Trabzonspor. - hemen itiraz edenler çıkacak, biliyorum- 1966 yılında “kırmızı-beyaz” renkleri benimsenerek kuruldu. O sezon (kırmızı-beyaz renklerle sadece 1 sezon) ligde karşılaşmalar yaptı. Sonuçta sezon sonunda 2. lig şampiyonu olan takım bir üst 1. Lige yükseldi, küme düşen ekip de oldu.

“Kırmızı-beyazlı” Trabzonspor’un kuruluşu epey sancılı oldu. Trabzon Amatör Liginde İdmanocağı, İdmangücü, Necmiati’, Doğanspor, hatta Sebat Gençlik arasındaki tertemiz sportif rekabet Trabzonspor’un kuruluşuna da yansıdı.

Trabzon futbolunu temsilde o yıllarda ve öncesinde büyük başarılara imza atan, Türkiye Amatör Futbol Şampiyonu “sarı-kırmızı” renkli İdmanocağı yönetimi “Trabzon’u kendilerinin temsil etmesi “ savıyla Futbol Federasyonuna isteklerini bildirdiler.

İdmanocağı değil,bir başka kulüp de olsa bana göre aynı isteği duyurur/yapardı.

Ama statü farklıydı...

Futbol Federasyonu her ilde yaptığı uygulamanın, yani kent ligine dahil kulüplerin birleşerek o ili temsil edecek kulübün güçlü kurulmasını istiyordu. Bu noktada Trabzon’u İdmanocağı’nın yalnız başına temsil etme isteği Federasyonca olumlu karşılanmadığı gibi, Trabzon’daki diğer futbol kulüplerinde de kabul görmemişti.

Öte yandan, Federasyon, “yeni sezon başlayacak, birleşin Trabzonspor’u kurun...” çağrısını ısrarla yapıyordu.

Kenttin spor çevrelerinde “sen kuramazsın, ben kurarım” iddialaşması yaşanırken, “yeşil-beyazlı” İdmangücü’nün öncülüğünde “kırmızı-beyaz” renkli Trabzonspor kuruldu zorunlu olarak...

Bu gelişme karşısında İdmanocağı cephesi itirazlarda...

Sonuçta, bir sezon sonrasında İdmanocağı’nın da katılımıyla günümüzün “bordo-mavi” renkli Trabzonspor kuruluyor ve futbol alanlarında gücünü spor kamuoyuna kabullendiriyor.

Ardından İstanbul’un hegemonyasına kazandığı şampiyonluklarla son verip, adını “dördüncü büyük” olarak yazdırıyor.

***

1950 yılından bu yana Trabzon’da sporu/ futbolu yazan bir kişi olarak 65 yıllık mazinin sevinçlerini/kederlerini yaşadım.

Nice beyefendi spor yöneticileriyle tanışıp, birlikte unutulmaz anılar yaşadım... Maziye bakıyorum ve bu değerli insanların Trabzon’da sporun gelişmesi/kalkınması anlamında ne denli maddi ve manevi fedakarlıklar yaptıklarını görüyorum. Arkalarında tertemiz bir spor sevgisini, ahlakını, rekabetini, centilmenliğini bırakıp çekip gitmişler bu Dünya’dan...

Mazi/geçmiş bizim gibi yaşlılar için övünç kadar, artık üzüntü kaynağı olmaya başladı. Futbolun tadı kaçtı... Heyecanı bitti futbolun... Sadece Trabzon’da değil, tüm Türkiye’de...

1900’lü yılların başlangıcında futbolla tanışan Trabzonlular, şimdilerde skorların kulislerde belirlendiği dönemi yaşar olmanın acısını yaşıyor nicedir.

Futbol bezirganlarının futbola şike mikrobunu bulaştırması, ardından kedi gibi pisliğini kuma gömüp örtmesini bu spor dalına tüm ülke düzeyinde ilgiyi azaltması kulüplerin bütçelerinde zarar olarak yazıldı. Korkarım, şikeye hukuksal kılıf giydirilmesiyle bu ilgisizlik daha da artacak, hiç bir zaman eski heyecan dozunu, sportif görüntüsünü kazanamayacak.

***

İşte tam da böyle bir olumsuzluğun yaşandığı ortamda Trabzonspor çalkantılı bir dönemden geçiyor. Yönetimsel ve sportif sıkıntıların yaşandığı bu dönem de elbet bir yerde bitecek...

Kuşkusuz bitecek ama, bunca kutuplaşmayla mevcut yaralar nasıl sarılacak doğrusu kara-kara düşünüyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com