Darbe girişiminin ardından ülkede topyekûn bir onarım süreci başladı. Bir yandan devletin tüm birimlerinde Fethullahçı kadrolar temizleniyor, diğer yandan bu yapının şimdiye kadar mağdur ettiği insanlara iade-i itibar yapılıyor.

Milletin gösterdiği takdire şayan birlik ve devamını umut ettiğimiz siyasetteki normalleşme adımları, gelecek adına çok olumlu gelişmeler. Daha önce de yazmıştık.

Fethullahçılar devlete sızmaya 40 yıl önce başladı ancak en güçlü dönemini AK Parti iktidarlarında yaşadı.

Siyasi iradenin kendilerine yol vermesiyle, binlerce insanı uyduruk delil ve soruşturmalarla itibarsızlaştırarak saf dışı bıraktılar ve devletin en kritik birimlerini ele geçirdiler.

Şayet 3 yıl önce MİT Müsteşarı’nı ifadeye çağırıp, sonra da 17-25 Aralık operasyonuyla dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kapısına dayanmasalardı, mevcut iktidara bunların gerçek yüzünü anlatmak mümkün olmayacaktı!

Elbette ‘İyi ki oldu’ demiyorum ama bu şerden de hayır çıktığına inanıyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fethullahçı Terör Örgütü’nün gerçek yüzünü yıllarca göremediklerini dün bir kez vurguladı ve “Biz bunlara ‘Eğitimle uğraşıyorlar’ deyip destekler verdik. Rabbimden af, milletimden özür diliyorum” dedi.

Bu tarihi özrü, samimi bulduğumu belirtmek isterim. Ölen, sakat kalan, yaralanan, yıllarca hapislerde yatan, işlerinden güçlerinden olan, itibarsızlaştırılan bunca insan varken, yıllardır bu ülkeyi yönetenlerin bir özürle sorumluluktan kurtulabilir mi? Elbette hayır.

Yaşadığımız bunca olayın, vicdani, hukuki ve siyasi yaptırımları olmalıdır. Hukuki olarak hesap sorulabilmesi için, öncelikle hukuk sisteminin rayına oturması gerekmektedir. Son dönemlerde terazisiyle fazlasıyla oynanmış olan adalet sistemi hakkaniyetli ruhuna kavuşturulur ve işlevsel hale getirilirse, suçu olan herkes er ya da geç hesabını verecektir. Siyasi açıdan yaptırım uygulanacak yer ise sandıktır.

Demokrasi için kendisini tankların önüne atıp, göğsünü mermilere siper etmekten çekinmeyen bu aziz milletin, reyleriyle her siyasetçiye hak ettiği yaptırımı uygulayacağına inanıyorum. Sonucun nasıl olacağını zaman gösterecek. İşin vicdani kısmına gelince…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Allah’tan af, milletten de özür dilemesi, başında fes, ayağında mesh olan herkesi zararsız görmenin, İmam Hatip’ten terörist çıkmayacağına ya da alnı secde görenden zarar gelmeyeceğine olan keskin inancın derin pişmanlığıdır. Yani vicdani hesaplaşmanın dışa vurumudur.

Devletin en tepesindeki ismin bu vicdan muhasebesi, bundan sonra atacağı adımlar ve alacağı kararlar açısından umut vericidir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
www.karadenizinsesi.com.tr