Bütün dünyada gelişimler içten dışa, batıdan doğuyadır. Önce merkezler kurulur. Şehirler, ilçeler etrafında yapılandırılır. Ülkeler bu şekilde dizayn edilir. Doğu, ilerlemeleri batıya göre hep bir adım geriden takip eder. Bu neredeyse yazılı olmayan bir kuraldır.

***

Trabzon diğer her şeyde olduğu gibi bu konuda da bir istisnadır. Batıdan doğuya genişlemede ezber bozan bir tavır takınır. Trabzon’un doğusunda bulunan ilçeler, yapmış oldukları siyasal ve sosyal lobilerle batıdaki ilçelere karşı hep zafer kazanmıştır. Doğu her zaman siyasetçisini, spor adamını, sanatçısını, işadamını, delisini, velisini dev aynasında görürken, batı “iyi işler yapanın nasıl beceririz de paçasına yapışırız”ın hesabını yapar. Yukarı kaldırmanın değil de aşağı çekmenin derdine düşenler, batıyı hep mahcup ederler.

***

İnsanlar içlerindeki fesatlıktan mı, taşıdıkları hasetlik duygusundan mı bunu yapar? Yoksa… Batının bireysel özgüveninin vermiş olduğu cesaretten mi? Ya da… Doğunun birbirine mecburiyetinin yaratmış olduğu safları sıklaştıralım mantalitesinden mi? Bilinmez!

***

Belki de Türkiye’de Atatürk yüzünü doğuya ilk defa Trabzon Meydan Parkı’nda dönmüştür. O ilerlemeyi kendine hedef edinen, batıyı örnek alan büyük lider, yine ileri görüşlülüğünü ispat edercesine mavi gözlerini Trabzon’un doğusuna doğru çevirirken, batıdaki insanların çekişmelerinin kısır bir döngüye dönüşeceğini ön görmüştür. Ve maalesef ki yanılmamıştır!

***

Merkeze olan yakınlığından ve nüfus yoğunluğundan dolayı Akçaabat’ı Trabzon ile bir bütün olarak alırsak, Trabzon’un batı yakasındaki Büyükliman Havzası, kentin en eski yerleşim yerlerinden biridir. 1877’de Vakfıkebir belediye olduğunda, etrafında bulunan dört ilçeyi de kapsıyordu. Daha sonra bünyesindeki nahiyelerin yavaş yavaş ilçeye dönüşmeleri, Vakfıkebir Büyükliman Havzası’nda da sonu gelmez bir bölük pörçüklüğe, dağınıklığa ve kopukluğa neden oldu. Vakfıkebir’den ayrılan nahiyeler özerkliklerine kavuşunca, yuvadan uçan kuşlar misali bir daha Vakfıkebir’le bir bütünlük oluşturma gayretine girmediler. Belki de Vakfıkebir kendilerine karşı ağabeylik görevini tam anlamıyla yerine getiremedi. Belki de gençliğin vermiş olduğu ergenlik sendromuna yenik düşen ilçeleri, yeterince sarıp sarmalayamadı.

***

Büyükliman Havzası’na yakışan, geçmişteki hesapları bir kenara bırakıp, siyasetçisinden sporcusuna, işadamından bilim insanına, delisinden velisine herkese sahip çıkmaktır. Tonya’sı, Şalpazarı, Çarşıbaşı’sı, Beşikdüzü’sü, Vakfıkebir’i! Hepimiz bir bütünüz. Yaşamak bir ağaç gibi, tek ve hür, Ve bir orman gibi kardeşçesine!

***

Bugün yapılacak olan AK Parti temayül yoklamalarında Büyükliman Havzası’nda Trabzon ve Türkiye siyasetinde kendilerine temiz, şaibesiz, dedikodusuz bir yer edinmiş Bakan Yardımcısı Muhammet Balta, Avukat Salih Cora ve Eskrim Federasyonu eski Başkanı Müminhan Bilgin’e sahip çıkılması konusunda Büyükliman Havzası cömertçe davranmalıdır. İnanın bundan karlı ve itibarlı çıkacak olan yine Büyükliman Havzası’dır. Başkası değil!

***

CHP’de Volkan Abi krizi!
Genel seçimlere ramak kala, milletvekilliği aday adaylığına müracaatlar alınmaya başladı. Haliyle CHP’de de bu durumdan doğan bir kriz start almasa ayıp olurdu. CHP Genel Merkezi’nin, Trabzon Milletvekili Volkan Canalioğlu’nu kontenjandan birinci sıraya koyması, diğer adaylara ise ön seçimi göstermesi il ve ilçe teşkilatlarının ayaklanmasına neden oldu. Eğer genel merkez bu kararından dönmezse, teşkilatlar topluca istifa edeceklerini açıkladı. AK Parti, aday adaylık başvurularında ununu eleyip, eleğini duvara asmasına rağmen, CHP’de hala ne olacağının belirsizliği yaşanıyor.Bu da AK Parti’nin organizasyon yeteneğinin ve başarısının yadsınamayacak bir gerçek olduğunun göstergesidir.

***

Krizler çözülmek içindir. Bugün CHP’de yaşanan bu gereksiz krizi ve inatlaşmayı çözecek olan isim yalnızca Volkan Abi’dir. Trabzon şehri ve CHP, her zaman Volkan Canalioğlu’na sahip çıkmıştır. İlk olarak Trabzon, kendisine belediye başkanlığını yaşatmıştır.

Sonra CHP teşkilatları da kendisini önce il başkanı, ardından milletvekili yaparak Volkan Canalioğlu’nu hiçbir zaman yarı yolda bırakmamıştır. Volkan Canalioğlu’nun ismini kontenjandan birinci sıraya yazmak, CHP’nin yaptığı bir strateji hatasıdır. Volkan Canalioğlu’nun seçilmek için kendisine iltimas geçilmesine ihtiyacı yoktur. Bu duruma en fazla Volkan Bey tepki koymalıdır. Canalioğlu ön seçime girerek kendisini CHP delegesine emanet etmelidir.

Böylece Volkan abiliğini de göstermelidir. Kaldı ki CHP delegesi, Parti Meclisi’ne girerken Canalioğlu’na 555 oy vererek, zaten CHP kanadında ne kadar benimsendiğini ispat etmiştir. Geriye Volkan Canalioğlu’nun ve CHP Genel Merkezi’nin teşkilatlarla kucaklaşma hamlesi kalmıştır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.