Trabzon Gazeteciler Cemiyeti (TGC) seçimleri üzerine bir daha yazmayacaktım ancak hem dünkü yazımdan sonra meslektaşlarımdan gelen sorular, hem de Hikmet Aksoy gibi bir meslek çınarının istifası, bu satırları kaleme almamı zaruri kıldı.

Aylardır yaşanılanları vicdan süzgecinden geçirip önyargısız olarak değerlendirenler, tepkimin seçimle hiçbir ilgisi olmadığını net olarak görebilirler.

Mesele, seçim kazanma ya da kaybetme meselesi değildir.

Unvan ya da koltuk hırsı hiç değildir.

Yaşanan tartışmaları, Tekin Atay ve Yusuf Turgut’un koltuk sevdası olarak yorumlamak, gerçeği ıskalamaktır.

Birileri ısrarla gözünü kapatıp gerçeği görmek istemiyor olsa da, farklı algı operasyonlarıyla tartışmayı başka mecraya çekmek istese de gerçek değişmiyor.

Ne zaman TGC’de seçim olsa, artık hepimizce malum kişiler atağa kalkıyor, seçim üzerinden güç gösterisine soyunuyor ve adaylar arasındaki yarışı da, camiadaki barışı da tarumar ediyor.

Bana destek veren ya da vermeyen hiç fark etmez, kim üzerine alınırsa alınsın.

Çünkü yanlış kimden gelirse gelsin yanlıştır.

Bunu diyemeyenler, yanlışı doğru diye yutturmaya çalışanlar, dünkü yazımda ağır olduğunu gayet iyi bildiğim ifadelerle bahsettiğim adamcıklardır.

***

TGC seçiminin, bir iktidar savaşına dönüştürülmemesi gerektiğini dilim döndüğünce her meslektaşıma anlatmaya çalıştım.

Elbette herkes birini destekleyebilir ama bunu, camiayı bölecek/kutuplaştıracak bir hale getirmek, rekabeti birbirini şeytanlaştırmaya dönüştürmek, nefrete varan söylemlerle safa adam çekmeye çalışmak, TGC’ye zarar vermekten başka hiçbir işe yaramaz.

Bunu zaten yıllardır yaşıyor, görüyoruz.

Böyle bir ortamda kimin kazandığının ya da kaybettiğinin hiçbir önemi yoktur.

Çünkü hepimiz kaybediyoruz.

Saygı, sevgi, hoşgörü, tahammül, itibar gibi değerleri yitiriyoruz.

Büyüklerin ‘Bilge’ değil ‘Gölge’ olduğu bir ortamda, doğal olarak gençler de ayrışıyor ve TGC gibi çok saygın konumda bulunması gereken meslek örgütü, her gün yara alıyor.

***

Meslektaşlarım birkaç gündür, istifa edip etmeyeceğimi ve yeni bir cemiyet kurulmasına destek verip vermeyeceğimi soruyor.

İstifa kişisel bir tercihtir, bunu yapan arkadaşların kararına saygı duyarım.

Herkesin yeni bir cemiyet kurma hakkı vardır, ona da saygı duyarım.

Fakat yaşanılan bütün entrikalara, haksızlığa ve çirkinliklere rağmen ve ‘Küçük olsun bizim olsun’ diye ısrar edenlere inat, Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nin bölünmesinden yana değilim.

Tam aksine, bu cemiyeti ısrarla tekelinde tutmak isteyenlerle daha fazla mücadele etmek ve sonunda hepimizin meslek örgütü haline getirmek gerektiğini düşünüyorum.

***

Sevgili dostlar;

Benim için seçilen mağrur, seçilemeyen mağdur değildir.

Nasıl ki seçim kazanmak için inandıklarımdan vazgeçmediysem, seçim kazanamadığım için de cemiyetime küsmem.

Ve şunu bütün samimiyetimle söylüyorum ki; şayet TGC kazanacaksa ben yüz kere kaybetmeye razıyım.

Kendilerini cemiyetin sahibi zannedenlerin de böyle düşüneceği günler gelecektir elbet.

Gazetecilik benim tek işim, birileri gibi ek işim değil.

Meslek örgütümüzün daha iyi bir yere gelebilmesi için mücadelem sürecektir.

Fakat gıdası düşmanlık olanların anlayışıyla değil.

Kalın sağlıcakla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com