Siyasetçilerin seçim kazanma hırsıyla kullandıkları ötekileştirici dil ve takındıkları tavır, toplumdaki kutuplaşmayı derinleştiriyor ve yarınlardan kaygı duymamıza yol açıyor.

Hemen her seçim öncesinde yaşadığımız gerilim, bugünlerde yeniden sahneleniyor.

İktidara destek veren bazı kişilere göre, kendileri gibi düşünmeyen herkes ‘Vatan haini!

Muhalif bazı kişiler içinse asıl vatan haini iktidar destekçileri, çünkü onlar ‘Diktatörlük heveslisi!

Bir ülkenin Anaya değişikliğine hazırlandığı süreçte ortaya çıkan bu keskin ayrışma, endişelenmemiz için yeterli bir sebep değil midir?

Henüz 6 ay önce, hakiki vatan hainlerinin darbe girişimi karşısında omuz omuza vererek kendisini tankların önüne atan bir milletin, 6 ay sonra birbirinin vatan sevgisini tartışmasının sorumlusu siyasetçilerden başkası değildir.

Ne oldu Yenikapı ruhu?

Milletvekillerinin, 6 ay önce başlarına bomba atıldığında kol kola girerek ‘Vatan sana canım feda’ dedikleri TBMM’de, 6 ay sonra tekme-tokat kavga ederek toplumun tümünü ilgilendiren Anayasa değişikliği yapması, milleti bölmez de ne yapar?

Sevgili dostlar.

Nisan ayında sandık başına gideceğiz ve yeni bir sistemle yönetilip yönetilmek istenmediğimize oylarımızla karar vereceğiz.

Ne yazık ki; toplumun büyük çoğunluğu, yeni sistemin ne getireceğini tam olarak bilmiyor, çünkü algı operasyonu dışında halka bir şey anlatılmıyor.

Oysa insanların beklediği, neden EVET ya da HAYIR denilmesi gerektiği konusunda bilgilendirilmek…

Şunu vurgulamak gerekir ki; EVET diyen de HAYIR diyen de bu memleketin insanıdır ve tercihinden dolayı hiç kimsenin vatan sevgisi sorgulanamaz.

Zira vatan sevgisini ölçecek bir alet henüz icat edilmedi.

Son olarak Başbakan Binali Yıldırım’ın, “Neden ‘Evet’ diyoruz. PKK ‘Hayır’ diyor, onun için ‘Evet’ diyoruz. FETÖ ‘Hayır’ diyor, onun için ‘Evet’ diyoruz sözleri, Anayasa değişikliği istemeyen herkesin terör destekçisi olarak görülmesine ve toplumsal bir çatışmanın körüklenmesine neden olabilecek tehlikeli açıklamalardır.

Hepimiz biliyoruz ki; bu ülkede, “Allah PKK’nın da FETÖ’nün de belasını versin” diyen ve referandumda HAYIR oyu kullanacak insanlar var.

Kışkırtıcı algılarla yürütülecek bir seçim kampanyası bu ülkeye huzur getirmez.

Sağlıklı bir ortamda seçime gidilebilmesi için hepimize sorumluluk düşüyor ancak ülkeyi yönetenlerin ve siyaset adamlarının sorumluluğu herkesten fazladır.

Siyasetçilere çağrımız şudur;

Madem insanlara, bir sistem değişikliği isteyip istemediklerini soracaksınız, çıkıp niye istemeleri ya da niye istememeleri gerektiğini anlatın.

Son kararı verecek olan millete samimiyetle inanın.

‘EVET diyen millet, HAYIR diyen illet’ya da ‘HAYIR diyen millet, EVET diyen illet’ algısından vazgeçin, toplumu germeyin.

Açıkça görülüyor ki; Türkiye’nin huzuru için elzem olan, sistem değişikliği değil bu kutuplaştırıcı dilin değişmesidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com