Kış ortası, ama siyaset pazarında havalar ısınmaya başladı. Ankara’ya kapağı atmanın yolları için kafalar yoruluyor şu sıralar. Niçin yorulmasın ki? Siyasette çoktandır “en çıkar yol” oldu kimilerine. Önce şöyle ufaktan-ufaktan parti kapılarına yakın duracak, İl’de, Ankara’da kaşarlanmış siyasetçilere hoş görünmek için çanta taşıyacak, havlu tutacak, “evet efendimcilik” yapacak, böylelikle dikkat çekeceksin ki; yeri geldiğinde senin de varlığın anımsansın ve sırada yer alabilesin.

Kazanamayacağını bile-bile aday olduğun muhtarlık, belediye başkanlığı, il genel meclisi üyeliği sonrasında bir bakarsın partiden birileri altına tabure uzatabilir. Bu birinci basamağıdır çıkılacak siyaset merdivenin… Sonraki basamaklarda da ufak-tefek görevlerde alacağın “Aferin”ler siyasetin bronz madalyaları olur bu yola soyunanlara. Yıllar akıp gider… Bakarsın siyaset sevdası benliğinize öylesine yerleşir ki, sizi öylesine sarar ki; artık dönüş yolunu bulmanız olası değildir. Basküle çıksanız 50-60 kiloyu basmazsınız, ama olsun sokaktaki davranışınızın ağırlığı, “Ben de varım” gururunuz sizi ister-istemez bir yerlere taşır. Kapılar açar önünüze… Artık “küçük dağlar” da yetmez size… “Var da, yok da” siz varsınız. Sizsiz olur mu hiç? Ülke yönetimine siyaset yoluyla soyunacaksınız, “devlet çarkı”nın nasıl çalıştığından haberiniz yoktur, ama “olsun ne çıkar” deyip işi hafife ve de vurdum-duymazlığa alacaksınız. Türkiye’de siyasetin zaafı bu noktadan başlar ve kimse bunu görmek istemez.

Milli eğitimimizde “demokrasi”, ilkokulda, orta eğitimde “iş olsun” havasında öğretilir. İşin özü, temel kuralları öğretilmeye kalkılsa “okulda siyaset yapılıyor” denilerek çığlıklar atılır. Ama demokrasi uygulamasına gelince… Devlet katında bulunmamış, devlet çarkının nasıl döndüğünü bilmeyenlere “Hadi yürü bu yollarda…” denilerek yerel yönetimden antrenmanlara başlatılır, daha sonra yapılacak “siyaset maratonu” için formda olması sağlanılır. Yerel yönetimlerde yolsuzluk olmuş, personelin sigorta primleri, elektrik bedelleri ödenmemiş…-Olsun, canım hükümet bir uygulama icat eder, af çıkarır. Olur-biter. Sırf demokrasinin ne olup-olmadığını öğreten okulları ya da eğitim sistemine demokrasi anlayışını/sevgisini getirmeyişimizin bedeli olan yukarıdaki manzarayı yıllar yılı yaşamadık mı?

Ülkede siyaset yapılıyor, demokrasiyi öğreten okul yok. Uygulamalar tezatlarla dolu… Örnek mi? Ohooo… Yer mi var ki hepsini yazayım… Memurunu çalışma hevesi, verimliliği varken 65 yaşında “emekli” eden yasa milletvekiline gelince neden işlemez, birileri açıklasak da anlasak. Seçilmedikleri halde ömür boyu “farklı emekli aylığı” almak da…

Demokrasiyi gerçek yaşamak, bilmekle başlar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.