Siyasette olduğu gibi sporda da öfke kusar olduk son zamanlarda... O nedenle de frenleri tutmayan/bozuk bir ruh halini yaşıyoruz nicedir... Oysa siyasetin de, sporun da böyle bir geçmişi yok... Bırakınız yaşanan utanç verici şiddet olaylarını, sporda da, siyasette de öfkenin, dengesiz hırsın yeri olmadığını; öyle görünüyor ki çoğumuz sporun geçmişteki güzelliklerini unuttuk... Ama -işimize gelmediği için- asıl unuttuğumuz, siyasetin kendi alanı dışına çıkıp spora, spor olaylarına müdahil olmasıdır üzücü olan... Böyle olduğunu, siyasal çıkarlar için böyle bir müdahalenin yapıldığını, bunun siyasetçi için ayıp olduğunu biliyoruz da, peki eylemsel anlamda ne yapıyoruz bu konuda?

Gelinen noktada -ne yazık ki- spor siyasetçinin emrine girmiş bir kere...

Demek istediğim o ki; ülkedeki sportif faaliyetlere siyasetçi “siyasal rant” için el attığı/uzattığı anda tepki vermeyen spor yöneticilerinin bugünkü olumsuz manzarada elbette payı var. Şimdi siyaset ön plana çıkmış, spor onun peşinde/ yedekte kalmış...

Tabii ki, böyle bir durumdan/manzaradan kurtuluş kolay olmayacak bu gidişle... Artık spor yöneticilerinin vereceği kararlardan önce “-Acaba siyasetçi ne düşünüyor, ne der?”sorusu beyinlerden geçecek, yanıt/çözüm için siyasetçinin söylemi geçerli olacak...

Ne yaparsın ki, artık ipin ucu kaçmış bir kere...

***

Böyle düşünüyoruz ama “siyasetçinin bu alanda, spor alanında boy göstermesi nasıl önlenir” diyorsanız, elbette bunun da çözümü olmalı/ bulunmalı...

Spor kulüplerinin yönetimlerine “cebi derin”lerin gelmeleri arzulandığı, yaşanan ekonomik sıkıntıların böylelikle aşılacağı genel bir kanı olarak paylaşılıyor. Doğru-yanlış... Tartışacak değilim. Çünkü bugün konum değil. Önemli olan başka şey...

Kulüp yönetimlerinin bugüne değin taraftara yönelik herhangi bir eğitim yaptığını, uyguladığını gördünüz mü? Duydunuz mu? Ben duymadım/görmedim. Peki, bu niçin yapılmaz? Onu da söyleyeyim: Bilmemezlikten...

“-Taraftar mı? Versin parayı, alsın bileti, seyretsin maçı/karşılaşmayı...”

Spor kulüplerimizin yöneticileri bilsinler ki; bu anlayış çoktaaan iflas etti. Siz taraftarınızı spor karşılaşmalarını izleme konusunda eğitmezseniz, siz bu topluluğa taraftar bilinci aşılamazsanız, siz her zaman yanınızda olan bu vefalı toplulukla aile bağı kurmazsanız, coşkusunu, yasını, heyecanını paylaşmazsanız, onu yalnız bırakırsanız, bugün yaşanan olayların ileride sona ereceğini/biteceğini sanmak ham hayal peşinde koşmak olur.

“-Sen de mi akıl veriyorsun?” derseniz, öyle değil, ama öyle var sayalım.

Bugün spor alanlarında yaşanan şiddet olayları öncesinde hangi kulübümüz karşılaşmayı izleyen taraftarına “-Sevgili taraftarımız, biletlerinizi atmayınız. Karşılaşma devre arasında çekiliş yapacak, sizlerden 100 kişiye çeşitli armağanlar vereceğiz” diye anons yaptığını duydunuz mu?

Gördünüz mü?

Taraftarın gönlünü alma, onu sahiplenme adına örneğin yurt içinde gezi, ya da komşu ülkelere Batum’a, Tiflis’e, Azerbaycan/Bakü’ya geziler düzenlenemez mi? Elbette bu konuda çok daha yasal öneriler akla gelebilir.

Ülkede artan terör olayının bir boyutunun spor alanlarına yönelmesi konusu sporu yönetenlerin birincil sorunu olmaya doğru gidiyor.

Ah... Amatör spor heyecanı nereye gittin?

Kulüpler; statlarda gerektiğinde taraftarın öfkesini bastıracak/dindirecek, onları yönlendirip bir aile bütünlüğüne kavuşturacak çareleri, önlemleri ve çözümleri düşünmek durumunda bulunuyorlar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.