Çok değil, 2 yıl evvel…

Garip bir Anadolu köylüsü olan Mehmet amca, oğlu İsmail Aksoy’u Elazığ’da şehit verdi.

Acılı babaya mikrofon uzattılar.

‘Vatan sağ olsun’ dedi ve ekledi:

“Bu ülkede hep fakirler mi askerlik yapacak? Ülkemizi zalimlere karşı savunmak, parayla yapılır mı? Eğer Genel Kurmay Başkanı bunu kabul ediyorsa karargâhları boşaltsın.”

Bir başka şehit babası Hayrettin Şahin…

Yüksekova’da şehit olan oğlu Regaip Şahin’in cenazesini, bir dondurma firmasına ait şemsiyenin altına koydular.

Taziye çadırını bile çok gördüler.

Şehit babası duruma içerlendi:

“Hiç bir şehit ailesi bizim kadar sabırlı değil. Ama garibanız, fakiriz. Zenginin oğlu olsaydı burada kimse kapımızdan ayrılmazdı. Biz garibanız buraya niye gelsinler ki…” diyerek gözyaşı döktü.

Kimsede çıt yok!

Bir başka örnek!

Giresunlu anne Yüksel Abanoz.

Oğlu Şahin Abanoz’u, Tunceli’de şehit verdi.

Cenaze töreninde oğlunun tabutuna sarılıp haykırdı;

“Hiç başkan ya da milletvekili oğlu şehit olmuyor. Sınırlara gariban ailelerin evlatlarını yığıyorlar. Bu ülkede zengin fakir ayırt ediliyor…”

Yani şimdi demem o ki muhterem,

Savaşçı kimliği ile tanınan ülkemizde askerler artık ikiye ayrılıyor:

Hesap numarası olanlar ve silah seri numarası olanlar…

115 bin kişinin bedelli askerlik yaptığı günümüzde, babalar hep aynı kalıyor.

Değişen tek şey ise, evlatlarının isimleri…

Bugün Ahmet, Mehmet,

Yarın Hasan Hüseyin…

Tuz bastığımız acılar değişsin artık…

ÇEBİ’NİN GENELGE ÖNERİSİNE KATILIYORUM
Ortahisar Belediye Başkan Vekili Selahattin Çebi, “AK Parti Genel merkezimiz bir genelge ile Türkiye genelinde belediyelerimizin toplu iftar programlarını iptal ettirmeli. Ramazan gibi mübarek bir ibadet ayında, yemekler boy boy uzun kuyruklarla rekor hevesi ile yarışıyor. Kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim de sünnette var mı yeri?” şeklinde, sosyal medya hesabından bir görüş bildirmiş.

Çoktandır, ‘Acaba böylesine bir gerçeği hangi AK Partili dile getirecek” diye merak ediyordum.

Neyse ki Çebi buna cesaret etti ve kral çıplak dedi.

İftarını kuru hurmayla açan bir peygamberin ümmeti olarak, diyorum ki;

Cafcaflı yemek organizasyonlarını,

Paylaşma duygusunun önüne geçen davetleri,

Ve yardımseverlik kavramını kendi içinde bir nezaket aparatı olarak gören davranışları, hiç mi hiç doğru bulmuyorum.

Buluşturayım derken uzaklaştırıyor,

Doyurayım derken, ruhu aç bırakıyorsunuz.

Benden söylemesi.

Eyvallah!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.