Trabzonspor borçlandırıldı ve her türlü “itibarsızlaştırıldı.” Kimin ve kimlerin yaptığını herkes biliyor. Gelinen noktada kulüp yeniden yapılandırılmaya çalışıyor! Pardon “kulüp” dedim ama sanırım doğru kelime “takım” olacak galiba… Çünkü, kulüple ilgili söylediklerimiz ve yazdıklarımız sümen altı ediliyor ve “takım” üzerinde yoğunlaşılmış durumda… Üstelik takım da şimdilik iyi gitmiyor. Her ne kadar UEFA’nın topuzu başımızda sallandırılıyorsa da sanırım yönetim için bu da ayrı bir “koz…” Sıkışıldığında “Ama UEFA kuralları var. İmza attık” falan deniliyor!

Yeniden yapılanmayı eleştirmek değil amacım… Evet, doğrudur Trabzonspor bir yerden başlamalı… Gerçek bir “kulüp” olmalı… Kurumsal kimliği olan, ne kurtarıcı başkanlara, ne teknik direktörlere, ne de futbolculara ihtiyacı olan kurumsal bir kulüp!!! Haksızlık yapmayalım! Şimdiye kadar kimse başaramadı bunu… Kurumsal kimliğini bir türlü oturtamayan Trabzonspor, geçmiş başarılarını aidiyet duygusu ile pekiştirdi.

İşin özü Trabzonspor’un geçmişte nasıl başarılı olduğu belli! Şimdilerde ise zaman değişti, futbol endüstrileşti, inanılmaz paralar söz konusu ve Trabzonspor buna bu yönü ile ayak uyduramadı. Umuyoruz ki bu başkan Muharrem Usta ve yönetim bunu başarır.

Her ne kadar kulüp aidiyeti desek de ister istemez sadece takım üzerinde yoğunlaşıyoruz! Futbol topunun 3 direk arasından geçip geçmemesi tüm kaderimizi etkiliyor!!! Çünkü belirleyici olan sahanın içi… Ve ne yazık ki sahanın içi de umutlu olmamızı engelliyor. O zaman ne yapıyoruz? Yeni umutlar pompalıyoruz! Ara transferi hedef gösteriyoruz! UEFA’nın kurallarını bir çırpıda unutuyoruz! Kendimizi kaybediyoruz. Nerede yanlış yaptığımıza bakmıyoruz. Belli ki bu iş sırf transferle olmuyor. O zaman çareyi başka yerde aramamız gerekmez mi? “

yusuf-005.jpg

Bu sezon takımdan bir şey beklemeyin!” diyor sonra da ekliyoruz: “ 25 bin kombine bilet satışı bekliyoruz!” Bu çelişkilerden kurtulmamız gerekir. Ayrıca, hemen her platformda basını, aşağılayıp, hırpalayıp, “müsvedde” diye tanımlayıp sonra da “ Basın bize yardımcı olacak!” talimatı vermek nedir?

Sezon öncesi ne demişsem odur! Sözlerimin arkasındayım. Beşiktaş’ın, Galatasaray’ın, hatta Fenerbahçe’nin neredeyse her mevkide 2’şer çok iyi oyuncularının olduğu ligde Trabzonspor hala oyuncu arıyorsa, nasıl umutlu olalım? Başakşehir’i, Osmanlıspor’u, Konya’yı ve diğerlerini saymıyorum bile…

Her şeye rağmen yine de bekleyeceğiz… Çare devre arasındaki transferde değil mevcut yapı içinde aranmalı… Transferi hedef göstermek belki bazı oyuncuları kamçılar ama yeterli olur mu? Şu an için “keşke”lerin yeri değil… Ama yaptıklarımızdan ders almazsak hataları tekrarlayacağız demektir!

 

TARAFTAR YASAĞI!
Birkaç hafta önce Kulüpler Birliği güya bir karar almış ve TFF de buna uyacağını duyurmuştu! Buna göre yıllardan beri uygulanan “taraftar yasağı” kaldırılacaktı!!! bos-tribunler.jpgBunun üzerine sert bir yazı yazdım ve “Taraftar yasağı uygulaması dünyanın en saçma kararlarından biridir ama, şu an için bu yasağı kaldırmak daha büyük bir saçmalıktır! Bu yasağı kaldıramazlar!!! Çünkü şartlar uygun değil” diye de ekledim! Gelinen noktada “Taraftar yasağı aynen devam” edecek diye açıklamalar yapılıyor! Bu şunu gösteriyor: TFF ve Kulüpler Birliği Türkiye gerçeklerinden tamamen habersizler! Ve bunlar futbolumuzu yönetiyorlar Eee, nerenize güvenerek o yasağı kaldıracağınızı açıklamıştınız? Temel’in dediği gibi “ Ne oldi şimdi?”

 

OKAY KONUSU!
Geçen sezon iddialı cümleler yazdım: “Okay ile Aytaç gelecekte hem Trabzonspor’un hem A milli takımın orta sahadaki yükünü kaldırabilirler” diye… Bunu yazdığım zaman her iki oyuncu da sıralar A milli takımın yanından geçmeleri mümkün görünmeyen iki tıfıl delikanlı idiler! Gel zaman git okay-005.jpgzaman Okay nihayet A milli takımda oynadı. Hem de 90 dakika… Üstelik de bazı hatalarına rağmen iyi de oynadı. Her halde Okay’ı oynatması için Fatih Terim’e ben rica etmedim!!! Ama Okay’ın aynı performansı Trabzonspor’da iki maçtır gösteremediğini de yazdım. “Kendisini Backenbauer sanıyor” da dedim! Tek tek hatalarını yazdım. Bu hataların bulunduğu mevki itibarı ile tolere edilmesinin mümkün olmadığına da… Buna rağmen bazı eleştirmenler ve dostlar “Okay’dan bir halt olmaz” yarışındalar! Arkadaşlar ben tespit yaptım. Ve adam A milli takımda banko oynadı. Eğer Trabzonspor’da aynı başarıyı gösteremiyorsa nedeni araştırılmaz mı? Ama yok! İlla da “istemüzük!” Canım istemeyin gitsin! Bana göre bu oyuncu basit hatalarını düzeltirse tonlarca para eder! Aytaç’tan da umudumu kesmedim! Aha da buraya yazıyorum. Ama “Ben nasıl olsa oldum!” diyerek sırt üstü yatarsa o zaman futbolcu mezarlığında boş yer çok... Doğru oraya... Benim kaybım sadece yanılmış olmakla kalır! Kapiş!

 

ZEMİN SADECE TRABZONSPOR’A KÖTÜ!
zemin.jpgOsmanlıspor, Trabzonspor’u sürklase edip yenip gitti ya, suçu zemine attık vesselam! Gerçekten zemin kötü idi! Patates tarlasını andırıyordu. Ancak acaba bu zemin sadece Trabzonspor için mi kötü idi? Osmanlıspor başka bir sahada mı oynamıştı? Birinin cevabı var mı? Sizin oynama isteğiniz, beceriniz, yeteneğiniz, hırsınız varsa zemin bahane olabilir mi? Osmanlıspor zeminden şikayet etti mi? Üstelik konuk ekip futbolun ince işlerini daha fazla yapan ekipti! Ne dersiniz?

 

İSLAM’IN ŞARTI KAÇTIR?
Fıkra bu ya; Bektaşi, sırf kendisi ile eğlenilmek üzere bir zengin sofrasına çağrılmış! Yenilmiş içilmiş, sonradan zenginlerden biri Bektaşi’yi sınava çekmek istemiş! “ Söyle bakalım” demiş “ İslam’ın şartı kaçtır?” Bektaşi adama bakmış ve anlamış ki tüm gözler üzerinde… “Tektir!” demiş! Zenginlerde bir homurtu “Bre zındık, yiyip içiyor ama İslam’ın şartının kaç olduğunu bilmiyorsun!” diye çıkışmışlar! Bektaşi bu, öyle yaş tahtaya basar mı: “ Yahu ağalar, ne kızıyorsunuz? İslam’ın şartının 5 olduğunu elbette biliyorum ama, zekatla, haccı siz; namazla, orucu da biz kaldırdık, eee geriye kaldı kelime-i şahadet. Demek ki İslam’ın şartı tekmiş!” demez mi? Bu fıkra artık bayram kutlamalarının telefon mesajları, WhatsApp, Messenger gibi yöntemlerle kutlanmaya başlandığı için geldi aklıma… Yarın bir “Bektaşi”nin çıkıp “Ramazan bayramını da kaldırdık, kurbanı da. Size sadece SMS yeter” demesi kimseyi şaşırtmasın! Ona göre!!!

YA ERDOĞDU ADADOLU LİSESİ’NİN ADI?
Trabzon’da 9 okulun adının değiştirilmesi üzerine tepki olarak sadece 3 isim üzerine yoğunlaştık! Mehmet Akif Ersoy, Hasan Ali Yücel ve Bener Cordan… Bunlardan Yücel ve Cordan isimleri iade edildi. Mehmet Akif Ersoy ismi çok farklı alanlarda da kullanıldığı için değiştirilmesi normal görülebilir. Ama herkes gibi bizler de karambole geldik! Elbette o 9 okula verilen her ismin bir anlamı vardı. Ama ya Dünya Liselerarası Futbol Şampiyonu olmuş Erdoğdu Anadolu Lisesi? Onun adını niye değiştirdiler? Erdoğdu Anadolu Lisesi Türkiye’de bir ilki yapmış ve Dünya Şampiyonu olmuştu! Okulun adının değişmesi ile bu lisenin kazandığı “Dünya Şampiyonluğu” nasıl anılacak ve anlatılacaktı? Şehitlerimiz adı da yaşatılsın ama başka bir yerde… Erdoğdu Anadolu Lisesi kıyamete kadar “Dünya Şampiyonu” unvanını taşıyacak bir lisedir. Adının tekrar iade edilmesini talep ediyorum!

PARALİMPİK!
Brezilya’nın Rio kentinde devam eden Paralimpik Olimpiyatları’nı izliyor musunuz bilmem… Ben her gece televizyonun başında sabahlara kadar izliyorum! İzlerken tüylerim diken diken oluyor. Sağlığı, tüm uzuvları yerinde olan ama, iki elimizle bir sürü beceriyi yapamadığımız yerde kolsuz, bacaksız, vücutlarının yarıdan aşağısı olmadan, görme engeli olan veya zihinsel engelli sporcuların mucizeleri gözlerimi yaşartıyor! Hem şükürsüzlüğümüzden, hem beceriksizliğimizden utanıyorum! Hangi ülkeden olursa olsun her bir engelli sporcunun, bırakın kazanmayı sadece yarışması bile büyük olay… İnsanlığa büyük ders… Tavsiye ederim, izlemeyenler TRT’de Paralimpik Olimpiyatları’na bir zahmet bakıversinler! Bizim sporcularımız da hiç fena değil hani…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.