Artık “Yeter!..” diyen bir kişi çıkmayacak mı bu koca kentten? Hep mi aklımızı ziyan ettik? Cinnet noktasına varan akıl zafiyeti ile nereye varılacak bu gidişle? Trabzonspor tarihinde elbette Trabzonspor’un ayrıcalıklı, özel ve de güzel bir yeri var. Var ama bu “özel” ve “güzel” konumu niçin son yıllarda koruyamadığımızı, “bozuk para” gibi kenti ve de aklımızı harcadığımızı ne zaman anlayacağız?

Bitmez ki... Pek çok soruyla insan aklı felç oluyor.

Tamam... Anlamak olası... Bu kenti ve de onunla/ Türkiye ile bütünleşen Trabzonspor’u canımız gibi seviyor, koruyor, kolluyoruz da; onu severken canını çıkarma/öldürme hangi ucuz aklın işi?

Uzun uzun yorum yapmaya ne gerek... Aynanın karşısına geçip hiç şu halimize/duruşumuza bakıyor muyuz? Duruyor ve “-Bu ben miyim?” diye sorabiliyor muyuz kendimize?.. Yoksa kapılan bir bilinçsiz “öfke anaforu”nda kendi-kendimizi tükettiğimizin ne zaman farkına varacağız?

Bu soruların yanıtı “taraftar” diye kendini tanımlayan “Trabzonluluk/Trabzonsporluluk” ruhu taşıyan herkese düşer.

Taraftar demek, körü körüne sporun etik kurallarını sabote etmek değil elbet... Bu tarihi kentle yoğrulan insan soyunun geleneğinde böylesi çirkinlikler yaşanmamışsa, bugün niçin oluyor?

***

Siyaset, kendi dünyasının kirliliğini başka alanlara taşıma, oralardan nemalanma/yararlanma sevdalanmaları spor dünyamızı ne duruma getirdiğini, ne denli çirkinleştirdiğini, ne denli içinden çıkılmaz anafora düşürdüğünü tüm ülke insanı üzülerek görüyor/yaşıyor.

Siyasetçi, sporun kendi etik kurallarının yerine; siyasetin “koltuk sevdalanmaları/kazanma” hırsını yerleştirmek istemesidir ülke sporunun içine düştüğü son durum.

Bu çirkin manzaranın/kaosun tekrar eski asil renklerine dönmesi öncelikle siyasetçinin bu alandan elini çekmesiyle gerçekleşir ancak... “Yok, bu böyle devam etsin...” diyorsa siyasetçi -dediği de görünüyor- o zaman; bu çirkin oyunun “star”ı iken, “figüran”ı rolüne düşürülen “taraftar”, bunca spor ahlaksızlığını/günahını niçin omuzlarına alıyor?

Taraftar neden siyasetçinin elinden tutuyor?

***

Mazide güzelliklerin sergilendiği spor alanlarında bugün olumsuzluklar yaşanıyorsa bunun nedenlerinde toplumsal bunalımların da payı olduğunu inkar edecek değiliz. Değiliz ve bu sorunlara çözüm getirecek siyasetçinin dikkat dağıtma ve toplumsal beğeni kazanma uğruna bodoslamadan/kuralsız daldığı spor alanlarından nasıl geri çekileceği de ayrı bir sorun oldu ülke için...

Görünen, ülke düzeyinde giderek yaygınlaşan Trabzon’daki benzer spor olaylarının önünü baskı/ yasak/ceza ve benzeri yöntemlerle önlemeye kalkmak da çare değil artık.

Toplumsal ama sportif olmayan bir tepki var spor alanlarında... Bu tepkinin temelinde siyasetçinin “olmaması gereken taraftarlığı”nın yattığını ne acıdır ki gerçek.

Siyasetçi artık spordan taraftarlığa varan elini mutlaka çekmeli... Çekmesi de giderek zorunluluk kazanmaya başladı.

Yoksa siyasetçi bu anaforda boğulacak...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com