Değerli okurlar.

Karadenizin Sesi Gazetesi Cumhuriyet Bayramı’nda yeni yüzü ile karşımıza çıktı. Emeği geçenleri tebrik ediyorum. Gazeteyi elinize aldığınızda bir kimlik kazanıyorsunuz. Bordo-Mavi renkler her sayfasına sinmiş.

Bordo; derinliği, yoğunlaşmayı ve kimlikli durmayı temsil eder, mavi ise beynin ve yüreğin berraklığını. Olaylara berrak ve aydın bir gözle bakabilmeyi...

Böylesine iddialı bir gazetenin Karadeniz’e Ankara’dan bir ses ve bir nefes ulaştırması herkesin ortak kanaatiydi.

Bu çerçevede yönetimle bir karar verdik. Karadeniz’deki hemşerilerimize bazen Ankara’daki haftalık gündemi, bazen derin kulislerde konuşulanları, bazen de paylaşmakta yarar gördüğümüz analizlerimizi, her hafta Pazartesi günü ulaştıralım ve onların tepkilerini alalım dedik.

Trabzon’un dar sokaklarına serpilmiş Arnavut kaldırımlarındaki sandalyelerde yapılan ateşli tartışmalara Başkent’ten bizim de katılmamıza izin verdikleri için şimdiden tüm okuyucularımıza teşekkür ediyorum.

Haftanın gündemine geçmeden önce, bu ateşli tartışmalara bir kişi değil de bir ekip halinde ve ortak bir akılla katıldığımızı da hatırlatmak isterim.

Bu hafta üç ana gündemle geçti: Peşmergenin Aynel Arab’a geçişi. Ermenek’teki Maden Ocağı Faciası ve MGK’nın Paralel Yapı ile ilgili açıklaması.

Biz bu hafta sizlerle, MGK’nın Paralel Yapı ile ilgili açıklamasının ne anlama geldiğini ve Ankara’da nasıl anlaşıldığını paylaşacağız.

Bildiride, “Milli güvenliğimizi tehdit eden ve kamu düzenini bozan iç ve dış legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten paralel yapılanmalar ve illegal oluşumlar ile yürütülen mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulanmıştır” ifadelerine yer verildi.

Öncelikle Nisan ve Haziran ayındaki MGK Bildirilerinde sadece “illegal yapılanmalar” ibaresi yer almışken bu MGK’da bu ibareye “paralel yapılanmalar” ibaresi de eklenmiştir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu cümleyi özel olarak takip etti. Çünkü millete ihaneti bütün çıplaklığıyla ve dehşet içinde görmüş nadir kişilerden biriydi. Düşünün, bu yapı polis olmuş kapısına kadar dayanmıştı. Bu nedenle, bazılarının verilen mücadeleyi küçümsemek ve mücadeleyi benimsemediklerini ince bir alayla ifade etmek için söyledikleri gibi, paralel ifadesi sadece geometrik bir şekil değildir.

Devlet denilen çizgi çizilirken üç farklı kalemle çizilir ve bu üç çizgi de üst üste çizilir. Nihayetinde ortada kalın bir devlet çizgisi oluşur. Peki devlet denilen bu kalın çizgiyi oluşturan üç ana çizgi nedir?

Siyaset, Hukuk ve Bürokrasi…

Devlette milleti huzur ve düzen içinde yönetmek üzere, yine milletin seçtiği yöneticiler olur. Bunlar siyasetçilerdir. Siyasetçilerin milleti yönetirken uyguladığı kuralların bütünü ise hukuktur. Bu kuralları uygulamak ve devleti işleyen bir mekanizmaya dönüştürmek için atanan memurların tamamına da bürokrasi denir.

Milli Güvenlik Kurulu, on saati aşan görüşmelerden sonra, üst üste çizilmiş bu üç çizgiden oluşan ve adına devlet denen kalın çizgiye paralel bir başka çizginin varlığını kabul etmiştir. Peki, bu paralel çizgi devlet gibi üç farklı çizgiyi gerçekten barındırmakta mıdır? Yoksa siyasetçiler bir küçük grubu lokma yapmak için konuyu abartmakta mıdır?

Şimdi geriye yaslanın ve Türkiye’nin son on yılını şöyle bir gözünüzün önünden geçirin.

Bu grubun, tüm milletin önüne Türkiye hedefi koyan, siyasi olaylara yorum yapan, siyasetçilerden milletvekili kontenjanı isteyen, milletvekillerini talimatla istifa ettiren, iktidardan güvenlik bürokrasisinde üst düzey yönetici talep eden, siyasi eylemlere yön verici açıklamalar yapan, bir lideri ve ekibi var mıdır?

Bu grubun devlet kurumları içinde, devletin isimlendirdiği makam ve unvanlar dışında ürettiği “abi ya da imam” gibi unvan ya da makamları var mıdır? Devlet içinde genel müdür iken, aşağıdaki bir şube müdürüne o kurumun ya da sektörün imamı olduğu gerekçesiyle itaat edenler var mıdır? Devletin resmi işlemleri henüz tamamlanmadan yapı tarafından bir ile tayin edilen ve resmi işlemlerin bu tayine göre yapıldığı kurumlar var mıdır?

Peki, bu grubun devletin resmi kuralları haricinde, kendi içerisinde uyguladığı aidat sistemleri, görevlendirmeler, sürgünler, yargılamalar, eğitim ve hatta evlendirme sistemleri var mıdır?

Üstelik tüm bu faaliyetler “tedbir” uygulamasıyla gizli gizli mi yapılmaktadır?

Eğer kafanızda Gülen Örgütü canlandıysa ben ne yapabilirim!

Demek ki devlet denilen o kalın çizginin hemen yanında ve onunla bir türlü kesişmeyen başka çizgiler varmış. Demek ki MGK tespiti doğru yapmış. Devlet bunlarla biz millet adına mücadele veriyor. Çünkü bu tür yapıların yabancı ülkelerin istismarına açık olduğunu hepimiz biliyoruz. Hatta bu istismarları bugünlerde acımasızca yaşıyoruz. Tek devlet kalmak için sancılar çekiyoruz.

Sözün özü, “legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten paralel yapılanma”  bugün için Gülen Örgütü’dür. Bunu ispat edercesine açıkça darbeye kalkışmış ancak başaramamıştır.

Devlet olmanın gereği olarak da bunun hesabını sorma süreci başlamıştır. Ankara’da herkes heyecanla bu bildirinin uygulamasını bekliyor. Ankara’da herkes masumları korumanın sabırlı olmaktan ve aceleci olmamaktan geçtiğini iyi biliyor.

Darısı PKK’nın başına...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.