AK Parti merkez ilçeleri kaybederdi’ gibi bir yaklaşımda bulundurlar. Ve işte AK Parti’nin bu yüzden bütünüyle merkezi, merkez ilçe yaptığını söylediler.

BIYIKLIOĞLU: Biz şimdi 2011 seçimlerinde Trabzon’un merkezinde çok çalışmadık, kırsala ağırlık verdik. AK Parti olarak merkezde yüzde 52,9 oy aldık… Bir değil, birkaç Merkez ilçe kurulsa nasıl alacaklardı o ilçeleri… 12 Haziran’da aldığımız oylar ortada, muhalefetin aldığı oylarda ortada… Muhalefet sırf muhalefet yapmak için ezbere konuşuyor bu konuda… Şunu genel anlamda söylüyorum: Belediye gibi yönetim merkezleri millet içindir, hizmeti daha iyi alabilmenin yoluna bakar. Birisi diyor ki mesela söz gelimi “Ben talibim.” Neye talipsin? Göreve talipsin. Peki ne yapacaksın? Daha iyi yöneteceğim? Nasıl yöneteceksin? Yani bir iş yapmak istiyorsanız finansa ihtiyacınız var. Finansı olmayan hiçbir sistem başarılı olamaz… Tamam, bugün Mahali İdareler Genel Müdürlüğü ve İller Bankası adaletli olarak, belediyelere dağıtım yapıyor… Peki bundan sonrası nedir? Bundan sonrası tamamen oradaki belediye başkanının çalışması, bağ kurması ve mevcut kaynakları aktive etmesine bağlıdır. Bunu yapamayan başkan buraya hizmet etmiş olmaz. Öteki ne yapıyor? Sadece vaziyeti idare ediyor… O zaman doğruya göre hareket etmek lazım. Yani siz eğer bir hizmet akışının hızlanmasını istiyorsanız ki Trabzon’da şuanda görülen odur. Başka yerin Trabzon’a göre bir dezavantajı yok. Sadece burada belediye başkanımızın, bakanımızın etkin koordinasyonu, hükümetle olan bağlantıları, diğer bakanlıklarla olan bağları burayı etkin hizmet alanı haline getirdi… Karayolları, Ulaştırma Bakanlığı açısından, diğer taraftan işte Orman Su İşleri Bakanlığı, diğer taraftan birçok kamu kurumunun burada yatırım yapmasında buradaki problemleri çözmede, o etkinliğin tesiri kendini gösteriyor. Bu da size bağlı oluyor. Bir yönetici vardır ki, olduğu yerde durur. Ne yapar? Sistem kendi kendine ne kadar yürüyorsa onu yapar. Birisi de vardır ki, dolanır nereye dolanacak Ankara’ya, İstanbul’a…  Trabzon’a sürekli bu sistemi aktive edip hizmet kervanını hızlandırıp burayı çekim merkezi haline getirip hizmeti yaygınlaştırır. Şimdi Trabzon’a bir taraftan giren bir insan sürekli şantiyeler sistemiyle Trabzon’un yenilenmesini görüyor. Peki, bu nasıl oluyor işte bu dediğim mekanizmanın etkin olmasıyla oluyor.

İLKHABER: Sayın Vekilim büyükşehir konusunu konuştuk. Şike konusuna gelmek istiyorum. Malum bir şike süreci yaşandı, bu konuda herkes çok şeyler yazdı-çizdi. Şike konusunda bizde yazdık çizdik. Bu sürecin sonunda da Trabzonspor’un çalınan kupasını gündemde tutmak için bir şike anıtı ya da kupa anıtı dikilmesi gündeme geldi. Bu öneri kamuoyunda kabul de gördü. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce böyle bir anıt dikilmeli mi?

BIYIKLIOĞLU: …Bu konu tartışılacak bir konudur. Çünkü anıtı, daimlik arz eden özellik gösteren bir sanat, toplumsal karşılığı olan bir birim şeklinde göz önüne almak lazım. Şimdi tabi bunun nasıl bir algıya sebep olacak olduğunu iyi değerlendirmek lazım. Trabzonspor’a gerçekten yani bir haksızlık yapılmıştır. Bu haksızlık, bir şekilde giderilecek fakat giderme mekanizması kendi içinde kilitlenmiş bir yapıya sahip. Yani Futbol Federasyonu’nun kulüplerin kendi seçtiği, yani tamamen siyasi sistemin haricin de kendi mekanizmaları içerisin de yürüttüğü bir organizasyon... Şuan da mesela diyelim ki TFF’ye bunu sorsanız, ya burada bir haksızlık yapılmadı mı? İnanın ki benim kanaatimi söylüyorum orada kaç tane futbol takımı, işte birinci ligde ve diğerleri bunun yüzde sekseni, doksanı derki “Evet,  burada kupa Trabzonspor’undur, Onun hakkıdır.” Peki oylamada gelin bunu düzeltin derseniz bu sefer herkes geri duruyor.

İLKHABER: Sayın Vekilim şöyle diyorsunuz: Kulüpler kendi seçti Federasyonu. Ama özellikle Trabzon kamuoyunda bu konu var. Trabzon dışındaki kamuoyunda da bu var ama işte Yıldırım Demirören Başbakan’ın isteği doğrultusun da TFF başkanlığına seçildiği algısı var.

BIYIKLIOĞLU: Başbakan’ın ne alakası olur ki, ne ilgisi olur! Bu eski vesayetçi düşüncenin yansıması… Yani kim burada etkin hükümet mi? Ha o diyor da böyle oluyor, yok böyle bir şey. Kimseyi zorladığı veya kimseye karşı burada yapılan bir işlem yok ki. Kulüpler, o zaman hatırlarsınız yani bu Demirören üzerin de anlaşma epey bir değerlendirmelerden sonra onun üzerinde ittifak ettiler. Yani bu, tamamen sistemin kendi dinamiği içerisinde ortaya çıkmış bir sonuç. Yoksa burada tabi birileri böyle bir şeyleri uyduruyor. Bu tür kamuoyuna yayıyor, e peki delilin nedir? Neye göre bunu söylüyorsun? Burada yapılacak olan iş tamamen bu kulüplerin hakkını hukukunu koruyacak adaletli bir yönetimin oluşmasıdır.

İLKHABER: CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Aziz Yıldırım’ı ziyaret etti. Ve “Aziz Yıldırım şike sürecin de mağdur edilmiştir” dedi hatırlıyor musunuz?

BIYIKLIOĞLU: Yani belgeler deliller ortadadır. Dışarıya çıktığına dua etsin Aziz Yıldırım. İçeride olması lazımdı, belgeler öyle söylüyor. Yani bunu ne tarafa döndürürsen döndür zaten temyize gitmiş olan dosyada aklımda yanlış kalmadıysa 13 yıl gibi bir rakam var... Şimdi nasıl döndürülüp dolaştırılıp da nasıl yapılacak?

İLKHABER: Döndürülüp dolaştırılmaya sıra gelince Mecliste Aziz Yıldırım yargılanırken Sporda Şiddet Yasası’nda değişiklik oldu. Şike suçlarının cezası indirildi. Siz yanılmıyorsam evet oyu verenlerdensiniz?

BIYIKLIOĞLU: Yok hayır, evet oyu vermedim, ben çekimser kaldım.

İLKHABER: Bu olayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Cumhurbaşkanı ilk olarak veto etti sonra ikinci sefer de onayladı. Doğrumudur yargılama devam ederken suçun miktarını belirleyecek bir yasa değişikliği yapılması?

BIYIKLIOĞLU: Trabzon milletvekillerini bir kenara bırakın, iktidar ve muhalefetin tümü çıkan o yasada ittifak yapmıştır…3.20130121115539.jpg

İLKHABER: AK Parti, MHP, CHP ittifakı gördünüz.

 

BIYIKLIOĞLU: O günkü CHP adına konuşan Grup Başkanvekili, MHP’nin ve AK Parti’nin ve BDP’nin hepsine bakın, hepsi aynı şeyleri söylüyor. Şimdi bu Trabzon’daki hassasiyet mağdur olan, hakkı gasp edilen Trabzonspor’un olmasından kaynaklanıyor… Mesela Trabzonlu muhalefetteki milletvekilleri yasanın ilk birinci ve ikinci maddesine onlar da ‘evet’ dedi. Son elektronik oylama da ‘hayır’ dediler, Ben onları not etmişim. Trabzon’da siyasetin Trabzonspor üzerinden yapıldığını bildiğim için her iki arkadaşı da orada takip ediyorum. Oylama, en son elektronik oylamaya kadar olanlar kabul edenler kabul etmeyenler şeklindedir, yani işaret, el kaldırmak suretiyle oyunuzu belli ediyorsunuz. Ben onları orada takip ediyorum. Birinci ve ikincide ikisi de evet dediler. Bu söylediğim Mecliste bütün görüntülerin kayıtları vardır. Meclisin dört tarafında 4-5 tane kamera vardır. Meclisin her tarafını kayıt eder. Dolayısı ile yani birinci ikinci maddede o arkadaşlar evet deldiler. Ondan sonra bir konuşma yaptılar. Ben takip ediyorum ve ondan sonra hayır demeye başladılar. Elektronik oylamada ‘hayır’ dediler yani… İşin gerçeği bu, ben bütün maddeler dahil çekimser kaldım asla ‘evet’ demedim.

İLKHABER: Peki Sayın Vekilim bu süreç nasıl son bulacak?

BIYIKLIOĞLU: Yargıtay bu kararı bozarsa mahkemeye tekrar dönüp tekrar değerlendirme yapılacak… Yargıtay, ya onaylama yapacak veya reddedecek…

İLKHABER: Yargıtay kararı onaylarsa Trabzonspor’a kupası verilecek mi?

BIYIKLIOĞLU: Şimdi onu verecek olan mekanizma aslında yargı kararına ihtiyacı yok. Yani şuan da Futbol Federasyon’u bunu değerlendirip hakkını vermesi lazım.

İLKHABER: Sizce TFF’nin, Yargıtay ‘evet onuyorum’ dese bile Trabzonspor’un kupasını vermeme şansı var mıdır?

BIYIKLIOĞLU: Şimdi şöyle, niyet olarak olmuş olsa zaten yaparlardı. O kadar zaman geçmiş yani eğer adaletten haktan yana oldukları düşüncesinde olmuş olsalardı, bunu şuana kadar yaparlardı, bunu yapmadılar. Dolayısıyla yani mekanizmanın işleyişi kendi sistem içerisin de olduğundan müdahale edemiyorsunuz. Bir şey de diyemiyorsunuz. Orada ki ne kadar üye varsa tek tek konuşsun yani vicdani kanaatini söylesin, yüzde sekseni rahatlıkla “Kupa Trabzonspor’un hakkıydı” diyecektir. Ama oraya geldiğiniz zaman herkes susuyor oradaki mekanizmaya uyuyor…

(DEVAMI YARIN) 

Son Güncelleme: 21.01.2013 11:56
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com