Ahkam kesmek kolaydır da iş/sorun önünüze geldiğinde çuvallamak olmasa... Yaşamın her döneminde önemli karar anları vardır ama, her kişi isabetli karar verip başarıya ulaşamıyor ne yazık ki...
Aşılacak/geçilecek her köprüde kararlarınızın doğruluğu/isabet payı sizin yaşamınızın renklerini büyütüp, mutluluğunuzu artırıyor. Bunun tersi ise yaşamda başarılı olamamaktır herkes için.
Trabzonspor düne değin ona gönül verenlere hep umut dağıttı. Çok büyük mutlulukları yaşattı. Ama son dönemdeki kadar acı çektirmedi yaşamında ona pay ayıranlara...
***
Bir ailede dirlik/düzen, evin büyüğü anne-baba ile başlar. Kararı onlar verir, bu kararlar aileyi yarınlara taşır. Her birinde gelecek için umut vardır mutlaka...
Bu açıdan bakıldığında Trabzonspor'un tüm şampiyonluklarını gazeteci olarak yaşamış/yazmış bir kişi olarak büyük ızdıraplar/üzüntüler içindeyim son zamanlarda. Umudum tükenmek üzere...
Bırakınız gönül bağını koparmayı, -bunu yapamam da- Trabzonspor'un tutulacak bir yanı kalmadı... Neresinden tutarsan elinde kalıyor.
İç dinamiklerini tüketmiş... Taraftarıyla olan gönül bağı örselenene-örselenene kopma noktasına gelmiş acı bir durum var ortada... Sportif hiç bir yönetimsel deneyimi olmadan kulübün yönetimine gelenlerin oturmuş ne kadar yerleşik deneyim varsa kaldırıp atıp, el kızına bakıp sevdalanmaları, "eski eve yeni usul" örneği kendi kafa ölçülerine göre kulübe yön çizmeye kalkmaları "kısır yöneticilik" ürünü olarak başarısızlıkları getirdi gündeme...
Başkalarının "yaban marka"da başarı arama şaşkınlığının peşine düşüp tavuğun kaza özenmesi örneğindeki heveslenmelerin çizdiği çirkin manzaradır ortada görünen.
Oysa geçmişin başarılı dönemlerinde yaşadık ve gördük ki bu başarıların hepsine "çıplak yerli imza" atmışız.
Tabii ki, bu gerçekler şimdi efsane...
Ama Trabzonspor gerçek... Yaşıyor, öyle ya da böyle...
***
Trabzon'da hangi yaş grubundan futbol oynayan genç varsa hepsinin - ama hepsinin- ileride Trabzonspor'da top oynamak hayali varken örnek gösterdiğimiz tavuğun kaz gibi yumurtlama hevesli transfer anlayışıyla çıkılan her seferde karaya vurma başarısızlığı yaşandı şimdiye değin.
Yine de akıllar başa gelmedi. 
Yöneticiliği sadece topun yuvarlak oluşu olarak tarif edenlerin "yalnız"lık ifade eden bu söylemlerine eskiden futbolun yanına sanatın "musiki" dalını da arkadaş edenler vardı bu kentte. Spor ve sanat içiçe, kolkola idi geçmişte Trabzon'da. İdmanocağı'nın İdmangücü'nün, Necmiati'nin, Doğanspor'un tarihi bilmek gerekir bu konuda...
Şimdilerde ise bu alandan "sanat"ı atan kafalar; "siyaset"e sarılma şaşkınlığını gösterince Trabzon'da sporun atar damarı futbolda bir acayip/gariplikler yaşanır oldu. Spordan çok siyaset kotarılır oldu Trabzonspor'da. Sonuçta sporda/futbolda kimi zaman yaşanan çirkinliklere/fanatizme kapanması gereken kapılar, siyasetin çirkin partizan anlayışını da yanlarında bulunca tribünler kendiliğinden boşaldı. Çünkü bu kent sportif hiç bir başarısına siyaseti ortak etmedi bugüne değin.
Bu nedenle de Tarihi Avni Aker Stadyumu'nda futbolu son yıllarda "in-cin oynuyor."
***
Özetlersek, son dönemlerde spor kulüplerini ün/şan peşinde koşanların "atlama Taşı" görüp, makam kapma alanı olarak değerlendirilince işler işte böyle içinden çıkılmaz/çözülmez Arap saçına dönüşüyor.
TRABZONSPOR'UN derdi, aynaya bakamamaktan kaynaklanıyor. Yönetimsel tutarsızlıklar bir yana oynanan tüm yaş grubu liglerde Türkiye Şampiyonu olan gençlerin ve bu gençlerin 
Ülkeye kazandırdığı Dünya Şampiyonluğunun kendilerini kabullenemeyen suratlara attığı kroşeyi göremeyenler var.
Belki de kroşenin şiddetinde olacak kendilerine gelemeyip, hala "yabancı!.. Yabancı!.." diye sayıklıyorlar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
www.karadenizinsesi.com.tr