Tarzanlarımız çok heyecanlı, çok büyük bir operasyonun kumanda odasında savaşı yürüten savaş tanrıları edalarıyla canhıraş bir varoluş yok oluş mücadelesi veriyorlar. Filmin sonunda yanılgı ve hayal kırıklığını yine yaşayacaklar ama fark etmez, şu an günün heyecanı içerisinde alacakları mağlubiyetin tam da farkında değiller.

Onlar mı kim? Onlar hep farklı başkentlerde, bizden olmayanlarla birlikte, bize karşı yüz elli yıldır kurulan tuzakların gönüllü uygulayıcısı, yapılan operasyonların yerli işbirlikçisi olanlar. Onlar hain olmaktan, arkadan hançer atmaktan yorulmadı ama Allah şahit biz de dayanıklı çıktık ve onları zaman zaman oldukça yorduk oyunlarını boşa çıkardık. Haklarını yemeyelim onlar da inatlarından bu süre zarfında hiçbir şekilde vazgeçmediler. Hain atalarından aldıkları Türkiye düşmanlığı bayrağını hiç düşürmediler. Ne sayıları azaldı ne de güçleri. Her devirde ihtiyaç duydukları elemanları, ihtiyaç duydukları görev dâhilinde çok ustalıkla devşirdiler.

Ülkeyi geri bırakmak ve batı tasması altında yönetilebilir vaziyette hazır ve nazır tutmak için denemedikleri hemen hemen hiçbir şey kalmadı. Bu ülkeye düşmanlıkta hiçbir ahlaki sınırları da olmadı. Mevlana’nın çağrısı gibi Türkiye’ye düşmanlıksa konu; “Kim olursan ol, bize katıl” modunda oldular.

 PKK silahları bırakacak gibi görüntü verince kudurdular. Silah bırakılırımıymış diye kendilerini dağlara vurdular. Ruh ikizi olan diğer kesim ise; “Silahlar susarsa hayatın ne anlamı kalır ki” anlayışı ile ihanet, ihanet deyip durdu.

Bakmayın şu anda abuk sabuk savrulmalarına, herkes halinden oldukça memnun. Kendilerine verilen tarihi görevin ve tarihe tanıklık etmenin mutluluğu içinde, sırtlarını rahat koltuklarına dayayıp, ülkemize yapılan operasyonu gevrek gevrek tartışarak günlerini geçiriyorlar.

Ama Tarzan bu kez gerçekten zor durumda... Kırk yıldır ülkenin koynunda besledikleri Paralel canavarın, son kullanma tarihine geldiğini herkes gibi görüyorlar. Şaşkınlıkları had safhada… Nasıl oldu da o kadar emek verilen, dini ve milli motifle ve büyük bir itina ile devletin her türlü kılcal damarlarına yerleştirilen bir yapı, iki yıl içerisinde tanınmayacak bir şekilde tarumar oldu.

Hiçbir zaman ortaya çıkarmayacakları PKK kozunu da alenen ve zamansız kullanmak zorunda kaldılar. PKK ile bu birbirlerine hiç benzemez gözüken bütün yapılar, hiç istemedikleri bir zamanda magazin basını deyimiyle pişti oldular.

Ana akım medya, büyük baronlar, ulusalcılar, liboşlar ve cemaat, aynı görüntüye biraz da istemeden girdiler ama HDP ile seçim öncesi girmek zorunda oldukları ittifak ve aynı düşmana karşı olmak mecburiyetinin geldiği nokta bugün için onlar adına fecaat olmuştur. PKK ile aynı cephede Türkiye’ye karşı verdikleri var oluş yok oluş final mücadelesi, onlar için de acı bir sürpriz ve kaçınılmaz son olmuştur.

Emir büyük yerden gelince, tabiî ki amenna ve seddekna diyeceklerdi ama emirdeki PKK ile kol kola, omuz omuza olmak mecburiyeti ise onlar için dahi tahmin edemeyecekleri ve altından kalkamayacakları çok ağır bir talimattı. Bu emir, cemaatle hiç ummadıkları bir anda birlikte olma talimatına benzemiyordu. O emir bile bu zevata zor kabul ettirilmişken,” PKK ile de birlikte olacaksınız” talimatı gerçekten onlar için çok aşağılayıcı bir final manasına geliyordu.

Şimdi lafın ortasından konuşalım. Kimsenin kimseyi yormaya hakkı yok. Herkes herkesi iyi tanıyor. Bütün kartlar açık oynanır durumda.

Böyle olmasında büyükte bir hayır var. Kimse, kimin yanında olduğunu saklamaya artık gerek duymuyor noktasına gelindi. Belli ki bu defa mecburi bir final mücadelesi veriyorlar. Açık ve kesin olan bir şey var ki, bu millet bütün düşmanlarını, bütün batı piyonlarını apaçık teşhis etmiştir. Onları hangi sıfatta olursa olsun tanıyor ve biliyor.

Hamle sırası millete gelmiştir.

Milletimiz, düşman piyonları oyun dışına atacak hamleye hazırlanıyor.

Çok yakında ŞAH denilecek ve MAT olacaklardır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.