Bu satırları yazdığım dakikada tam da Trabzonspor’un İstanbul zaferinin haberi geldi. Oysa ben kaynayan siyaset kazanı üzerine yazmak istiyordum.  Ama Trabzonspor’un İstanbul’da (kendi evinde) Beşiktaş’a sezonun ilk yenilgisini  tattırmasını yazmamak haksızlık olur diye düşündüm.

           1950’li yıllar…

          O zamanlarda  “üç büyükler” diye anılan Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray aralarında oynadıkları karşılaşmalarda Dolmabahçe Stadyumu tıklım tıklım dolar, iki takımın taraftarı karşılıklı tribünlerden takımları lehinde tezahürat yaparlardı. Karşılaşmalar dostluk/kardeşlık havasında geçerdi. Yenen ve yenilen takım futbolcuları maç sorası saha ortasına gelir, seyirciyi selamlardı. İki kulüp taraftarı stadyumu kol kola. terk ederlerdi.

            O dönemin ünlü futbolcuları Lefter, Turgay,  Vedii, Ail İhsan,  K.Fikret, Can,  Basri, Garbis, İsmet, M.Ali, İsfendiyar ve daha niceleri… Lefter  bir futbol profesörü/ordinasyüsü… Turgay,  B.almanya’yı Berlin’de yendiğimiz karşılaşmada kalemizi korumuş… Berlin panteri… Can  basketboldan futbola gelmiş, çalımın, pasın klasiğini yazmış bir ayak…  Onları izleyenlerin aklına küfür mü gelir?  Ya da kavgalaşmak?

            İstanbul’da futbol karşılaşması izleyip yazmanın da zevki çok daha anlamlı ve güzeldi spor yazarları için… Bir kere spor sayfalarında hangi yazar, kim olursa olsun kulüp tutup tek taraflı yazı yazması çok ayıp karşılanır, spor etiğine yakıştırılmazlardı.

            Ben Vefa sempatizani/seveniyim. “Günlük SPOR”  gazetesinin yazı işleri müdürü Selim Bilmen Rahmetli  bu durumumu bildiği ve ojektif davranamayacağım kuşkusuyla  bana yeşil-beyazlı ekip Vefa’nın hiçbir karşılaşmasını yazdırmadı. Rahmetli kendisi de Vefa taratarı idi.

O dönemler Trabzonspor neredee?  1950’li yıllarda yükselişe geçen Trabzon İdmanocağı Türkiye Amatöt Futbol Şampiyonluklarına adını yazdırmış…  Hatta aynı karşılaşmalar çerçevesinde İstanbul’da   Beşiktaş’la yaptığı karşılaşmada rakibini yenip elemişti.  İdmangücü’nden  Cenap, Sıtkı, Ergin İstanbul takımlarına tranfer olmuşlardı. Trabzon  futbolu o yıllarda çok önemsendiği için takımlarının lig öncesi gücünü ölçmek isteyen Vefa, Galatasaray, Hacettepe gibi takımlar Trabzon değin gelip karşılaşmalar yapmışlardı.

 

                                                             X   x    x

 

         Gelelim Beşiktaş-Trabzonspor karşılaşmasına… Öyle tahmin ediyorum ki, pek çok bordo-mavi taraftarı bu maçı izledikten sonra; “-Ula hep haboyle oynayın. Canım size  feda…” demişlerdir.

Tv’de karşılaşmanın kritiğini yapan futbol otoriteleri,  “Trabzon’lular  kadar futbolu bilen/seven bir başka kentimiz yok” değerlendirmesini yapıyorlar. Bu noktada bana  “Tereciye tere satar” duruma düşmemek için sözümü burada kesmeyi yeğliyorum.

          Şota Hoca ve ekibini kutluyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.