Hemen,  “Bu gazetenin spor servisi ve yazarları var. Spor senin neyine?”  demeyiniz. Spor yazmak için illâ da anlamak mı gerekiyor?  Bu işleri anlayanlara bıraksaydık böyle mi olurdu sporumuzun hali?

      Ya da TrabZORSPOR’UN  durumu?..

      Sporumuz anlayanla-anlamayanın harmanlandığı bir alan oldu.

      Ne eğitimini görmüş, ne de spor yapmış bir kişinin sırf parası var diye kulüp yöneticiliğine aday olup seçilmesi o kişi kadar seçenlerin de günahı değil de ne?

      Paran mı var, her şeysin… 

      Politikacı sen olmalısın… Spor kulübünü sen yönetmelisin.  Yetmez, sahaya çıkacak takımı sen kurmalı, transferi sen yapmalısın!  Bu iş böyle dönüyor bu ülkede ne yazık ki…

                                                                 x    x    x

     Spor spikeri ve yazarı Rahmetli Muvakkar Ekrem Talu çok hoşsohbet bir kişiydi. Bulunduğu her toplulukta esprileriyle dudaklarda önce gülücük yaratır, sonra da kendini tutamayanlar basarlardı kahkahayı.

      1959 yılı… M.E.Talu  önce Dolmabahçe, sonra Mithat Paşa, daha sonraları  da adı İnönü  olan statta  İstanbul Profesyonel Ligi maçlarını radyodan anlatırken  başka konulara dalar giderdi.  Günümüzün Foto MAÇ, Fanatik gazetelerinin benzeri “Günlük SPOR” gazetesinde çalışıyorum. Gazetedeki bir sohbet sırasında maç anlatırken niçin konu dışına çıktığı rahmetliye sorulduğunda ne söylese beğenirsiniz?

  • Maç Arapça gibidir. Uydur-uydur da söyle…

      Rahmetlinin bu itirafının tutarlı yanı, o zamanlar maçlar bugünkü gibi ekrandan izlenemiyor. TV yok. Radyo dinleyenler nereden bilsinler spikerin gaf/hata yaptığını? Ya da  başka konulara saptığını.

      Bizim tertemiz kulüp taraftarı da ne bilsin kulüp yönetimine soyunan kimilerinin bu yoldan ün peşinde koştuklarını… Nereden bilsin bu ünü atlama taşı yapıp ticarette, siyasette vb. alanlarda kullanmayacağını?

      Kulüp yönetiminde yer almak isteyenler için  ‘şu kadar milyon lira hibe edecek…’ koşulunu koyunuz bakalım, tabloda poz vermek isteyen kaç kişi kulübün kapısının önüne gelecek?

                                                                   x    x    x

      Tamam… Tamam. Azıcık sabırlı olunuz, hemen “Hariçten gazel okuma!..” diye ihtar çekenlerinizi de görmezden gelmiyorum. Ama bana söyler misiniz, kimi zaman “hariçten gazel okuyanlar”ın koroya dahil olanlardan, hatta assolistten daha çok musiki bilgisi olduğunu niçin görmezden geliyoruz? Siyasetteki “koltuk kapma hırsı”mızın sporda da nüksedip bu alanı da kirlettiğini niçin göremiyoruz.  Haa… Derseniz ki, “Parası olan düdüğü çalar…”  İşte o zaman,  akçeli konulardan anlamadığım için ahkâm/kelâm kesmem.

                                                                   x   x    x

      Trabzonspor’un yönetimi artık zor olmaya başladı. Sanki TrabZORSPOR oldu.

      Yönetimin,  kendi içinde yaşadığı anlaşamama/bütünleşememe ya da ahenk zorluğunu bir kenara bırakınız, alınan sportif sonuçların yetersizliği belirttiğimiz “zor”luğu daha da boyutlandırıyor.

      Trabzonlu, taraftar ve futbolseverler üzgün/küskün…  Bu üzgünlüğün yerini çoktandır kızgınlık/öfke almaya başladı. Karşılaşmalar seyircisiz oynanıyor sanki…  Bu durum Trabzonspor’un adına, ününe/şanına hiç yakışmıyor.

      En kötüsü de zararına oluyor.

      “Görünen köy kılavuz istemez” örneği,  fos çıkmış  “akil insan” girişimlerinin de akim/sonuçsuz kalacağı görüşü var ortada.

      Şu Trabzonspor  ne zor…   

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
www.karadenizinsesi.com.tr