Güzel ülkemin bariton gençliği, pek okumayı sevmez.

Bu nedenle 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı, Mozambik Yayla Şenliği’nin yıldönümü zannedenler var.

Hal böyle olunca da, okey arasında WC molası verenlere, bu bayramı anlatmak, üzerimize farzdır.

***

Tarihçi miyim?

Hayır!

Fakat kendi tarihime Fransız kalacak kadar cahil değilim…

***

Adı NikolaosTrikupis’ti…

Yunanlı bir komutan…

Sakarya Meydan Muharebesi’nde inim inim inleyen ecnebiler, Afyon tahkimatının başına onu geçirdi…

***

Bu gelişmenin ardından TBMM jet hızıyla toplandı

Mustafa Kemal Atatürk’e “Gazi” ve “Mareşal” unvanları verildikten sonra, Yunan ordusunun ve diğer işgalci güçlerin topraklardan atılma kararı alındı.

Büyük taarruzun başlaması artık an meselesiydi.

***

Hazırlıklar Ağustos ayında tamamlandı.

Mustafa Kemal haritayı önüne aldı ve taarruzun Afyon’un güneyinde konuşlanan Trikupis kuvvetlerinin üzerine yapılmasını emretti.

***

Türk ordusu, 26 Ağustos 1922'de düşmana saldırdı.

Birkaç saat içinde düşman mevzileri ele geçirildi.

Neye uğradığını şaşıran Yunan başkomutan, daha fazla direnemedi ve esir düştü.

***

Bu savaş, Atatürk'ün başkomutanlığında yapıldığı için Başkomutanlık Meydan Muharebesi olarak adlandırıldı. Büyük Taarruz'un başarıyla sonuçlanmasından sonra Yunan orduları İzmir'e kadar takip edildi. 9 Eylül 1922'de İzmir'in kurtarılmasıyla Türk toprakları Yunan işgalinden temizlenmiş oldu.

***

Bu savaşın sonrasını her ne kadar 30 Ağustos Zafer Bayramı olarak kutlasak da, aslında perde arkasında başka bir zaferimiz daha vardı.

***

Şöyle ki; Yunanlılar, savaşlarda başarısız olan askerleri kurşuna diziyordu.

Atatürk, Trikupis’ti öldürmesinler diye, ülkesine geç iade etti.

***

Atatürk’ün getir götür işlerine bakan Bekir Çavuş, karargâhtaki çoban köpeklerinden birinin adını Trikupis taktı.

Atatürk, Bekir Çavuş’u fırçalayarak, köpeğin ismini değiştirmesini istedi.

***

Yunan komutan tedirgin ve ürkek davranışlar sergiliyordu.

Atatürk İsmet Paşa’ya talimat verdi;

“Yunan komutanın rahat etmesi için gereken ne varsa yapılsın”

***

Yani demem o ki muhterem;

Cenk meydanında mertçe savaşan ve savaş esirlerine de insanca davranan bir Türk ordusu vardı.

***

O Yunan Komutan 1959 yılında öldü.

Ülkesine döndüğünde, her yılın Ağustos ayında Türk Büyükelçiliğine giderek, Atatürk’ün fotoğrafı önünde saygı duruşunda bulunurdu.

Bu davranışta insanlık zaferimizin bir nebze göstergesiydi.

***

Şimdi PKK’nın neden kökünü kurutamadığımız konusunda zaman zaman tansiyonlarımız yükseliyor.

Bunun cevabı aslında tarihimizde gizli.

Türk ordusu mertçe yapılan savaşlara alışık, kahpece yapılanlara değil…

Eyvallah!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.