Trabzonspor, bir transfer dönemini daha eğrisi ile doğrusu ile noktalandırdı.

Kulübün içinde bulunduğu mali tablo ve UEFA’nın disiplin kriterleri de göz önünde bulundurularak sağ bek ve sağ kanat transferleri için uğraşlar verilse de istenilen sonuç alınamadı ve bu bölgelere transfer yapılamadı.

Kulüpler adeta uçtu, menajerler sömürme gayretine girdi, velhasıl sağ bek ve sağ kanat alınamadı.

Bu durum taraftarın bölünmesine neden oldu. Yarısı yönetimi hedef alırken, diğer yarısı da, “Sağ koridora futbolcu alınmadı diye takımımıza sırtımızı dönecek değiliz” görüşünde birleşti.

Dozunda eleştiri elbette ki makul karşılanmalıdır, saygı duyulmalıdır ancak istenilen oyuncular alınmadı diye de kimse kulübüne sırtını dönüp desteğini rafa kaldırmamalıdır, Trabzonsporluluğun da gereği budur.

Yönetimin bu transfer dönemindeki en büyük başarısı maliyet olarak kulübün sırtında büyük bir yük olarak duran oyunculardan N’Doye hariç kurtulmak olmuştur.

Kulübün UEFA Finansal Fair Play kuralları çerçevesinde yol alınarak futbolcuların maaşları 41 milyon Euro’dan 20 milyon Euro düzeylerine indirilmiştir.

Sizce bu kulübün sürekliliği ve kimseye bağımlı kalmadan kendi kendine yürüyebilmesi adına başarı değil midir?

UEFA’nın dikiz aynasından gözetlediği, alacaklıların her gün kulübün kapısına dayandığı, futbolcuların maaşlarını alamadığı için sürekli olarak UEFA ve TFF’den icra başlattığı bir Trabzonspor’da ben, genel hatları itibarı ile sağlıklı bir politika ile iyi bir transfer dönemi geçirildiği kanaatindeyim.

Elbetteki sağ kanat ciddi anlamda sorun olabilir Trabzonspor’da. Ancak bunun için de takım içinde çözüm üretilmelidir.

Hatırlayalım, 2010-2011 sezonunu. Trabzonspor’un defansı ve sol kanadı çok mu güçlü idi. Ancak ofansif futbolu felsefe edinen Bordo-Mavili takımda defansa o dönemler fazla iş düşmediği için bu savunma mevkisindeki oyuncuların eksiklikleri fazla göze çarpmıyordu. Yani Trabzonspor bu dönemde hücum olarak biraz daha üst düzeye çıkarsa, rakibi önde basıp, ofansif futbolun gereklerini reel bir şekilde hayata geçirirse Trabzonspor’un fazla sorun yaşamayacağı kanaatindeyim.

En yakın ve en uzak!
Önceki akşam transfer döneminin bitişi ile birlikte Twitter hesabımdan yayınladığım, “Üzülerek görüyorum ki; transfer taraftarlığı, Trabzonspor taraftarlığının önüne geçmiş” şeklindeki mesajıma Bordo-Mavili taraftarlar tarafından fazlasıyla eleştiri geldi. Kimi yönetime yalakalık yapmakla suçladı, kimisi şakşakçılıkla itham etti, kimisi de gazeteciliğimizi sorguladı.

Bütün eleştirileri saygı ile karşılıyorum lakin bilinmesini isterim ki; mevcut yönetime en yakın, bir o kadar da en uzağındaki insanlardan birisiyim.

Amacım mesleğimi idame ettirebilmektir. Kimseye yalakalık yapmadığım gibi, kimseden de bir şey istemedim, beklemedim. Eğer kendi kişisel menfaatim için bir Allah’ın ferdinden bir ricam olmuş ise eğer çıkıp açık yüreklilikle söylesin. Buna tüm yöneticiler de dahil.

Kişisel ilişkilerle Trabzonspor’un çıkarları arasındaki çizgiyi ayırt edebilecek durumdayım.

Etik haber kuralları ve hür yorum ilkesine bağlılık adına görev yapmaktan başka bir gayem olmadı. Her görüşe saygı gösterdiğim gibi saygı beklemek de hakkım olsa gerek.

Aziz Yıldırım’ı aklama kurulu!
Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu, Türkiye Futbol Federasyonu Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’nun Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’a verdiği 120 günlük hak mahrumiyeti cezasını 45 güne 140 bin liralık para cezasına da 30 bin liraya indirdi.

Aynı Tahkim Kurulu, Aziz Yıldırım’ın hakaretleri üzeri açıklama yapan Bursaspor Kulübü’nün cezasını ise onamış.

Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diyeceğiz ama bu söz de bayatladı. Çünkü yıllardır söyleniyor.

Özellikle Türk futbolunun yönetim mekanizması için geçerli olan tek kanun ve kural vardır: “Haklı suçludur, arsız güçlüdür.”

Yıllardır Türkiye Futbol Federasyonu’nu çamura sokup çıkaran Aziz Yıldırım’ı suçsuz gösterme çabaları futbolumuzun düştüğü durumun yegane sebebidir. Türkiye Futbol Federasyonu, Türk futbolunun temizlenmesi için Aziz Yıldırım’ın bu kasabanın dışına itilmesi gerektiğini bildiği halde uygulamada icraat yapamayacak kadar aciz bir kurumdur. Aziz Yıldırım bunlara ne yapsa yeridir.

Trabzonspor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Gökhan Saral’ın cezası ise Tahkim Kurulu’nda görüşülmedi. Çünkü kulüp bu ceza ile ilgili henüz itiraz dilekçesi göndermedi. Sanırım önümüzdeki haftaki Tahkim Kurulu toplantısında bu ceza görüşülecektir.

Aziz Yıldırım’a uygulanan Trabzon’daki “Yok Yok Mağazası’nın” bile uygulamadığı indirimi sakın Gökhan Saral için beklemeyin.

Çünkü o Fenerbahçeli değil, Trabzonsporlu. Çünkü o haklı, çünkü o arsız değil.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
www.karadenizinsesi.com.tr