Artık sözün bittiği haftayı yaşıyoruz. Türkiye daha önce hiç yaşamadığı kadar yoğun bir gündemi yaşıyor. Ortadoğu yüzyıl sonra yeniden şekillenirken, bizlerde 92 yıllık cumhuriyet tarihinin yeni bir eşiği geçip geçmeyeceği anları yaşamaktayız. Bu seçim; ya bulunduğumuz coğrafyada yeni yapılanmanın kurucu unsuru olmamızın, ya da kurulan yeni yapıyı uzaktan seyretmemizin vesilesi olacaktır. Her şey, her bir bireyin atacağı sadece ve sadece bir oya bağlı. Evet, milletimizi oluşturan her bir birey, ister sağcı, ister solcu, ister Sünni, ister Alevi olsun, ister Türk ve ya Kürt olsun, verilecek her bir oy, kaderimizin ipucunu bizlere gösterecektir.

Hiç kimsenin sorumluluktan kaçamayacağı tarihi bir süreçten geçiyoruz. Ülkemizin ve çocuklarımızın geleceği sadece ve sadece pazar günü sandığa atacağımız bir oya bağlı. O bir oy, ya gelecekte milletimizin ve ülkemizin dünyanın asli unsuru olmasını sağlayacak, ya da ikinci sınıf ülkeler ve onların sekizinci sınıf milletleri gibi birbirimizin gözünü oyarak, sefalet ve hır gür içinde hayatımızı sürdürüp gideceğiz.

Başka bir deyişle iki alternatif bizi bekliyor. Ya bize 50 yıldır yutturulmaya çalışılan sahte dünyanın, sahte hedeflerin, sahte gündemlerin esiri olup, kendi içimizde oluşturdukları sahte düşmanlarla, yani birbirimizle boğuşup, sahte zaferler peşinde koşacağız, ya da gerçek dünyanın acımasızlığının ve içine çekilmekte olduğumuz tuzağın farkına vararak, milli birliğimizi oluşturup, gerçek düşmanlarla boğuşarak, gerçek hedeflerin ve gerçek zaferlerin peşinde koşacağız.

Geldiğimiz nokta budur. An bu andır.

Ülkemizde problem olarak gündemde olan hiç ama hiç bir konu, gerçek olarak bizim enerjimizi harcayacak konular değildir.

Bir bakalım; konuşulan ve problem olarak, hararetle tartıştığımız her hangi bir konuya. Hiç ama hiç biri çözülmeyecek konular değildir. Hele bölgemizin tarihi bir dönemi yaşadığı bu günlerde problem diye önümüzde durup bizleri oyalayan her türlü ülke içi mesele, çözülmeyecek bir konu değildir. Buna Kürt sorunu da dâhildir. Kürt sorunu hak ve özgürlük sorunu ise, bu konu hiçbir Türk’ün ‘hayır’ diyeceği bir sorun olmaz.

Yok başka bir talep ise, o zaman dış mihrakların bize zorladığı bir sorundur, o konu da bölgenin yeni dizayn çabası dahilinde olur ve dış tehditler ile dayatmaları bahsinde ele alınır.

Alevi kardeşlerimizin devletten istediği ne varsa verilmelidir. Ayrıca hiç bir Sünni vatandaş bu taleplerin karşılanmasına karşı da değildir, tarafı da değildir.

Evet, ülke içindeki tek ama tek bir problemli konumuz vardır. O da ülkemizin bir an önce kalkınması ve millet olarak her sahada zenginleşmemizdir. Gerçek gündemimiz bu olmalıdır. Seçimde oylayacağımız da bu olacaktır. Ya sahte düşmanlar, sahte konularla boğuşma ya da gerçek düşmanlarla boğuşup, gerçek hedeflere hep birlikte ulaşma.

Büyük milletler ve büyük devletler, ülke içerisinde problem bırakmayan ve yaratmayanlardır.

Bizim tek hedefimiz, bölgemizdeki oluşumlara karşı birlik olarak, bütün gelişmelere ve olabilecek her türlü alternatife hazır olmaktır. O önemli dönemi ve günleri yaşıyoruz.

İçimizde kök salmış yabancı ve ayrık otlar hep vardı, bugün de varlar, her zamankinden daha güçlüler ve azgınlar. Bütün milletin kafasını karıştırmışlardır. Ne olursa olsun bu ülke bizim, bu belaları def edecek olan da bizleriz.

Şu an yapacağımız tek şey var, o da sandıkta atacağımız o tek oyda saklı.

O oya dikkat edelim, geçersiz olmasın.

Ve…

Doğru yere mühürlenmiş olsun.

Gerisi, kolay inşallah…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.