Meslektaşlar, arkadaşlar ve okurlar, ısrarla Trabzon Gazeteciler Cemiyeti kongresi sonrasında neden suskun kaldığımı soruyor.

Seçildiği halde kazanamayan (!) şahsımın görüşlerini merak ediyorlar haklı olarak.

Elbette konuşacağım, anlatacağım, yazacağım fakat bazı meslektaşlarımızın kişisel anlaşmazlıkları ya da kinleri yüzünden, seçimi bahane ederek alevlendirdikleri yangına körükle gitmenin doğru olmadığını düşündüm.

93 oy almış olmanın omuzlarıma yüklediği sorumluluğun bunu gerektirdiğine ve bana yakışanın da bu olduğuna inanıyorum.

Gazetecilerin birbirlerini şeytanlaştırmaya çalıştığı gerginlik ortamında, meseleyi özünden saptırıp başka tartışmalara girmek, gerçeğin görülmesini de perdeliyor ne yazık ki.

O nedenle, TGC seçiminde yaşananları, meslektaşlarımızın tuhaf bir şekilde ayrıştığı ve konuya sadece hakikati tespit amacıyla bakmalarının mümkün olmadığı bir ortamda kaleme almayı gereksiz buldum.

Diyor ya Nesimi; ‘Kah çıkarım gökyüzüne seyrederim alemi, kah inerim yer yüzüne seyreder alem beni.’

Herkesin eteğindeki taşları acımasızca birbirine fırlatıp kafa göz yardığı bu dönemde, ben alemi seyretmeyi tercih ettim.

Seçim sonucunu hukuki ve vicdani açıdan sorgulamaları gerekirken, absürt senaryo yazanları da gördük, entrikayı ‘Allah’ın lütfu’ olarak yorumlayanları da…

Başkasının adına dilekçe vermekle yetinmeyip, o insana baskı yaptığını itiraf edenlerin, bunu ‘Yiğitlik ve yoğurt yeme şekli’ olarak tarif etmesine şahitlik ettik.

Elifi mertek zannedenlerin hukukçu kesilmelerini ibretle seyrettik.

Daha neler neler…

Hepsini yazacağız ve tarihe çok önemli notlar düşeceğiz.

Yarın başlıyoruz.

Kalın sağlıcakla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
www.karadenizinsesi.com.tr