49 vatandaşımızın IŞİD’in elinden kurtarılmasının mutluluğunu yaşıyoruz birkaç gündür.

Tam da ümitlerin azaldığı, ‘Türkiye’nin eli kolu bağlandı’ yorumlarının yüksek sesle dillendirilmeye başlandığı bir dönemde geldi müjdeli haber.Kuş gibi hafifledik. Hem devlet olarak, hem millet olarak.

Böyle çetin bir meseleyi tereyağından kıl çeker gibi halledebilmek her ülkenin harcı değil.

Burada Milli İstihbarat Teşkilatı’nın operasyonuna  ve rolüne dikkat çekmek gerekiyor. MİT’in üç aydır yürüttüğü komplike bir çalışmanın neticesinde temiz bir operasyon ile vatandaşlarımızın kurtarıldığı söyleniyor. Hatta CIA Başkanı John Brennan, bizzat MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı yaptığı bu başarılı operasyondan ötürü arayıp tebrik etti.

MİT’in böyle bir operasyonu yapabiliyor ve bunun bir suç teşkil etmiyor olmasının en önemli sebebi henüz mürekkebi kurumamış olan yeni MİT kanunu. Hani şu paraleller başta olmak üzere tüm AK Parti karşıtlarının muhalefet ettiği kanun.

O kanunun en büyük özelliği Milli İstihbarat Teşkilatına yurtdışında operasyon yapabilme yetkisini veriyor olması idi. Zaten kanuna küresel güçlerin yerli aktörler ile birlikte topyekün muhalefet etmesinin esas sebebi buydu. MİT’in yurtdışında operasyon yapabilmesinin kanunen güvence altına alınması MİT’e sınıf atlatacak ve dünyanın dört biryanında küresel istihbarat teşkilatlarının oyunlarını bozabilecekti.

Öyle de oldu.

MİT’in IŞİD’e karşı yürüttüğü bu operasyon Türkiye’nin gücünü ortaya koyarken özgüvenimizi de tazeledi ve çok büyük bir ‘diplomatik’ başarı olarak tarihteki yerini aldı.

**********

Öte yandan Türkiye’nin önündeki en büyük mesele IŞİD’e karşı yürütülen operasyonlara ne kadar katkı sunacağı meselesi.

ABD ve Batı, Türkiye’nin vatandaşlarını kurtardığına göre IŞİD’e karşı yürütülen operasyonlara daha fazla destek olması konusunda baskı yapıyorlar.

Fakat Türkiye’nin IŞİD’e karşı oluşturulan fiziki operasyon koalisyonuna girmemesinin sebebi yalnızca IŞİD’in elinde olan vatandaşlarımız değildi.

Türkiye özellikle Amerika ile yaptığı görüşmelerde IŞİD’e karşı oluşturulan koalisyona destek verebileceğini ama bizzat operasyonel katkıda bulunamayacağını 5 sebep sunarak açıkladı:

1-      IŞİD’in elinde tuttuğu vatandaşlarımız.

2-      IŞİD’in mezhepsel bağlamda bir karşılığının olduğu ve yapılacak olan operasyonların mezhep çatışmasını derinleştirebileceği ihtimali ile bu ihtimale karşı geliştirilen bir eylem planının olmaması

3-      IŞİD’le mücadele adına PKK ve PYD’nin kontrolsüz biçimde silahlandırılmasının Türkiye açısından güvenlik zafiyeti oluşturabileceği endişesi

4-      IŞİD’in Türkiye’nin muhtelif bölgelerinde silahlı veya bombalı eylemlerde kullanılabilme ihtimali olan sempatizanlarının varlığı

5-      Güvenlikli veya tampon bölge oluşturmadan IŞİD’e yapılacak silahlı müdahalenin bölgeden Türkiye’ye süren göç dalgasını yoğunlaştırma ihtimali

Şimdi 46 vatandaşımızın IŞİD’in elinden kurtarılmasıyla bu gerekçelerden yalnızca birisi geçerliliğini yitirmiş oldu. Diğer ihtimal, endişe ve çekinceler olduğu gibi duruyor.

Dolayısıyla vatandaşlarımız kurtarılması Türkiye’nin IŞİD’le fiziki bir savaşa girmesi gerektiği sonucunu doğurmaz.

IŞİD’le savaşın Amerika ve Batı için oluşturabileceği sıkıntı ve sonuçlar ile Türkiye için oluşturabileceği sıkıntı ve sonuçlar aynı değil. Türkiye ateş çemberinin tam ortasında olduğundan Batı bir düşünürken Türkiye bin düşünüp çok hassas ve ince bir diplomasi yürütüyor.

Öyle olması gerekiyor, öyle de oluyor…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.