Şota Arveladze’nin, Trabzonspor’un Teknik Direktörü sıfatıyla verdiği son röportaj, dün bizim gazetede yayınlandı. Okuma fırsatı bulamayanlar, karadenizinsesi.com.tr adresli sitemizden okuyabilirler. Şöyle diyordu Şota: “Trabzonspor’un sorunlarını bir kişi çözemez. Bu şehrin ve camianın kenetlenmesi, tek yumruk olması lazım…

 

Şota’nın gidişini yorumlamadan önce, dün sabah Trabzonspor Divan Başkanlık Kurulu Başkanı Ali Sürmen’in düzenlediği basın toplantısına değinelim. Sürmen’in tespiti de Şota’nınkiyle aynıydı. Dedi ki; “Kulübümüzün uzun zamandır yaşadığı sportif, idari ve ekonomik sorunların son zamanlarda bazı saha içi ve dışı olaylar ile geldiği boyuttan kaygı duymamak, Trabzonspor sevdası ile bağdaşmaz. Tüm bu zorluklara rağmen, yapılacak kongrede başkanlığa ve yöneticiliğe aday olan arkadaşlarımızın istek ve cesaretini takdirle karşılıyoruz. Ama tüm camia tarafından dile getirilen ve ortak aklın ürünü olan, ‘Azami düzeyde birlik ve beraberlik olmadan bu sorunların aşılmasının imkânsız denecek kadar zor olduğu düşüncesinin, bütün aday arkadaşlarca mutlaka değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyiz.” Sürmen bir de çağrı yaptı. 13 Kasım’da Divan Başkanlık Odası’nda yapılacak toplantıya, başta yönetim kurulu olmak üzere mevcut kurulların, tüm eski başkanların, eski asbaşkanların, eski divan başkanlık kurulu başkanlarının katılmasını istedi ve bunun ‘Tarihi bir sorumluluk’ olduğunu vurguladı.


Sözlerini şöyle bitirdi Sürmen:

Gün, kapalı kapılar ardında değil, yüz yüze ve sonuç üretmeye dönük konuşma günüdür.” Bu toplantıda, Trabzonspor’un içinde bulunduğu durum ve bundan sonra izlenmesi gereken yol haritası konuşulacak, camianın bütünleşmesi için ortak bir akıl ortaya konulacak, yani rota belirlenecek. Trabzonspor’a gerçekten değer verenlerin bu tarihi sorumluluktan kaçmayacağına inanıyoruz. Şu bir gerçek ki; geçerli bir mazereti olmadan bu toplantıya katılmayanların, bundan sonra ebediyen susmaları şarttır. Kulübün böylesine zor bir döneminde külahları görünmesin diye sinmeyi tercih edenlerin, sonradan ortaya çıkıp pazarlayacakları aklın kendilerinden başka alıcısı olmayacak, kapalı kapılar ardında konuştuklarını da kendi kulaklarından başkası duymayacaktır.

***

Gelelim Şota’nın gönderilmesine… İbrahim Hacıosmanoğlu’nun başkanlık dönemini bilenler için sürpriz olmamalı! 2.5 yılda kimler gitmedi ki? Tolunay Kafkas, Mustafa Reşit Akçay, Hami Mandıralı, Vahid Halilhodzic, Ersun Yanal ve son olarak Şota Arveladze… Sevgili okurlar. Başlıkta dediğimiz gibi Şota değil rota önemlidir. Çünkü hepimiz biliyoruz ki; Trabzonspor’u bu noktaya getiren, Şota’nın 4 aylık görevindeki başarısızlık değil, yönetimin 2.5 yıldır sürdürdüğü rotasız yolculuktur.


Mali, idari, sportif, prestij velhasıl hangi açıdan bakarsanız bakın, perişan hale getirilmiş bir Trabzonspor var. Bunun sorumluları, en yüksek yargı organı tarafından yetkisiz olduklarına hükmedilmiş olmasına rağmen, ne yazık ki halen iş başındadır ve görevi bırakmamakta ısrarcıdır. Trabzonspor’u, saçma sapan bir transfer çılgınlığıyla borç batağına sürükleyen, camianın değerleriyle vuruşan, ötekileştiren, bölünme yaratan, küstüren, siyasetten medet uman, kulübü mahkeme kapılarına düşüren, bir söylediği diğerini tutmayan ve bütün eleştirilere kulaklarını tıkayan bir yönetimin, bütün faturayı teknik adamlara kesmesi sizce çözüm olabilir mi?
 

Trabzonspor, fırtınalı bir denizin üzerinde rotasız bir gemi gibi, çarpınca parçalanacağı kayalıklara doğru ilerlerken, süvarinin çarkçıbaşını görevden almasının ne faydası olabilir ki? Şota’nın gidişi de böyledir. Bu hamle, marazı iyileştirmeyi bırakın, ağrı kesici niteliği bile taşımaz. Sözün özü; mesele Şota’yı değil, rotayı ve süvariyi değiştirmektir. Aksi halde hüsran, kaçınılmaz bir gerçek olarak tüm çıplaklığıyla karşımızda duruyor.

Kalın sağlıcakla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com