"Trabzon İyi Bir Sanatçı Fabrikası"

Trabzon Devlet Tiyatrosu Müdürü Uğur Keleş ile bu yıl 18’incisi düzenlenen Uluslararası Karadeniz Tiyatro Festivali ve sanat üzerine konuştuk. Trabzon’dan övgüyle bahseden Keleş, “Trabzon nasıl Anadolu’da futbolda bir ağabeylik misyonu yüklenmişse sanatta da aynı misyonu yüklenmiştir. Burası bir fabrika, çok iyi sanatçılar yetiştiriyor” dedi.

UĞUR KELEŞ İLE SANATA DAİR:
Soru: Bu yıl 18.’si düzenlenen Tiyatro Festivali ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?
Cevap:
“18 yıllık büyük bir emek gerektiren çalışma ve bu manada 18 yıldır bu işe emek verenlere çok teşekkür ediyorum. Bu süreçte yanımızda olan eski arkadaşlarımıza, Valimize, Belediye Başkanlarımıza, Bakanımız Süleyman Soylu Bey’e ve Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğüne çok teşekkür ediyorum. Şehirde bir festival yapılıyor. Mayıs ayında şehirde bir canlılık başlıyor. Sanatın büyüklüğü burada başlıyor. Festivalimiz bu sene reşit oldu artık bir delikanlı. 18 yıl içinde karşılaştığı güçlüklerle büyüye büyüye güçlendi. 18. yılımız nedeniyle ustalara saygı anlamında ahde vefa yürüyüşü yapacağız. Yürüyüşte sanat camiasına katkı sunmuş abla ve ağabeylerimizin fotoğraflarıyla yürüyeceğiz. Çeşitli etkinliklerimiz olacak, çocukları da unutmadık, ‘Hacivat Karagöz’ gösterimiz, şapka yapımı ve atık malzeme ile çocuklar kendilerine çeşitli oyuncaklar yapacaklar. Büyük oyunlara gelince Litvanya, Kazakistan, Rusya, Ukrayna, İspanya, Romanya, Bosna Hersek ve Türkiye’den tiyatro ekipleri oyunlarını sahneleyecek. Festivalimiz yarın başlıyor ve 20 Mayıs’ta sona eriyor.”

Soru: Ahde vefa dediniz, bu hassasiyetiniz bir farkındalık oluşturacak mıdır?
Cevap:
“Tabii ki oluşturacaktır. Devlet Tiyatrosu büyük bir ailedir. Burası bir okul gibidir, burada hem çalışır hem yetişiriz. Büyümeye devam ederiz. Bu anlamda görevlerimizden bir tanesi de bize bu güzel ortamları hazırlayan büyüklerimize de onları unutmadığımız göstermek ve saygıda bulunmaktır. Onları tabii ki unutmadık. Ekolleri ile büyüdük. Bize örnek olmuşlardır. Bu sene de onları anmak istedik. Devlet Tiyatrosuna, sanata emek veren ve bu dünyadan göç edenleri anmak istedik. İnanıyorum ki Trabzon seyircisi de bu fotoğrafları görünce anıları tazelenecektir.”

Soru: Her ne kadar Trabzon için sanat kenti ifadesi kullanılsa da sanatla uğraşanlar zaman zaman serzenişte bulunuyor ve bu kentte futbolun daha ön planda olduğunu dile getiriyorlar. Siz bu serzenişlere hak veriyor musunuz?
Cevap:
“Futbol daha önde, daha büyük kitlelere ulaşıyor. Daha büyük kitleleri deşarj ediyor. Sanat ise daha seçicidir, konular farklıdır. Sanatın deşarj duygusu çok farklıdır. Spor bu böyle değildir. Sporda sadece deşarj olunur ama sanatta bir de yükleme vardır. Evet, spor yapmak akıl sağlığımız ve vücut sağlığımız için önemlidir. Ülkede spor deyince akla futbol geliyor, halbuki nice sporlarımız var. Her mahallenin futbol takımız var ve izleyici kapasitesi var. Sanat ise bütün insanlara hizmet ediyor. Bu manada sanatın ve tiyatronun yüceliği farklıdır. Sahnede başka bir çerçeve sunulur, tiyatronun kapısından çıkarken farklı duygularla çıkılabiliyorsa ne mutlu bize. Festivallerimizde Trabzonspor’umuz yanımızda olsun isteriz. Sporla, sanat iç içe yaşamalıdır.”

Soru: Daha önceki açıklamalarınızda Trabzon seyircisini onure eden söylemlerde bulundunuz. Bu seyirci potansiyeli tarihten bu yana mı vardı yoksa zaman içinde mi oluştu?
Cevap:  “Trabzon nasıl Anadolu’da futbolda bir ağabeylik misyonu yüklenmişse aynı şekilde iyi manada söylüyorum sanatta da aynı misyonu yüklenmiştir. Burası bir fabrika, sıfırdan çok iyi futbolcular nasıl yetişiyorsa aynı şekilde Trabzon mecrası sanata da çok uygun ve çok iyi sanatçılarda yetiştiriyor. O kadar güzel coğrafi güzelliği var ki insanı şair olup şiir yazar. İster istemez bu da bizi sanat anlamında etkin kılıyor. Siyaset boyutuna girdiğinizde orada da aynı başarı söz konusu ve büyük siyasetçiler yetiştiriyor. Bakanımız Süleyman Soylu’nun söylemleri çok net ve güzel, eski Cumhurbaşkanımız Cevdet Sunay, dönemin Başbakanı Hasan Saka, büyük sanatçılarımızdan Hasan İzzettin Dinamo, Bedir Rahmi Eyüboğlu, Oktay Rıfat, Tanju Gürsu, Cemile Cevher Çiçek bunlar alanında duayen isimler. Bu anlamda da Trabzon iyi bir sanatçı fabrikası. Trabzon sanatçı yetiştirme bakımından çok şık bir sayıya sahip.”

Soru: Avni Aker’in bulunduğu alanda bir şehir meydanı planlanıyor ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da onayı ile orada yeşilin korunması kaydıyla ancak sanat için yapılaşma olacak. Bu alanda komplike bir sanat alanı düşünülüyor. Sizin fikriniz nedir?
Cevap: “Sayın Cumhurbaşkanım ve mülki amirlerimiz bence çok doğru söylemişler. Evet bir sanat köyü oluşturmak lazım. Opera sahnesi ile, resim sergisi ile, heykel sergi salonu ile, konser salonu ile orada büyük bir sanat köyü oluşturulabilir. Bu arada fazla mal göz çıkarmaz o alanda sanat köyü olurken başka semtlerde de küçük tiyatro sahneleri olabilir. O semtlerdeki liseler, özel tiyatrolar ve halk o sahneleri kullanabilir. Sanat yapılarının fazla olması çok şık ve modern bir duruştur. Bize de çok yakışır. Trabzon’da sanat kurumlarının çoğalması gerekiyor çünkü yetmiyoruz. Futbolda yetmediği gibi. Devletin bütün kurumları ve yetkili kişileri Trabzon için bu konuda öncelik tanıyor bu da çok önemli bir nokta.”

Soru: Haluk Ongan Sahnesinin akıbeti belli mi?
Cevap: “Haluk Ongan Sahnesi ile ilgili kamulaştırma işlemleri tamam. Sayın Belediye Başkanımız ve Sayın Valimizin ortak kararları ile yerine çok şık bir tiyatro binasının yapılabileceğinin müjdesini verdiler. Onlar bu konuyu yapılan toplantılarda çok desteklediler. İnanıyorum ki yakın zamanda güzel haberler vereceğiz.”

Soru: Bu şehir sanatçı üretmedeki gösterdiği başarıyı sahiplenmede gösterebiliyor mu? Mesela bir Sunay Akın neden bu şehirde değil de başka şehirde yaşıyor?
Cevap: “Küçük şehirlerde yaşam alanları bellidir. Trabzon, büyükşehir belediyesidir ama nüfus bellidir. Ama bugün İstanbul’da büyükşehir belediyesidir ama nüfusu milyonlardır. Şimdi nüfusu milyonları bulan şehirlerde getiriler ve götürüler çok daha farklıdır. Biz Trabzon’da bir festival yapıyoruz ama sponsor bulmakta zorlanıyoruz, yer bulmakta zorlanıyoruz. Ama İstanbul’da bu böyle değil. Orası metropol ve merkez. Oradaki seyirci sayısı çok daha fazla. Anadolu’nun büyüklüğü ise sanatla geçmişten günümüze kaynaşarak yaşamasından geliyor. Biz sadece Devlet Tiyatrosu olarak Trabzon’da bulunmuyoruz. Rize’ye, Tunceli’ye, Kahramanmaraş’a gidiyoruz, Anadolu’yu dolaşıyoruz. Ama İstanbul bir kalıp, o da bize festivale geliyor, biz de onlara gidiyoruz. Anadolu grubu olarak kendi imkanlarımız ve doğrularımız içerisinde halka güzel şeyler sunmak istiyoruz. İstanbul’da açılan sergilerin Anadolu’da açılması maddi olarak zor.”

Soru: Söylediklerinizden hareketle sanat her ne kadar evrensel olsa da bir noktada matematiksel açıdan seyirci sayısı ve maddiyat olarak düşünüldüğünde sekteye uğrayabiliyor öyle mi?
Cevap:
“Evet. Arz taleple alakalı bir durum aynı zamanda. Ben şunu söylüyorum. İstanbul’daki seyirci ile Trabzon’daki seyirci arasında hiçbir fark yok, hepsi aynı güzel bakıyorlar. Ama sayısal olarak farklılaşıyor. Bunu sadece Trabzon içinde algılamayalım. Bu Anadolu’nun bütün şehirleri için böyle. Fakat Trabzon daha şanslı, hemen yanımızda Gümüşhane, Giresun, Rize var onların da sanat ihtiyacını biz karşılıyoruz. Hep gezmece ve gitmece var. Trabzon sanatta da bir ağabeylik üstleniyor ama bunu stratejik olarak değerlendirin. Yetiştirdiği sanatçı ve sahip olduğu imkanlar açısından bakın olaya. Futbolda yapmış olduğu ağabeyliği hümanist bir açıdan sanatta da üstlenmiş diyebiliriz.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com