Trabzonspor’un yönetimsel ve sportif anlamda sıkıntılı günler yaşadığını herkes biliyor/görüyor.

Aralık ayında yapılacak genel kurulla yönetimsel anlamdaki krize çözüm geleceğine inananlardanım. Sportif anlamdaki huzursuzluğun, dahası başarısızlığın görünürde kolay-kolay tedavi edilebileceğinin hiç işareti yok ortada... Anlaşılan o ki, gelen yabancı futbolcular -Belki de Trabzonspor’u tanımadıklarından- kulübü “Geçim kapısı” görüp Trabzon’a geliyorlar. O zaman da sportif başarıda bir “özveri heyecanı” duyulmuyor, galibiyetlerde pay kapma heyecanı yaşanırken, başarısızlıklarda ise hemen kapıyı aralayıp kaçmanın çareleri aranıyor. Oysa Trabzonspor geleneğinde “iyi günde-kötü günde” her yerde ve her zaman Trabzon/Spor’un yüzakı/başarısı için püsküren bir volkan hem yerli sporcunun, hem de taraftarın gönlünde hep vardır ve yaşar.

Bu çok anlamlı ve de güzel bir gerçek... Ama ne yazık ki, bahçesinde hiç bir tarımsal ilaç kullanmadan doğal ortamda üretilen karalahana varken gidip lokantada “karalahana çorbası” içmek lüksüne kapılmış yöneticilerin elindeki kulüp; giderek içinden çıkılmaz bir labirentin ortasına çekiliyor yıllar-yılı...

Nicedir yaşanan başarısız sonuçlar sonrasında yabancı futbolcuların “Pıııır!..” Diye uçup gitmek istemesi ise kulübün spor dünyasındaki saygınlığını zedeliyor. Dört ay önce sözleşme imzalarken pompalanıp havalarda uçurulan, böylece kimi taraftarın “transfer gazı” alınan şaşaalı günler ne çabuk gelip geçti?

Gerçek hiç bir zaman saklanamaz, gizlenemez, ört-pas edilemezken ve de “yerli/Trabzonlu futbolcu” başarının anahtarı inancı/gerçeği varken, gelen- giden yönetimlerin Istanbul kulüpleriyle anlamsız/yararsız “yabancı futbolcu yarışı”na girmesi neye benziyor, acaba? Bu son durumun yorumu bugüne değin sağlıklı şekilde hiç bir zaman yapılamadı.

Böyle olunca da her sezon öncesi milyon dolarlar sokağa atılıyor, kulüp mali açıdan borç altına sokuluyor. Devrimsel anlamda şampiyonluklar yaşanamıyor.

Trabzonspor’un dinç iç dinamiklerini harekete getirme zamanını yitirmek üzereyiz. Bunun önlemi alınmazsa yazık olacak Trabzon’un futbol geçmişine...

Gelecek için düşünsel anlamda başarı paylaşımında ortak heyecanın “şampiyonluk” olduğu bilinciyle davranmanın da zamanı geçmek üzere... O zaman “birliktelik” için taraftarı ortak hedefe yöneltecek heyecanları yaşamak/yaşatmak için yeni-yeni uygulamalarla Trabzonspor’u ülke futbolunun gündeminin başköşesini oturtacak çözümleri arayıp bulmalıyız.

Bunun birinci koşulunun taraftarı sahiplenmekle/eğitmekle olacağını bilmeliyiz. Taraftarsız kulüplerin neler yaşadığını bilerek, -geçen yazımda belirtmiştim- futbolcular kadar taraftarı da eğiterek bir kolej ekibi gibi bilgili bir topluluk yaratmak gelecek yönetimlerin hedeflerinden olmalı... Böylece seyirci açısından saha yaşanacak olumsuzlukların önüne geçilebileceğini kanısındayım.

Özetle; Trabzonspor, kendi iç dinamiklerini iyi analiz edip, yerli futbolcusuyla mücadele ederek başarı kapılarını aralanacağı, böylelikle beklenen sonuçlara ulaşılacağı inancıyla taraftarı da eğitim ve sahiplenmesiyle sportif bir kurum kimliğini artık kazanma durumunda...

Trabzonspor’un büyüklüğü bunu gerektiriyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com