Malumunuzdur.

Memlekette paralel yapı operasyonları, her geçen gün artarak devam ediyor.

Emniyet teşkilatı bir kenara dursun, eğitim camiasında da ciddi bir temizlik söz konusu…

Peki, üniversitelerde sistem nasıl işliyor?

Paralel yapı mağduru Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Doğum Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Özdemir, bu sistemi şöyle anlatıyor:

“Devletin kılcal damarlarına kadar sızdıkları gibi üniversitelerde de her alanda kadrolaştılar. Sadece üniversite hocası düzeyinde değil ebe-hemşire, memur, asistan hatta temizlik personeline varana kadar yerleştiler; kimi personeli istihbarat amaçlı kullandılar kimini de iftira atılması sırasında kullandılar.”

“Kendilerinden olmayan idari ve akademik yetişmiş personel üzerinde baskı uyguluyorlar, bezdiriyorlar ve onların üniversiteden gitmesini sağlıyorlar. Daha sonra boşalan kadrolara kendi adamlarını yerleştiriyorlar. Üniversitede sizin tanıdıklarınızın sayısı giderek azalırken tanımadığınız insanların sayısı giderek artıyor, sonuçta birkaç yıl içinde yalnızlık çekmeye başlıyorsunuz. Ayrıca kendilerinden olmayan üniversite hocaları hakkında itibarsızlaştırma kampanyaları yürütülerek üst makamların gözünde hatta kamuoyu nezdinde sizin hakkınızda olumsuz algı oluşturuyorlar.”

“İftira, itibarsızlaştırma, idari soruşturma, isimsiz ihbar mektupları ve asılsız savcılık şikayetleri gibi entrikalarla sizi yıldırıyorlar, canınızdan bezdiriyorlar. Sonuç alamazlarsa son çare olarak basını kullanarak sizin hakkınızda istedikleri iftira dolu manşetleri çıkartıyorlar, balon haberler yaptırıyorlar.”

“Bana göre YÖK'te ve üniversitelerdeki kadrolaşma yargı ve emniyetteki kadrolaşmadan hem daha fazla, hem daha kolay olmuştur. Bulundukları illerdeki yargıyı da arkalarına alarak üniversitelerde çok daha hızlı ve kolay kadrolaşmışlardır. Ayrıca yeni kurulan üniversitelerde çalışacak öğretim üyesi bulmak zor olduğu için buralara hep kendi adamlarını yerleştirmişlerdir.”

“Özel birimler oluşturulmalı ve bu birimler tarafından üniversitelerdeki bilgi ve belgeler objektif olarak incelenmelidir. Suçlu ile suçsuz iyi ayırt edilmeli. Bu yapı ile mücadele etmenin en önemli anahtarı paralel yapıdan mağdur olan üniversite hocalarının bilgi ve ellerindeki belgeleri kanıt olarak kullanarak adli ve idari soruşturmalar başlatılmalıdır. Bunun için korkusuz savcılara ve kararlı bir şekilde üniversitelerin arkasında duran YÖK'e ihtiyaç vardır.”

Mamafih muhterem,

“Konuyu nereye bağlayacaksın” derseniz, tabi ki 12 Temmuz’da yapılacak olan KTÜ Rektörlük seçimlerine…

Prof. Dr. Özdemir’in de dediği gibi, üniversitelerde durum vahim.

Temizlenen kadrolar bir kenara, sessiz ve derinden işleyen bir yapı hala mevcut.

O halde rektör adaylarına şu ön şartı hatırlatmak gerekir.

Siyasi irade, KTÜ’de tuzaklanmış mayın istemiyor.
Paralel yapıya karşı ciddi bir direnç görmek istiyor.

“Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” diyeceksen,

Gerektiğinde radikal kararlar alamayacaksan,

Topu tüfeği paralel yapıya teslim edip, sadece gazete manşetlerinde boy göstereceksen,

Testinin dibini deleni gördüğün halde, avucunda kalan su ile yetineceksen,

Boş yere aday olma derim.

Aksi halde bırak profesörü, ordinaryüs olsan bile, rektörlük hayal birader.

Bilmem anlatabildim mi?

Eyvallah!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com