Terazinin bir kefesine değer koyup, diğer kefesini boş bırakırsanız tartı yapamazsınız. Bir değerlendirme yaparken de bu böyledir. Değere karşı değer ölçümlenmesi yaparken her iki konuda da bilgi sahibi olmanız gerekir.

Bu değişmez bir koşuldur herkes için.

Ama günlük yaşamda maalesef böyle yapmıyor/ yapamıyoruz.

“Kulak dolması” edindiğimiz yarım yamalak bilgilerle ahkam kesmeyi hüner sayıyoruz kendimize...

Bu, bilgisizliğin/cehaletin örneği değil de ne?

Adam çıkıyor bir konuda atıp-tutuyor. Atıptuttuğu konuda bir araştırması, bir yazısı ya da daha önce bir söylemi olsa, bunu dikkate almak gerekir der, kulak kabartır, hatta not alırsınız, ileride lazım olur diye.

Genel kültür seviyesinin altında bilgilerle topluluğa/topluma bilgili rolü oynamak biraz da etrafımızdakilerden aldığımız “sokma akılla” olduğunu görüyor/yaşıyoruz.

Ama bu ne derece isabetli oluyor?

Eskilerimiz boşuna dememişler; “sokma akıl yedi adım gider” diye...

Maalesef bu “gel-git”leri yaşayan bir toplum olduk.

Değer yargılarımız, genel kültür ortamımızın düşüklüğü nedeniyle ortak bir görüşte buluşmakta sıkıntı yaşıyoruz.

Sonuçta, farklı, ama çok farklı konularda “ortak görüş” etrafında buluşamayan, anlaşamayan bir toplum olma yolunda hızla ilerliyoruz ne yazık ki...

Çünkü yerleşik tarih şuurunu/algısını kimi zaman tahrip eden söylemlere de sarılıp “geçmişi karalayıp günü kurtarma” çabamızla da yerleşik/ kabul görmüş bilgileri/değerleri/duyguları da inkar etme çabası acı bir gerçek olarak yaşanıyor bu ülkede...

Tarih yazmak tabii ki zor bir olaydır kişi için... Başarınızın görülmedik ve de örnek oluşu sizi tarih sayfalarına konuk eder. Tarih, sizi kendi terazisinde ölçmüş, kriter olarak “genel kabul görmüş” olmanın alkışlarıyla adınızın unutulmazlar arasında yer almasını sağlayıcı notunu sayfalarına düşerken şaşmazlığını da göstermiş olur.

Sizin yıllar sonra, asırlar sonra, bir yerlerden çıkarak gelip, kendi ölçütlerinize göre değerlendirme yapmanızın anlamı ne olabilir ki?

Günler yılları, yıllar yüzyılları tamamlamışken, tarih hükmünü vermişken, tarih yazanların hiçbiri bu dünyada yokken “müslif tüccar» örneği eski defterleri karıştırmaktır, dünün gerçeklerini bugünün koşullarıyla değerlendirmeye kalkmak...

***

Tarihin hükmünü değiştirmek yeni değer yargılarıyla değil, o hükmün üzerine yeni tarihi değer kazandıracak başarılarla olur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
www.karadenizinsesi.com.tr