“Yeni”nin peşinde koşmak, yenileşmek/ çağdaşlaşmak olduğunu biliyor muyuz? . Bu anlayışı benimseyen/paylaşan toplumlar yarınlara daha emin adımlarla yürüyorlar. Kendilerine güvenleri de artıyor elbet. 

Tarihimiz hep “yeni”ye karşı duruşun örnekleriyle dolu… Bu nedenle de Tanzimat’tan beri bir türlü “yenileşememe hastalığı”ndan kurtulamadık ve bu günlere geldik. 

Bizim demokrasimiz de işte böyle… 
Ülkemde, demokrasinin gerçek anlamda uygulanamayışının baş nedeni; yeterli demokrasi bilisizliği kuşkusuz. Bilisizlik de; insan benliğindeki olumsuzluğun kaynağıdır bilirsiniz. 
“Yeniliğe kapalı” kafaların çokluğu ise toplumları durağanlaştırıyor, geriye götürüyor, hatta o toplumu tarihten siliyor zaman içinde.  

Bunları niçin yazdım derseniz, açıklayayım: Güzel ülkem -nedense- siyaseten kısır bir döngünün içine yıllardır girmiş bulunuyor. Ve bu anafordan/girdaptan çıkamıyor bir türlü… 
İktidar ile muhalefet partileri diyalogu yok bu yüzden. 

Nedeni de demokrasi bilgi ve bilincinin eksikliği kuşkusuz. 
Tabii ki; bunda yerel siyasetçilerin de payı çok… Milletvekili unvanın kazananların da payı var elbette… Kimi milletvekilleri yurt düzeyinde seçim bölgelerine gelip, parti binasında sadece partililerle görüştüklerini , diğer seçmenleri unuttuklarını, görmezden geldiklerini biliyoruz. Yerel anlamda siyaset yapmayı görev olarak üstlenenler ; kendilerinin gördükleri/sandıkları milletvekillerinin diğer partililerle görüşmelerinin önünü kesip “kapalı devre siyaset”le yurttaştan uzak tutma gibi bir anlayışı yeğliyorlar kendilerine. Bu da; ülke düzeyinde siyasal anlamda kamplaşmanın, anlaşamamanın, bir olup, birlik olup sorunlar için ortak düşünememenin olumsuzluk manzarasını yaratıyor. Sonuçta, milletvekilleri halktan uzak duruyor, sadece kendi partilileriyle birlikte olmaktan mutluluk duyuyor, belki de… 

Tarihi bir fırsat var önümüzde… Ama iktidar olsun, ama muhalefete mensup olsun yurttaşlar ve siyaset yapanlar güzel ülkemi karşı karşıya kaldığı sorunlar sarmalından kurtulabilmek için “birlik olup, birlikte düşünme” zamanını yaşadığımızı bilmesi/anlaması gerekiyor. 

Çünkü, geçen zaman hep “zarar hanesi”ne yazılıyor da ondan. Maziye/geçmişe baktığımızda şimdi her birini Rahmetle anma durumunda olduğumuz nice siyasetçimizin böylesi durumlarda “yuvarlak masa” etrafında toplanıp anlaştıklarını benim gibi yaşlılar çok yaşadılar. Şimdi ne oldu ki, siyaset pazarında durulma yok. Hep hizip/kavga… Hep bir birini karalama/ aşağılama… Çamura bulama. 

Siyaseti böylesi havalara sokup, “kurt dumanlı havayı sever” örneği yurttaşı/seçmeni kandırıp/ aldatıp oyunu almak siyasetçinin görevi olamaz ve de ona erdem de kazandırmaz. Ama ne yazık ki, güzel ülkemde siyaset piyasası böylesi havalarda gelip-geçti nice yıllar. Hep demokrasi bilisizliğinden, hokkabazlığından… 

“-Niçin böyle oluyor?” diye soranlarınız var, görüyorum. 
Söyleyeyim… Güzel ülkemde siyasete meslek önlüğü giydirildi nice yıldır da ondan. 
Siyaset -ne yazık ki- “geçim kapısı oldu…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.