Anayasa Mahkemesi, uzayan yargılamalarla mağdur olan taraf lehine tazminata hükmediyor. Mahkemenin buradaki amacı, uzayan yargılamayla, kararla beklediği hakka ulaşamayan tarafın uğradığı manevi zararı gidermek.

   Ülkemizde uzayan yargılamalar, uzayan bir gündem olma özelliğini koruyor. Her dönem konu mahkemelerden açıldığında ortak sıkıntı olarak davaların uzun sürdüğünden bahsedilir.

   Yapılan mevzuat değişiklikleri, alt yapı çalışmaları sonrasında yargılama hizmetinin kalitesinin artırılması ve süresinin kısaltılması için önemli düzenlemeler yapıldı. Ancak yine de bugün, hayatın her alanında artan hızın da oluşturduğu beklentinin eklenmesiyle yargının yeterince hızlı olduğundan hala bahsedemiyoruz.

     Mahkemelere gelen iş yükünün azaltılması, gelen işin daha seri şekilde halledilmesi için yine de yapılmayı bekleyen çok şey var. Ülkemizde mevcut dosya sayısına göre yeterince Hakim-Savcının olmaması, bir hakime veya savcıya düşen dosya sayısının çok fazla olması işi iyice çıkmaza sürüklüyor. Ayrıca her konunun adli makamların önünde çözülmeye çalışılması, alternatif yasal yolların yaygın olmaması da insanların adaletten beklentilerini azaltıyor.

    Son Anayasa değişikliğinin ardından Anayasa Mahkemesi’ne artık bireysel başvuru yapılabiliyor. Yasada belirtilen prosedür dahilinde, yargılama sürecinde anayasal haklarının zedelendiğini düşünen her vatandaş, hiçbir aracı kullanmadan dahi Anayasa Mahkemesi’nde hakkını arayabiliyor.

     Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılabilecek konulardan biri de uzayan yargılamalar. Buna göre, mahkemeler önünde davası olan kişiler, davalarının uzaması halinde Anayasa Mahkemesi’nden, Adalet Bakanlığı aleyhine açacakları bir dava ile manevi tazminat talep edebilmektedir. (6216 Sayılı Kanun’un 50.md.) Ancak tabi burada “uzayan yargılama” kavramı önem arz ediyor. Yasada veya diğer mevzuatta uzayan yargılamanın ne olduğu somut olarak belirtilmemiştir. Belirtilmesi de belki de doğru olmayacaktır. Davanın makul sürede bitirilip bitirilmediğinin, her davanın şartlarına göre ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir.

    Anayasa Mahkemesi’nde yukarıda belirtilen tarzda dava açmak için illaki davanın bitmiş olması da gerekmiyor. Dava devam ederken de Anayasa Mahkemesi’nde dava açılabilmektedir.

    Vatandaşların devletlerinden bekledikleri belki de en önemli hizmet; adalet hizmetidir. İnsanların mahkeme kapılarına gelmeden sorunlarını arabulucu, tahkim gibi müesseselerle çözmeleri için devlet gereken alt yapıyı daha işlevsel hale getirmelidir. Vatandaş, her hâlükârda mahkeme kapısına gelmişse de tez elden hak ettiği verilmelidir. Bir suçtan yargılanan sanığa dahi cezasının biran önce verilip cezanın infaz edilmesi adalettir! Örneğin, 10 yıl önce haksız dahi olsa o anki düşünceyle bir suça karışan birine, aradan geçen uzunca süreden sonra “Gel senin 2,5 yıl yatarın var” demek ne kadar adalettir tartışılır. Zira o süreçte, ilgili kendine yeni bir hayat kurmuş olabiliyor. Yeni baştan aynı suçun çemberine girmek ıslahtan çok hayatı eskiye döndürme sonucunu doğurabiliyor.

    Devletin adaleti hızlandırmak hatta yavaşsa telafi etmek için son dönemde yapıklarını takdir etmemek mümkün değil. Ancak yine de dünyadaki emsallere ve bizim vatandaş olarak hak ettiğimiz noktaya göre halen eksiklerimiz mevcut.

    Hak edene hakkının tez elden verdiği daha güzel günleri de görmek dileğiyle.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.