Milli maç arası nedeni ile Trabzonspor’un yaşadığı travmayı bir nebze olsun unutalım derken, meğer yağmurdan kaçarken doluya tutulmuşuz!!! Öyle ya, şimdi kime üzüleceğimize şaşırdık! Trabzonspor’la mı dertlenelim, milli futbol takımımızla mı?

Bence milli takımın hali Trabzonspor’dan da beter! Çünkü, Trabzonspor profesyonel bir kulüp ve oyuncu katmak için ya alt yapıya, ya transfere muhtaç! Alt yapıyı nasılsa unuttuk, o zaman transfere sarılacak ama o da ekonomi ile ilgili… Paran varsa futbolcu alırsın. Yok, çok para verip de oyuncu almaya kalkarsan iki sorun çıkıyor ortaya: Parayı nereden bulacaksın? Veya diyelim ki buldun, UEFA kriterleri ne olacak?

Trabzonspor’un bu zorluğu var. Peki milli takımın ne zorluğu var ki 3 maçta sadece 2 puan alabilmiş! Hiçbir ekonomik sorunu yok! Milli takım teknik direktörü Fatih Terim, istediği Türk oyuncuyu alıp, istediğini bırakabilir! Bu onun hakkı. Ancak kazanmak şartıyla!!!

Geçen hafta ne dedik? “Hocam haklısın, ama sadece kazandığın sürece… Eğer kaybedersen bugünkü gibi yerden yere, taştan taşa vurulursun!” Bunu da ne yazık ki Fatih Terim’in bizzat kendi hazırladı. Evet, ülkemizde ne bir futbol kültürü ne de sistemi var! Bilimsel bir yaklaşım olduğu da söylenemez. Altyapı neredeyse tamamen Almanya patentli!!! Ne gerek var alt yapıya? Böyle olunca da bu sonuçlar kaçınılmaz. Ama ne olursa olsun yine de Türkiye bu bunları hak etmiyor! Ne kadar yetersiz, ne kadar sistemsiz olursa olsun Türkiye’nin Ukrayna, İzlanda gibi ülkeler karşısında ezilmesi, mahkum olması kabul edilebilir değil.

adsiz-14.jpgEğer elinizin altında Arda Turan, Selçuk Şahin ve Burak Yılmaz gibi oyuncular varsa ve siz onları kimsenin bilmediği nedenlerle kadroya almıyorsanız bunun hesabını sorarlar hocam! Çünkü, kaybettiniz! Onlar olsa da kaybetseniz “En iyilerle oynadık ama olmadı” dersiniz ve bu kadar eleştiri de olmaz. Belki de kaybetmezdiniz! Ayrıca ne siz, ne oyuncular yıpranırdı! İyi futbol, iyi oyuncularla sergilenir. Barcelona, Real Madrid, M. United, B. Münih gibi takımlar çok iyi oldukları halde hala neden dünyanın en iyi oyuncularının peşinde sanıyorsunuz? Milli takımlar da böyledir! En iyilerle çıkacaksınız sahaya!

Bu oyuncular hangi büyük suçları işlemişler de oynatılmıyorlar bilmiyoruz. Bu durumda asla da öğrenemeyeceğiz. Ve hala anlamadığım bir şey var: Bir teknik adam nasıl olur da tüm kariyerini ortaya koyup böyle bir intihar girişiminde bulunur? Akıl alacak gibi değil… Bunları maçlardan sonra değil, önce de yazdığım için sorma hakkım var.

Şu işe bakın ki bu hengamede Trabzonspor’un sıkıntılarını unuttuk! Umarım Trabzonsporlu teknik adamlar ve futbolcular, hatta yönetim; milli takım olayından dersler çıkarır…

 

SPOR ADAMINA BAKIN!
Fenerbahçe genel sekreteri ve basın sözcüsü Mahmut Uslu, 2011 - 2012 sezonu sonunda Galatasaray’ın Şükrü Saraçoğlu’nda son maçta şampiyonluğu kazanması nedeni ile aldığı kupaya takmış ve inanılmaz sözler söylemiş:

8 Ekim 2016 tarihli Hürriyet’te çıkan haberin girişi şöyle:

uslu-001.jpg“Ben yönetici olsaydım, ölümü alırlardı kupayı alamazlardı. Aziz Yıldırım olsaydı zaten böyle bir şey olmazdı. O zamanki yönetimde yoktuk. Ben olsam zaten o kupayı aldırmazdım. Bu net. Çünkü provokasyona alet oldu hepsi. Bizim gibi adam olsaydı, orada aldırmazdı kupayı. Biz ölürdük aldırmazdık, hiç tanımazdık kimseyi. Aziz Yıldırım veya ben olsaydım o kupayı aldırmazdık. Seyirciydim o zaman ben. Bütün ailem gaz yedi. Ben yönetici olsaydım, ölümü alırlardı kupayı alamazlardı. Tekrar ediyorum Aziz Yıldırım olsaydı zaten böyle bir şey olmazdı…”

İnanılmaz sözler! Bunu söyleyen bir kulübün genel sekreteri! Sözlerinin kısa bir bölümünü verdim. Daha dehşet ifadeler de var. Ve bu kişi hakkında şuana kadar bir işlem yapıldığını, disiplin kuruluna sevk edildiğini duymadım! “Kupayı verdirmezdim!”ne demek? Hele “Ölümüne verdirmezdim!” Bunu söyleyen kişiye toplantıya katılan Fenerbahçeli muhabirler de belli ki çanak tutmuşlar. Bu tablodan sonra gelin de Türk Futbolu hakkında olumlu bir şeyler düşünün! Buyurun, şimdi başlayabilirsiniz!

 

AAA, DEMEK DOPİNG YÜZ KIZARTICIYMIŞ!!!
NBA patentli Hidayet Türkoğlu, Basketbol Federasyonu Başkanlığı için hazırlanıyormuş! Gazeteler böyle yazıyor! Bunun üzerine CHP milletvekillerinden Cemal Okan Yüksel, buna karşı çıkarak “ Hidayet Türkoğlu, NBA’da oynarken doping yaptığı için 20 maç ceza aldı! Böyle bir kişinin federasyon başkanı olması etik değil!” diye tepki gösterdi!

Son derece doğru ve haklı bir tepki! Ama tepki sadece siyasi!!! Neden? Çünkü, Hidayet Türkoğlu şu sıralar sanırım cumhurbaşkanlığı danışmanlarından biri… Ve bu tepkiyi gösteren CHP’li vekil arkadaşla, birkaçı hariç neredeyse topyekün AKP’li ve MHP’li vekillerin bu ülkede 3 Temmuz Şike Süreci boyunca nasıl tavır aldıklarını Trabzon insanı unutmadı! Evet, bugün haklı olarak doping yapmış bir eski sporcunun her hangi bir spor federasyonu başkanı olmasına tepki koymak güzel ama, keşke şikeye de aynı tepkiyi gösterebilselerdi! Yani doping kötü de şike iyi mi? Bunu mu demek istiyorlar? Bu nedenle kimse kusura bakmasın bu tepki hiç inandırıcı değil… Bu sadece gaz çıkarma eylemi!!! Çünkü 3 Temmuz Şike Süreci’nde siyasilerin büyük çoğunluğu mazlum ve mağdurun değil, suçlu ama güçlünün yanında yer aldılar! Basit siyasi çıkarlar nedeni ile bir kenti, yani Trabzon ve Trabzonspor’u satanlar unutulmayacaktır!

 

AŞK NELERE KADİR!
Gençliğimde futbol oynadığım Yomraspor’da hocalığımı yapan muhterem Aras Perekli’nin oğlu sevgili M. Selçuk, 15 Ekim tarihinde ve saat 14.00’te Hamamizade İhsanbey Kültür Merkezi’nde kıyılacak nikah sonunda kızımız Ebru Topsakal ile dünya evine girecek! Şimdiden gençleri kutluyorum! Yalnız M. Selçuk kardeşimiz bu aralar dağıttığı nikah davetiyelerini iyi kontrol etsin! Çünkü belli ki aşk, aklını birazcık uçurmuş! Davetiye yerine sadece içi boş zarf dağıtıyor da!!! Bu yazı aynı zamanda içi boş davetiye alanlara duyuru niteliğin - dedir: Nikahın tarihi, günü ve saati yuka - rıdaki gibidir!!! İlanen duyurulur!

 

BU DA VİSKİ HİKAYESİ!
Pazar yazımda çocukluğumda Molos’ta bulunan Akşam Şarapları Fabrikası ile ilgili bazı anılarımı yazdım ya, “mahallenin bıçkınları” durmaz ki… Bunlardan – gerçi gençlikten artık tohuma kaçmış – gazeteci Orhan Çavuşoğlu da hemen başka bir içki hikayesi yetiştirdi!

Bizim Orhan, tanıdığı kim varsa kapısını çalar ve kim çıkarsa “Yemek” ister! “ Kadrolu” olduğundan bu huyunu herkes bilir ve kapılar ardına kadar da açılır! Orhan’ın bir gün karnı acıkır - gerçi her zaman açtır ya- ve doğruca teknik adamlarımızdan sevgili Fethi Türkoğlu’nun kapısına dayanır! Fethi evde yoktur ama evi sanki imarethanedir! Orhan bu “Hacı anne! Açım…” der demez Fethi’nin eşi muhterem Hacı Emine Hanım mükellef bir sofra kurar!

cavus.jpgOrhan yemeğini yer ama doyduktan sonra gözünü de vitrinden alamaz! Vitrinde bir şişe viski adeta kendisine bakmaktadır! Meğer şişe Fethi Hoca’ya, bir seminer veya yurt dışı dönüşünde hediye olarak verilmiş, o da kaliteli bir marka olan viskiyi süs amaçlı vitrine koymuş. Zaten içki ile arası yoktur. Ama Orhan bu, viskiye göz dikmiştir. Uzun süre vitrin süsü olan viski kanatlanıp uçmak üzeredir! Ve plan hemen devreye konur: Orhan “Yahu Hacı anne! Şu vitrindeki viski değil mi? Ne işi var vitrinde? Senin gibi bir hacının evinde viski, içki olur mu? Eve bereket de girmez, görenler ne der? Hemen atalım onu!” diye kaburgadan girer. Hacı Hanım da ikna olur ve Orhan “Sen zahmet etme Hacı Anne… Bu harama da el sürme. Ben onu yok ederim!” diyerek viskiyi alır ve elbette “haram olan” viski faili meçhul’e karışır!

Sonrası ve olayın akıbeti için tanıyanlar Orhan Çavuşoğlu ile Fethi Türkoğlu’nu arayabilirler! Benden bu kadar!

AYRILIK İLANI!!!
Trabzonspor eski Yönetim Kurulu ve Divan Başkanlık Kurulu üyesi sevgili Nadir Saral’ın oğlu Nedim Saral’dan twiter üzerinden bir ayrılık ilanı!!!: “ 27 yıllık Nedim/ Parliament ilişkisini an itibarı ile sonlandırdık. Severek ayrıldık ve bir devir kapandı!” Keşke bütün ayrılıklar bu kadar sade ve güzel olsa!

ELİMDEN GELEN BU!!!
Teröre, terörü ve maşalarını araç olarak kullanıp Türkiye’yi bölüp parçalamak isteyen bölgemizde hangi güç varsa tümüne, onlara çanak tutanlara, sebep olanlara, göz yumanlara sonsuz lanet olsun!!! Nacizane olarak benim elimden, gönlümden gelen ancak bu!!! Ama sanıyorum ki yalnız değilim! Çünkü, yıllardır bu ülkeyi yönetenler de aynı lanetleri okuyorlar!!! O zaman ne oluyor? Hiçbir farkımız kalmıyor! Her gün o kadar şehit toprağa düştükten sonra ha bu ülkede sade bir vatandaş olmuşsun, ha bu ülkeyi yönettiğini sanmışsın!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com