17 Ocak 2013 Perşembe 12:55
Arçil O Efsane Röportajı Anlattı

Trabzonspor’un efsane Gürcü ikizlerinden Arçil Arvaladze, Aston Villa maçı sırasında Avni Aker Stadı tribünlerinde yapılan ‘unutulmaz’ röportajın kahramanı olan ‘tercümanları’ Alaattin Gayretli’yi Trabzonspor dergisine anlattı. 

Sanal alemde yıllardır izlenme rekorları kıran videoda maçta oynayamayan Şota ve Arçil Arvaladze tribünden maçı izlerken kendileriyle bir röportaj yapılıyor. Ancak röportaj boyunca futbolcuların Türkçe söyledikleri sözleri Alaattin Gayretli yine Türkçe olarak tekrarlıyordu. Trabzonspor dergisinin Ocak 2013 sayısında verdiği röportajda bu olayın da sorulduğu Arçil, şunları anlattı: 

“Alaattin Bey ilk gün bizi karşılayan ve o günden en son güne kadar bizimle ilgilenen kişidir. O kadar yakındır ki hâlâ Türkiye ’den görüştüğümüz Cafer Hazaroğlu, Faruk Özak, Kenan İskender ve Tolunay gibi birkaç insandan biridir. Alaattin Bey Gürcüce bilmediği halde annem babamla dakikalarca telefonda konuşuyordu. Yarım saat ne konuşuyorlar, nasıl konuşuyorlar anlamıyordum. Bir iki Türkçe kelime annemler, birkaç Gürcüce kelime Alaattin Bey biliyordu. Mesela bazen annemler bize ulaşamıyordu, hemen Alaattin Bey’i arıyorlardı. Annem saatle ilgili bir şey diyecek ama söyleyemiyor, Alaattin Bey annemin rakamları unuttuğunu anlıyor, kendisi saymaya başlıyordu telefonda 1,2,3 diye… Alaattin Bey yedi diyor, annem yok, dokuz deyince annem ‘evet evet’ diyor. Böyle işte anlaşıp konuşuyorlardı. Şimdi bile bir şey lazım olunca Türkiye’den, hâlâ arayıp ondan isteriz..” 

İŞTE EFSANE RÖPORTAJ:








GAYRETLİ: GÜRCÜCE BİLMEM KALPLE ANLAŞIYORDUK

Olayın diğer kahramanı Alaattin Gayretli ise daha önce verdiği bir röportajda olayın ‘tercüman rezilliği’ olarak anılmasına tepki göstermişti. Gayretli olayı şöyle anlatmıştı: 

“Olayın öncesi şöyle; ben bu çocukları (Şota ve Arçil) Trabzon’a getirdiğim zamanlarda, ilk geldikleri günden itibaren beraberdik, önce otelde kaldılar, sonra eve geçtiklerinde her sıkıntılarında yanlarında oldum. Sürekli yardımcı oluyordum. Sonra çok kısa sürede Türkçe öğrenmeye başladılar fakat bana şunu söylerlerdi, ‘Biz Türklerle konuştuğumuz zaman onların dediğini anlıyoruz ama bizim dediğimizi onlar anlıyor mu diye rahat değiliz, ama seninle daha iyi anlaşıyoruz, gözünle de baksan biz bunu hissederek anlayabiliyoruz’. 

Durum böyleydi. Neyse olay gününü anlatalım. Bu çocuklar altı aylığına ülkelerine gittikten sonra Aston Villa maçında geri gelmişlerdi, o gün onlara statta bir tur attırdım, seyirciyle bütünleştiler. Daha sonra şeref tribününde oturduk, herkes tabii büyük ilgi gösteriyor, bütün taraftar sevgi gösterisinde bulunuyor falan. Onlar da çok mutlular zaten 21 yaşında çocuklardı o zaman daha. Devre arasında bir gazeteci arkadaş yaklaştı, televizyon muhabiri... Bana dedi ki ‘Alaattin abi çocuklarla bir röportaj yapabilir miyiz, Şota’yla Arçil’le?’ Ben de kendilerine sorayım dedim; döndüm sordum çocuklara, Şota da ‘Biz televizyoncularla şimdi anlaşamayız, sen bize yardımcı olursan yapalım’ dedi. 

Benim zaten Gürcücem yok. Gürcüce hiç bilmiyorum. Ama Türkçe’de çat pat, kalple de olsa çocuklarla anlaşıyorduk. Onların her söylediğini Türkler anlıyordu zaten ama çocuklarda acaba anlaşılıyor muyuz endişesi olduğu için beni devreye sokuyorlardı. Televizyon muhabiri de orada dikkat ederseniz mikrofonu hem bana tutuyor hem Şota’ya tutuyordu. Ben tercüman değildim, sadece cümleleri düzeltip yardımcı oluyordum ama muhabir tercümanmışım gibi davranıyordu, esas işin ince noktası da burası. Olay budur.” 

Son Güncelleme: 17.01.2013 12:59
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com